Wilhelm Backhaus ile Piyano Tekniği ve Eğitim

310 okuma

Wilhelm Backhaus (Bazı kayıtlarının üzerinde ‘Bachaus’ olarak ifade edilmiştir) Alman bir piyanisttir. Internet üzerinde yapılan aramalarda “Pedagog” sıfatına yer verilmiş olsa da kendi ifadesiyle bir “pedagog” değildir.

Leipzig doğumlu Backhaus ilk piyano derslerini 4 yaşında iken annesinden almıştır.

Yetenekli olduğu anlaşıldığında Leipzig konservatuarına yazdırılmış, daha sonra Frankfurt’ta Eugen d’Albert’ten özel dersler almıştır.

Henüz 9-10 yaşlarında iken Brahms’ın piyano konçertosunu hocası Eugen d’Albert’ten dinlemiştir. Bu icrada orkestrayı Brahms’ın kendisi yönetmiştir.

16 yaşında ilk konser turnesine çıkmış, 1905 yılında Béla Bartók’un ikinci olduğu Anton Rubinstein yarışmasında birincilik ödülünü kazanmıştır.

Beethoven ve Brahms yorumları ile tanınmıştır.


Teknik Problemler Üzerine

“Piyanodan elde ettiğim efektleri nasıl üretebiliyorum?”

Genç Alman artist Wilhelm Backhaus, bu soru sorulduğunda Ritz – New York’ta ki geniş dairesinde rahatça oturuyordu.

Konuştuğu esnada parmaklarını karşısındaki kuyruklu piyanonun tuşları üzerinde gezdiriyor, bazen de önemli teknik noktaları gösteriyordu.

“Yanıtım dinleyerek, eleştirerek, yargılayarak ve olması gerektiğini düşündüğüm noktaya getirene dek çalışıp bu efektleri üretebiliyorum olacak. Daha sonra istedikçe aynı efekti tekrar edebiliyorum. Ara sıra bu efektleri değiştirip farklı olanlarını deniyorum”

“Piyano ’da kullanacağım tabure konusunda belli noktalara dikkat ederim. Genel olarak yüksek oturma eğiliminde olan pek çok amatör piyaniste göre daha alçak seviyede otururum. Size piyano tabure seviyemi göstermek isterdim ancak tamirde.

Gam ve arpejlerin önemine inanacak kadar eski kafalıyımdır. Günümüz icracıları bu detay ile hemen hemen hiç ilgili değiller ancak ben bu iki konsepti çok önemli buluyorum.

Gam çalışmalarını önemli buluyor olmam her defasında tümünün üzerinden geçtiğim anlamına gelmemeli; birkaç tanesini seçiyor ve onların üzerinde çalışıyorum.

Saçma derecede kolay kalıplarda çalışırım. Örneğin elin başparmağın üzerinden geçmesi veya tam tersi şeklinde, özellikle arpejler için… Bu çalışmalardan birkaç doz elleri tekrar dinamik bir seviyeye taşıyor.”

Backhaus piyanoya dönerek bahsettiği prensipleri klavye başında çok net şekilde gösterdi.

“Gördünüz, elimi tuşlar üzerinde oldukça eğimli kullanıyorum” dedi.   

“Bu eğik pozisyon çok rahat. Arpej aralıklarında ve başparmağın gam geçişlerinde el kendine yeterli hale geliyor. Bazıları dirseklerimi dışarı fazla çıkardığımı düşünebilir, bunu önemsemiyorum, bu şekilde gamlar eşit tınıda ve akıcı oluyor.”

Tekniği Gözden Geçirme

“Haftada bir veya iki kez tekniğimi gözden geçirir, her şeyin yolunda olduğuna emin olurum. Bu kritik ve değerlendirmede ise elbette gamlar ve arpejler kendine düşen payı alır. Çalışırken legato, staccato ve diğer dokunuş tekniklerini kullanırım. Ancak yoğun olarak legato çalmayı tercih ediyorum. Bu diğerlerine göre daha zor ve güzel.”

“Belki de doğal bir tekniğe sahibim; doğuştan kabiliyetim olduğu için kolay bir şekilde tekniğe sahip olabiliyorum ve benimle kalıyor.

Hem Hofmann¹ hem de d’Albert² böyle bir doğal tekniğe sahipti.  Elbette teknik çalışmalar yapıyorum; hatalı olmasına izin veremem. Teknik gibi önemli bir parçasını göz ardı edemeyecek kadar çok seviyorum Piyanoyu. Bir artistin kendini ve tekniğini en üst seviyede tutması hem kendisine hem de seyircisine karşı sorumluluğudur. Artist sahnede seyircisine her zaman en iyisini vermek zorundadır.

Tekniğim hakkında söylemeye çalıştığım şey şu; diğerleri gibi zahmetli bir çalışma rutinine ihtiyaç duymuyorum. Ancak günlük teknik çalışmalar yapıyorum, dolayısıyla kısa sürelerde fazla yol alabiliyorum.

Bir turne esnasında günde bir saatten fazla teknik çalışmıyorum.”

Bay Backhaus görüşlerine parmak hareketleri ile devam etti:

“Neden parmaklarımı sadece gerekli yer ve zamanlarda kaldırdığımı, bunların dışında asla kaldırmadığımı soracaksınız? Breithaupt³ ’u tanır mısınız ? Bazı parmakları tuşlara basılı tutup diğerlerini kaldırarak yapılan teknik çalışmalar (piyano başında göstererek..) onaylamazdı, ama ben gerekli görüyorum.

Metronom konusuna gelirsek, ritim algısı gelişmemiş olanlar için kullanılmasında fayda görüyorum. Benimde kullandığım zamanlar oluyor, özellikle mekanik ritim ile müzikal ritim arasındaki farkı duyabilmek için – zira ikisi her zaman aynı olmayabiliyor.

Brahms’ın teknik egzersizlerini biliyor musunuz? Onları çok beğeniyor, sürekli yanımda taşıyorum. Bence mükemmeller.

Oktavları sormuştunuz. Şu an benim için çok kolaylar ama zor olduğu günleride hatırlamıyor değilim. Tek alternatifiniz, sürekli olarak onlara çalışmaktır. Küçük eller için zor, dolayısıyla uzun çalışmalar ile elinize kalıcı hasarlar vermemeye özen gösterin.

Azar azar ama sık çalışmalar ile ilerleyin. Altı ay içinde sonucunu göreceksiniz. Kürek çekmek oktavlar için güçlü bileklere yardımcı olacaktır.”

“Gücü nasıl elde ettiğimi sordunuz. Çok zor bir soru. Ufak bir çocuk yüzmeyi hemen öğrenirken bir diğeri için bu uzun zaman gerektirir, peki neden ? İlk akla gelen cevap, ‘doğal yetenek’. Kaliteli bir güçten söz ediyorum. Fiziksel kaba kuvvet değil. Piyano başında esnek ve rahat olabilmenin sonucunda üretilen o güç.

Hız konusunu ele alalım. Hız için özel bir çalışma asla yapmadım. Çok nadiren çalışmalarımı yüksek hızda yaparım. Yavaş çalışır, tonlamaya ve temiz bir ses üretmeye gayret ederim. Bu yolu izlediğim zaman, ne zaman hıza ihtiyacım olsa, o konuda bir problem yaşamadım.

“Ben bir pedagog değilim, öğretmen olmak için de zamanım yok. Kendi çalışmalarım ve konserler tüm zamanımı alıyor. Bence bir piyanist hem başarılı bir öğretmen hem de başarılı bir yorumcu olamaz. Ders veriyor olsaydım, diğerlerinin eserlerini analiz ve eleştiri huyuna sahip olmam gerekirdi. Ancak ben bir eleştirmen veya öğretmen değilim, bu sebeple efektlerimi nasıl yaptığım her zaman yanıt verebileceğim bir soru değildir.

Eski bir Alman şarkısında söylendiği gibi “Kuşun ötüşü gibi çalarım”

Modern Piyano Müziği

“MacDowell’ınız bazı güzel eserler bestelemiştir. Re minör konçertosunu biliyorum, birkaç kısa parçasını ve sonatlarını. Modern piyano konçertolarının fazla olmadığı doğru.

Rachmaninoff, MacDowell, Rubinstein’ın Re minörü ve Saint-Saens’in Sol minörü.

Neitzel ⁴ ’in ilgi çekici bir konçertosu vardır. Amerika’da çalındığını hatırlamıyorum, ancak ben çalıyorum. Bu konçerto güzel bir eserdir. Besteci tüm his, düşünce ve duygularını aktarmıştır.”

Bir Brahms Konçertosu

Bay Backhaus’un New York Senfoni ile çaldığı Brahms’ın dokunaklı ikinci konçertosunu dinlerken, aklıma Berlin’deki öğrencilik yıllarımdan bir anı geldi.

Bu özel bir konserdi. Onur konuğu ve solist Brahms’ın kendiydi! Von Bülow orkestrayı yönetti, Brahms ikinci konçertosunu çaldı.

Hamburglu üstat bir virtüöz değildi, piyanoya dokunuşu kuru ve sertti. Ancak alkışı hak eden bir maharet ile çaldı. Piyano başında kocaman kafası ve uzun sakalları ile akılda kalıcı bir figürdü.

Elbette performansı müthiş bir heyecan ve ilgi yarattı, bağırışlar ve alkışlar hiç kesilmedi.

Bu anımı Bay Backhaus’a anlattım;

“İlk Brahms konçertomu Viyana’da Hans Richter yönetiminde çaldım. Bu esere çalışmamı da kendisi istemişti. Amerikalılar Brahms’a hayranlık duymaya ve onu dinlemeye yeni yeni başlıyorlardı. Richter’in buna katkısı çok büyüktür.

Böyle bir esere çalışırken, sadece kendi partisyonumu değil, tüm orkestranın notalarını bilmeniz gerekir. Ben bir konçertoya çalışırken her zaman tüm orkestrasyona çalışırım, böylece önümdeki her şeyi bilirim”

¹  Josef Casimir Hofmann [1876-1957]

² Eugen d’Albert  [1864-1932]

³ Rudolf Maria Breithaupt [1873-1945]

⁴ Otto Neitzel [1852-1920]

YORUM YAP

Your email address will not be published.