Verdi ve Purcell’in Büyücüleri

306 okuma

Purcell’in Operası ve Prelüd

Romalı/ Latin şair Vergilius’un “Aeneis” isimli eserinde Aeneas ve Kartaca Kraliçesi Dido’nun hikâyesi anlatılır. Aeneas, Kral Ankhises ile Aphrodite’nin oğludur ve Truva Savaşı’nın sonrasında yeni bir yurt arayan Truva halkına önderlik eder. Sağ kurtulan savaşçılar Kaz Dağı’nın güneyinde yer alan “Antandos”- günümüzde Altınoluk – şehrinden hareket eder, rüzgâr onları Kartaca’ya sürükler. İşte Henry Purcell’ın 1689 tarihli operası tam burada başlar. Eserin ilk temsili Londra Chelsea’deki özel bir kız okulu olan Josias Priest Yatılı Kız Okulu’nda gerçekleştirilmiştir. Eserin Türkiye prömiyeri ise, 1995 yılında Leyla Pınar yönetimindeki İstanbul Barok (Topluluğu) gerçekleştirmiştir.

Esere ait özellikler arasında Henry Purcell’ın ilk “gerçek” operası olması da vardır. Eserin başından sonuna kadar hiç konuşma sesi kullanılmaz. Eser İngilizce yazılmıştır ve Barok dönemdeki önemli operalardandır. Librettosu ise Nahum Tate tarafından kaleme alınmıştır. Eserin içinden tek bir kısmı inceleyeceğim için ilk önce genel hatlarıyla ilgili bilgiyi vermeyi uygun buldum.

1. PERDE

Sahne I: “Kartaca Sarayı”

Belinda (soprano), Kartaca Kraliçesi Dido’nun (soprano) nedimesidir, Dido’nun biraz daha neşeli ve iyi görünmesi için çabalamaktadır. Belinda Kraliçe’nin bu üzüntüsünün gemisi Kartaca kıyılarına savrulan Aeneas sebebiyle olduğunu, ikisinin evlendiklerinde bu üzüntünün geçeceğini savunur. Daha sonra sahneye Aeneas (tenor veya bariton) girer. Başta sinirli yaklaşmış olsa da daha sonra Dido Aeneas’ın evlilik teklifini kabul eder.

Sahne II: “Büyücü Kadının (Büyücüler Kraliçesi’nin) Mağarası”

Bir büyücü (mezzo-soprano) Kartaca’yı ve kraliçesini ortadan kaldırmak için komplo planları hazırlamıştır.

Büyücüler korosu bu komployu ve beklenen sonucu gayet mesut şekilde ve kahkahalar atarak karşılar ve mağara onların korkunç gülme sesleri ile dolar. Plana göre büyücünün hizmetlilerinden biri tanrı, onu Jüpiter’in kendisini gönderdiğini söyleyecek ve Merkür’ün kılığında Aeneas’ı Kartaca’dan ayrılmaya ikna edecek, bu Dido’yu yasa boğacak ve Dido hayatına son verecektir.

2. PERDE

“Koruluk”

Dido ve Aeneas bir sürek avına çıkmışlardır. Büyücülerin çıkardığı korkunç fırtınaya kadar avlanmaya devam ederler. Bu fırtına sebebiyle Aeneas saraya doğru sürüklenir ve Merkür (tenor) ona büyücünün hizmetlilerinin ruhundan olan taklit sayesinde görünür. Jüpiter’in ona Truva’ya geri gitmesi gerektiğini söyleyen Merkür’ün dediklerini tanrıların gazabından korkan Aeneas kabul eder, sahneden hemen ayrılarak Kartaca’dan ayrılma hazırlıkları yapmaya gider. Bu sırada Dido’yu nasıl yatıştıracağını düşünmektedir.

3. PERDE

“Kartaca Limanı”

Truvalı gemileri dönüş hazırlıkları yaparken denizciler bir şarkı söylemeye başlarlar (tenor) şarkıda geri dönüp Kartaca’yı ziyaret edeceklerine dair de söz verirler. Kraliçesi planının ikinci kısmında Aeneas’ın denizde ölmesi hakkında bir solo aryayı söylemeye başlar.

“Saray”

Dido ve Belinda sahneye girerler. Aeneas’ın gitmesine çok şaşırmışlardır. Dido bitkindir ve Belinda onu iyi hissettirmek için çabalamaktadır.

Daha sonra Aeneas geri gelir, Dido bu onu kaybettiğini sandığını ve çok korktuğunu söyler. Aeneas olanları açıkladığında, Dido Aeneas’ın kendini bırakıp ayrılmasının sebeplerinin doğru olmadığını söyler.

Aeneas tanrıların emrini yerine getirmeyip Dido’nun yanında kalmayı kabul ettiğini söylemesine rağmen Dido Aeneas’ın kendisini bırakıp ayrılmasını düşünmesinin bile onu üzdüğünü söyler ve artık birlikte olmalarının imkânsız olduğunu açıklar; onun bu kararını kabul etmez ve yanından uzaklaşmasını ister.

Böylece Dido Aeneas’ı ayrılmaya zorladıktan ne yapacağını, “Dido’nun Ağıtı” adı verilen, arya ile açıklar. (Death Must Come When He is Gone (O ayrılınca ölüm gelmelidir). Dido kendini hançerleyerek hayattan ayrılır.

Giuseppe Verdi’nin Macbeth Operası

William Shakespeare’in 1607’de tamamladığı trajedisi Macbeth, Francesco Maria Piave’nin yazdığı libretto ile de Giuseppe Verdi’nin 11. Operası oldu ve 14 Mart 1847’de Floransa’da ilk kez sahnelendi. Eser Giuseppe Verdi’nin önemli gençlik eserlerinden biri olmakla beraber iyi bir başarıyı da yakalamıştır. 11. Yüzyılda geçen eserin geçtiği ülke İskoçya’dır. General Macbeth, cadıların kehanetini uygulayarak eşi Leydi Macbeth’in de yardımıyla kralı öldürür ve tahtın başına geçer. Tabii ki bununla kalmaz ve merhum kralın destekçileri yeni kral Macbeth’ten intikam almaya yemin ederler.

Macbeth tahtından ayrılmamak için kehanette geçen her şeyi ortadan kaldırmaya karar verir. 4. Perdede merhum kralın oğlu tarafından öldürülen Macbeth ölmeden önce ünlü bariton aryayı söyler “Perfidi… Pieta, rispetto, amore… Mal perme” (Hainlik… Merhamet, saygı ve aşk)

Başrolü bir tenora değil, baritona vermek; kötü karakterli kişileri eserin kahramanı yapmak, eserde tek bir aşk öyküsünü değil, yükselme hırsı, vicdan huzursuzluğu gibi konuları işlemek ile Verdi bu eserde operaya birçok yenilik getirmiştir.

Macbeth Operasında Cadılar

Shakespeare’in doğaüstü karakterlere belki de en fazla önem verdiği eser olan Macbeth’te cadıların rolü, eserin içinde oldukça önemlidir. Döneminde Cadı sahneleri Shakespeare’e pek yakıştırılamamış, hatta bu eklemelerin Thomas Middleton tarafından yapıldığına inanılmıştır.

Shakespeare ve bu yazarın en ünlü oyunlarından biri “The Witch” yani “Cadı” adını taşıyordu. Elizabeth çağı seyircileri için tabiatüstü yaratıklar çok ilgi uyandırıcı ve neredeyse elle tutulur birer gerçek olduğundan, Middleton’un bu oyununu halk çok tutmuştu. The Witch’in başarısını görünce, Middleton’un eserlerini de sahneye koyan Shakespeare’in kumpanyası, Cadılar konusunu biraz daha işleyerek, Macbeth’e yeni ve daha çekici bir çeşni vermek işini belki de bu yazara yüklemişti. The Witch ile Macbeth’in cadı sahneleri arasındaki bazı benzerlikler de bu görüşü destekler.

Cadıların, bu oyunun baş karakterlerinden sayılabilecekleri düşünüldüğünde tragedyanın gelişiminde önemli bir rol oynamaktadırlar. Macbeth oyunun en başında gök gürültüleri arasında karşısına çıkan ve gelecek ile ilgili kehanette bulunan bu cadılar olmasa, kendi bilinçaltında gizlenen hırslar ve istekler olduğunu fark edemezdi. Cadılar ve kehanetleri olmadan Kral Duncan’ı öldürmüş olsaydı, bu tragedya aynı etkiyi yaratmayacaktı. Shakespeare cadılar karakterlerini ekleyerek oyuna sıradanlıktan uzak, esrarengiz bir hal kazandırmıştır.

1. PERDE

Sahne I: “Bir Fundalık Kır”

Bir grup cadı bir savaş meydanının kenarında odun toplamaktadır. Savaşta galip gelen generaller, Macbeth ve Banco, sahneye girer. Cadılar Macbeth’in Glamis’in lordu, Cavdor’un lordu ve bundan sonraki kral olacağını dile getirir. Banco’yu ise gelecekte ortaya çıkacak krallar hanedanının kurucusu olarak betimler. Kraldan gelen ulaklar Macbeth’e Cavdor’un Lordluğu verildiği haberini getirir.

Sahne II: “Macbeth’in Şatosu” 

Leydi Macbeth, kocasından gelen ve cadı kadınlarla karşılaşmasını anlatan mektubu okumaktadır. Leydi Macbeth kocası Macbeth’i İskoçya tahtına çıkarmak için her şeyi yapacaktır. Leydi Macbeth, İskoç Kralı Duncan’ın gelip şatosunda kalacağını haber alır. Kralı o akşam öldürtmeye karar kılar. Kral ve maiyetindeki soylular gelirler. General Macbeth cinayeti işlemek için kendinden emin olduğunu düşünür fakat sonra bu dehşet verici fikri değiştirir. Leydi Macbeth cinayeti işleyecek kişidir. Kralın nöbetçilerini suçlamak için üzerlerine Duncan’ın kanını sürer ve cinayet silahı olan Macbeth’in hançerini onların kıyafetleri arasına saklar. Macduff bu cinayeti ortaya çıkarır. Bir koro bu katilin intikamının alınması için dua eder.

2. PERDE

Sahne I: “Şatoda Bir Oda”

General Macbeth kral olmuştur. Fakat cadılar kendisinin bir hanedan kurmayacağını ve Banco’nun yeni hanedan kuracağını kehanet olarak vermişlerdir. Karısına, bu kehanetin gerçek olmasını önlemek için bir ziyafete çağırdığı Banquo ve oğlunu bu ziyafetten önce öldürmeye karar verdiğini söyler.

Sahne II: “Şatonun Dışında”

Bir grup katil pusuda beklemektedir. Banquo endişeye düşmüştür. Banquo pusuya düşürülür ve öldürülür ama oğlu Fleanzio’nun katillerden kurtulup kaçmasını sağlar.

Sahne III: “Şatoda Bir Yemek Salonu”

Macbeth ziyaretçilerini şatosunun yemek salonda ağırlamaktadır. Gelen habercileri sofradan ayrılıp gören Macbeth Banquo’nun bir suikaste kurban gittiği haberini alır. Fakat masaya döndüğü zaman kendi yerinde Banquo’nun hayaletinin oturduğunu görür. Macbeth hayalete bağırmaya başlar. Bütün misafirler korkularından ziyafetten ayrılırlar ve ziyafet birden son bulur.

3. PERDE

Sahne I: “Cadıların Mağarası”

Karanlık bir mağarada cadı kadınlar bir büyük kaynayan kazan etrafında toplanmışlardır. Macbeth girer. Cadılar onun için büyü ile üç hayalet ortaya çıkarırlar. Birinci hayalet ona Macduff’dan korkmamasını söyler.

İkinci hayalet kendisinin bir kadından doğmuş olan bir erkek tarafından öldürülemeyeceğini söyler. Üçüncüsü ise Birnam Koruluğu kendine karşı yürüyüşe geçmeden kendisinin yenik düşemeyeceğini açıklar.

Cadılar bundan sonra Macbeth’e Banquo’nun hayaleti ve gelecekte tahta çıkacak İskoçya kralı gösterirler ve orijinal kehanetin doğru olduğunu açıklarlar Macbeth birden baygın düşer ve ayıldığı zaman kendini şatosunda bulur. Macbeth ve karısı, Macduff ve Banquo’nun bütün ailesini ortadan kaldırmaya karar verirler.

4. PERDE

Sahne I:

Sınırdan biraz ileride Birnam Koruluğu bulunmaktadır. Macduff, zalim diktatör Macbeth emriyle karısının ve çocuklarının öldürülmelerinin intikamını almakta azimlidir. Orada Kral Duncan’ın oğlu olan Malcolm ve onun İngiltere’de topladığı ordu ile buluşur. Malcolm askerlerine her askerin Birnam Korusu’ndaki ağaçlardan bir dal kesip Macbeth’in ordusunu hücum edecekleri zaman bu dalları ellerinde bulundurmalarını emreder. Malcolm ve bu ordu İskoçya’yı zalim diktatörlük boyunduruğundan kurtarmaya kararlıdır.

Sahne II: “Macbeth’in Şatosu”

Bir hizmetli ve bir doktor uykuda gezen Macbeth’in kraliçesinin ellerini yıkama hareketleri yaptığını sanki ellerine bulaşmış kanı temizlemeye çalıştığını.

Sahne III: “Savaş Meydanı”

Macbeth kendi yönetimini ortadan kaldırmak için bir ordunun kendine doğru yöneldiği haberini almıştır.

Fakat hayaletlerin kehanetini hatırlayıp bu gelişmeden çok endişelenmez. Kraliçesinin ölümünün haberini de alır ama buna pek aldırış etmez. Askerlerini toplar ve şatosuna doğru yürümekte olan orduyu gözler.

Ellerinde ağaç dalı taşıyan orduya şaşırır kalır; Birnam Koruluğu şatosu önüne gelmiştir. İki ordu çarpışmaya girişirler. Macbeth çarpışmayı kaybeder.

Macduff kaçan Macbeth’i kovalar ve onunla savaşır; Macbeth yenilir.

 Macduff Macbeth’e annesinin doğal olarak doğum yapmadığını ama sezaryen ameliyatla annesinin rahminden ‘”sökülüp” alındığını ifşa eder. Öldürücü bir yara almış olan Macbeth son nefesinde kendinin düşüşünün sebebinin cehennemden getirilmiş olan kehanetlere inanmak dolayısıyla olduğunu söyler. Macbeth ölür ve Macduff’ın askerleri Macduff’ı yeni kral olarak ilan ederler.

İki Eserin Karşılaştırılması

Oldukça büyük farkların olduğu iki eser dönemlerinin özelliklerini derinlemesine taşır. Giuseppe Verdi İtalyan Opera ekolünün en önemli temsilcilerinden biri olup operaya birçok yenilik getirmiştir. Henry Purcell ise kendi döneminde özellikle İngilizce yazdığı eserlerle fark yaratmıştır.

Henry Purcell’ın “Büyücüler İçin Prelüd” eserinde tipik bir Barok dönem parçasını hissetmek mümkün. Girişinde yaylı çalgıların egemenliğindeki kısımda mezzo-soprano büyücünün tek kişi söylediği aryayı duyuyoruz.

Arya genellikle parçalara bölünerek kaydedilmiş olsa da II. Perdenin neredeyse yarısına kadar uzanır. Önce büyücü ve ilk cadı, sonra büyücü ve ikinci cadı, son olarak da iki cadının birbirleriyle konuşması inceleyeceğimiz bölümün tamamına dahildir. Özellikle cadıların söylediği kısımlarda barok dönem eserlerinin tipik bir özelliği olan bol süslemeli yapıyı ve arkadan gelen sürekli bası, tamamen seslerin yaptıklarını taklit eden enstrümanları duyarız. Cadıların yaptığı planlar Dido ve Aeneas’ın hayatlarını çok kötü etkileyecek planlar olsa da benim görüşümde çok da fazla korkutucu şekilde verilmemiş, daha çok cadıların eğlendiği bir arya olarak gösterilmiştir.

Cadılar Verdi’nin eserinde neredeyse başrol kadar önemli ve hikâyenin en önemli olayının olmasını sağlayan kişilerdir. Bu eserde de cadılar kötü ve çirkin görülmüş, toplumdan dışlanmışlardır. Verdi İtalyan Operası ve genel olarak opera tarihine büyük katkılarda bulunmuş, operayı konu ve yapı bakımından oldukça değiştirmiştir.

Önceki dönemlerden çok daha özgürce tasvir edilmiş karakterler aynı Macbeth’te de olduğu gibi sahneye açıkça taşınmıştır. Burada cadılar Purcell’ın eserinde olduğu gibi kötülük yapa niyetinde değil, kendi öngörülerini paylaşmanın niyetindeler. Fakat ilgili eser hem daha karanlık hem de daha saldırgan bir üslup ile işlenmiştir. Cadıların savruk davranışları hem dans hareketlerinde hem sözlerde hem de müzikte kendisini gösterir.

Purcell’ın eserinde olduğu gibi fazla süsleme kullanarak eserin dokusunu hareketlendirmek yerine karmaşık bir melodi oluşturularak doku kazandırılmıştır. İki eserin en önemli farklarından biri de enstrüman eşlikleridir. Verdi’nin eserinde çok daha zengin bir melodik yapı enstrümanlar tarafından oluşturulur. Romantik dönemin en belirgin özelliklerinden biri de zaten geniş orkestralar için eserlerin bestelenmesidir.

Eserlerin özellikle konu bakımından benzerlik içermesinin müzik hakkında daha fazla farklılığı ortaya çıkaracağını düşündüm, bu yüzden sözlerin farklılığını da inceledim.

WITCHES: (CADILAR)

I.Three times the cat has mewed in heat.
II. Three times the hoopoe has mourned and wailed.
III. Three times the porcupine has yelped to the wind.

(I. Kedi sıcakta üç kez mırıldandı.)
(II. Üç kez ibibik ağladı ve yas tuttu.)
(III. Kirpi üç kez rüzgârla konuştu.)

ALL (TÜM CADILAR):

This is the hour!
Come, let us dance quickly round the cauldron
and mix powerful brews in our circle.
Sisters, to work! The water is steaming,
crackling and bubbling.

(Vakit geldi! Gelin hadi kazanımızın etrafında dans edelim ve güçlü demleri karıştıralım. Su kaynıyor, kabarcıklanıyor ve fokurduyor, Kardeşlerim, koyulun işe!)

I. Poisonous toad,
which sucks wolfsbane,
thorn, root
plucked at twilight,
cook and bubble
in the devil’s pot.

(Alacakaranlıkta kökünden sökülmüş Kurtboğan dikenini emen zehirli kurbağa, piş ve kabarcıklan Şeytan’ın tenceresinde.)

II. Tongue of viper,
hair of bat,
blood of monkey,
tooth of dog,
boil and be swallowed up
in the infernal brew

(Engerek dili, yarasa tüyü, maymun kanı, köpek dişi, kaynadı ve yutuldu şeytanın deminde.)

III. Finger of child
strangled at birth,
lip of Tartar,
heart of heretic,
thicken the hellish broth.

(Koyulaştırılıyor cehennemin suyu, doğumunda boğulmuş bir çocuğun parmağı, bir Tatar’ın dudağı, bir sapkının kalbiyle.)

ALL (BÜTÜN CADILAR):

Boil! Boil!
Spirits,
black and white,
red and blue
blend together!
You who well
know how,
blend together!

(Kayna, kayna! Ruhlar, beyaz ve siyah; kırmızı ve mavi, karışmayı iyi bilenler karışın birlikte!)

Görüldüğü üzere bir Barok eserinde asla kullanılmayacak türden kelimeler eserin içerisinde kullanılmış. Bu Verdi ile operada oturmuş bir durumdur. Şimdi de Dido ve Aeneas operasının ilgili kısmının sözlerine bakalım:

SORCERESS

Wayward sisters, you that fright
The lonely traveller by night
Who, like dismal ravens crying,
Beat the windows of the dying,
Appear! Appear at my call, and share in the fame Of a mischief shall make all Carthage flame. Appear!
[enter Enchantresses]

SAHİRE

Sapkın kardeşlerim, siz ki;
Korkuttunuz gece münferit gezeni,
Çığırttınız kasvetli bir kuzgun misali,
Çaldırttınız eceldekilerin penceresini.
Gelin! Çağrıma gelin ve şanını yaşayın
Kartaca’yı yakacak olan düzenbazlığınızın.
Gelin!

[Cadılar sahneye çıkar]

FIRST WITCH

Say, Beldam, say what’s thy will.

İLK CADI

Söyle acuze, söyle nedir istediğin

CHORUS

Harm’s our delight and mischief all our skill.

KORO

Hazzımız şer, tüm hünerimiz fesatlıktır bizim


SORCERESS

The Queen of Carthage, whom we hate,
As we do all in prosp’rous state,
Ere sunset, shall most wretched prove,
Depriv’d of fame, of life and love!

SAHİRE

Kartaca Kraliçesi’ne nefret duyarız
Bu müreffeh diyarda hepimiz
Güneş batmadan evvel, kanıtlasın en şerlimiz
Alsın elinden canını, şanını ve yâranını!

CHORUS

Ho, ho, ho, ho, ho, ho! [etc.]

TWO WITCHES

Ruin’d ere the set of sun?
Tell us, how shall this be done?

İKİ CADI

Güneş batmadan evvel mi?
Söyle bize, bu nasıl yapılabilir?

SORCERESS

The Trojan Prince, you know, is bound
By Fate to seek Italian ground;
The Queen and he are now in chase.

SAHİRE

Bilirsiniz ki Truva Prensi,
İtalyan toprağı aramaya bağlı kaderle;
O ve kraliçe artık birbirine biçare.

FIRST WITCH

Hark! Hark! the cry comes on apace.

İLK CADI

Kulak verin! Kulak verin! Feryat kopuverir süratle.

SORCERESS

But, when they’ve done, my trusty Elf
In form of Mercury himself
As sent from Jove shall chide his stay,
And charge him sail tonight with all his fleet away.

SAHİRE

Onlar birlikteyken benim sadık elfim
Bürünecek kılığına Merkür’ün
Jüpiter’den gelen bir ulakmışçasına,
Kovup gönderecek onu filosuyla uzaklara.

CHORUS

Ho, ho, ho, ho, ho, ho! [etc.]

[Enter a Drunken Sailor; a dance]

KORO

[Sarhoş bir denizci belirir, dans başlar]


TWO WITCHES

But ere we this perform,
We’ll conjure for a storm
To mar their hunting sport
And drive ’em back to court.

İKİ CADI

Bundan evvel ama,
Çağıracağız bir fırtına
Av oyunlarını bozup
Süreceğiz onları geri saraya.

CHORUS

[in the manner of an echo.]
In our deep vaulted cell the charm we’ll prepare,
Too dreadful a practice for this open air.


KORO

[Yankı halinde]
Kubbeli zindanımızda hazırlayacağız büyüyü,
Bu açık havaya seza, yoktur bundan ürküncü.

ECHO DANCE [Enchantresses and Fairies]

YANKILI DANS [Cadılar ve Periler]


*Şiir çevirisi: Utku Asrın Karakuş.

Görüldüğü üzere Henry Purcell’ın eserinin librettosu çok daha şairane bir üslup kullanılarak, kötülüğün içinde bile estetiği kaybetmemek anlayışını güderek yazılmıştır. Bu üslup farkı iki dönem özelliklerinin farklarını gözler önüne sermektedir. İki eserin farklarının kavranması için yapılması gereken en önemli adım eserleri iyi bir dinleyicinin özelliklerine sadık kalarak dinlemektir.

Yazımın toparlanması gerekirse, Barok ve Romantik dönemi birbirinden ayıran herkesin bu iki eser arasındaki temel farkların görüleceğini düşünüyorum. Sözler, melodik yapı ve enstrümantasyon farklılıkları bu iki eser için temel farklardır. Konu bakımından benzerlik göstermesi ve hikâyelerin en can alıcı kısımlarının cadılar tarafından değiştirilmesi ise iki eserin benzer kısımlarıdır.


KAYNAKÇA:

“Oxford Companion of Music”, 295-296
 
Urgan, Mina (1965). Macbeth (Bir İnceleme). Çan Yayınları, İstanbul

Urgan, Mina (1965). Macbeth (Bir İnceleme). Çan Yayınları, İstanbul

Willİam Shakespeare’in Macbeth Oyununun İncelenmesi Ve Giuseppe Verdi Tarafından Operaya Dönüştürülmesi, Ayşe DAĞISTANLI, Yüksek Lisans Sanat Çalışması Raporu, Ankara 2014.

YORUM YAP

Your email address will not be published.