Teresa Carreno ile Piyano Tekniği ve Eğitim

222 okuma

Erken Yaşta Teknik Eğitim

“Müzikal Amerika” ‘nın 8 Kasım 1913 tarihli baskısında şöyle bahsedilir:

“Her zaman genç, dimanik ve büyüleyici olan piyanist Teresa Carreno yine bizimle”

Genç bir kızken onu ilk dinlediğim günü hala hatırlıyorum. Büyülenmiştim! Heyecan, ateş, devinim dolu bir performanstı… Etkilenmemek mümkün değildi.

Taklit edebilmek için o kadar çok uğraşmıştım ki ! Sadece tuşesini değil, sahnedeki ışığına da hayran kalmıştım. Bilinçli bir gizemi vardı, yürüyüşü, tavrı…

Beyaz kolları, bilekleri ve o unutulmaz kırmızı fuları ile gözlerimin önüne geliyor…

Bayan Carreno ile karşılaştığımız da kırmızı fularından bahsetmem kendisini çok mutlu etmiş, bir o kadar da şaşırtmıştı.

“Kendimi, o fuları giydiğim yıllar kadar genç hissediyorum hala” dedi.

Sohbet – doğal olarak – piyano ustalığı konusuna geldi. Carreno şöyle devam etti:

“Çalışmalarıma çok erken yaşta başlamanın avantajını kullandım. 3 yaşlarında tuşlar ve tonlarla oynamaya başlamıştım, piyanonun sesine hayrandım. 6 yaşında ise daha ciddi bir çalışma rutinine girdim. 9 yaşında Chopin’in la bemol baladını çalıyordum.

Bir diğer avantajım ise ilk öğretmenim – yani babamdı! Piyanoya olan ilgili görmüş, düzgün bir eğitim almam gerektiğine karar vermişti. Müthiş bir piyano eğitim sistemi oluşturmuştu. Benim için başarılı olan bu sistemi şu an öğrencilerim için de kullanıyorum.

Babam, esneme ve birkaç jimnastik egzersizi bulmuştu. Benim üzerim de mucizeler yarattı diyebilirim. Ancak her konuda olduğu gibi, tüm bu egzersizler doğru şekilde yapılmalı, aksi halde bir fayda beklenmemeli.”

580 Teknik Egzersiz

“Babam benim için tam 580 tane teknik egzersiz oluşturmuştu. Bir kısmı ünlü bestecilerin en zor pasajlarını içermekteydi. Bunlar tek el için olsa da babam iki el için aranjeler yaptı.

Bu sayede her iki elim de eşit miktarda çalıştı. Tüm egzersizleri çalmam üç günümü alıyordu.

Egzersizler tüm tonalitelerde çalınmalıydı. Legato, yarım staccato ve staccato dokunuş ile de tekrar edilmeliydi.

Bu denli teknik yoğun bir çalışmayı hayal edebiliyor musunuz? Günümüzde öğretmen ve öğrenciler etüt ve piyano parçaları dışında bu tarz teknik çalışmalara neredeyse hiç vakit ayırmıyor.

Eğitimimin bir diğer önemli parçası ise kendi eleştirmenim olabilmemdi. Dinlemeyi ve kendi çaldığım esere eleştirel yaklaşabilmeyi de öğrenmiştim. Bu meziyet, erken yaşta daha kolay öğrenilebilir.

Başarımın büyük bir bölümünü bu meziyete borçlu olduğumu söylemeliyim. Öğrencilerime de bu beceriyi aşılamak için uğraşıyor, rutinlerinin bir parçası haline getirmelerini tavsiye ediyorum.

Transpoze etmenin önemi

 Azimli hocamın üzerinde ısrarla durduğu bir diğer çalışma yöntemi ise eserlerin transpozesiydi. Bu beceriyi doğal ve bilinçsizce kazandım, öyle ki bana sıradan bir rutin hissi veriyor, üzerinde fazla emek harcadığım bir işe bürünmüyordu.

Babam dersler bana şöyle derdi: “Bu eseri do majör tonalitede çalabiliyorsun ama re majör çalabileceğini sanmıyorum”

Bu şüphe dolu taktiksel yaklaşım beni ateşler ve hemen tonaliteyi değiştirerek çalışmaya çalışırdım. Kısa sürede de başarılı olurdum.

Şöyle söyleyebilirim; çalabildiğim bir eseri tüm tonalitelerde icra edebilirim.

Eğitimimin ilk bir yılı sadece teknik çalıştım. İlk parçam ise Mendelssohn’un Capriccio’su (Op.22) idi. Gördüğünüz gibi, temelin inşasında oldukça sabırlı bir öğrencilik geçirdim.

Şimdiler de ise kısa yollar, mekanik çalışmalar ile piyanistler süreyi kısaltmaya, başarıya hızla ulaşmaya çalışıyor. Ancak hiçbirinin başarılı olduğunu göremedim.

Başarıya giden asil yol, doğru yönlendirilmiş sıkı bir çalışma gerektirmektedir.

Bayan Carreno’ya, neredeyse hiç yorulmadan veya fiziksel kuvvet harcamadan bu güce nasıl ulaştığını sordum. Şöyle yanıtladı:

“Gücün sırrı gevşemedir. Piyano başında gergin kasları gevşetmektir…

Çaykovski’nin konçertosunda yer alan o ağır oktavları çalarken ellerimin varlığı tamamen bilinç dışı geliyor. Ellerim omuzlardan itibaren varlığını yitirmiş, hamur kadar yumuşak bir uzuv oluveriyor. Bu şekilde, kendimi sakatlamadan saatlerce piyano çalabilirim.

Bu bir nevi zihinsel rahatlama olarak da tarif edilebilir. Önce düşünüp, sonra uygulayabiliriz.

Bu kaliteli çalış Rudolf Breithaupt’ı çok etkilemiş olacak ki, meşhur kitabı olan “Weight Touch” (Ağırlık ile Dokunuş) bana ithaf edilmişti.

Bana özgün olduğu söylenen bu kalite tonu elde edebilmemin tek sebebi piyano başında kontrollü gevşemem ve esnekliğimdir.

Bayan Carreno ile ilgili dikkatimi çeken bir diğer nokta da elleriydi. Piyano için yaratılmış ve muhteşem bir adaptasyon gösteriyorlardı.

“Evet, ellerim Rubinstein’ın ellerini çok benziyor. Ufak bir kızken Londraya, Rubinstein için çalmaya gitmişti. Beni çok beğenmiş ve kanatlarının altına almıştı. Tüm gittiğimiz yerlerde benden “müzikal kızım” olarak bahsetti.

Yıllar sonra New York’ta bir otel lobisinde otururken yaşlı bir adamın elleri dikkatimi çekmişti. Tıpkı Rubinstein’ın elleri gibiydi. Biraz daha yakınına gidince göz göze geldik, o Rubinstein’ın ta kendisiydi ! Hemen ayağa kalktı ve beni kucakladı.

Berlinden, orada ki müzikal çevreden, H. Von Bülow ve Klindworth ‘dan bahsettik.

Klindworth’un Beethoven ve Chopin edisyonlarında gösterdiği başarıyı övdük.

Goethe’nin söylediği gibi; Klindworth bu çalışması ise kendi anıtını inşa etmişti.

Amerika’da olmayı ve burada çalmayı çok seviyorum. Avrupalıların düşündüğünün aksine, ticari bir ruh hâkim değil. Tam tersi! Müzik ruhu oldukça yaygın ve hızla da gelişiyor!

YORUM YAP

Your email address will not be published.