Skryabin ve Prometheus İdeası

877 okuma

PROMETHEUS MİTİ ÜZERİNE
Hesiod, Yunan didaktik şiirinin babası 18. yüzyılda da ününü yitirmemişti. Bunun sebeplerinden biri de sözlü geleneğe kattığı süslemeleri yazılı hale getirmesi ve Prometheus hakkında birkaç büyük bölümü kaleme almasıdır. 8. yüzyılda yazdığı “Tanrıların Doğuşu” (Theogonia) eseri Tanrıların, ateşini çalan Titan Prometheus hakkında yazılmış ilk eserdir.

İnsanlığın dostu Prometheus, kurnazdı. Diğer Titanlar gibi Tanrılara isyan etmemiş, tarafsızlığını korumuş ve Zeus’un sempatisini kazanmıştı. Zeus onu Olympos’daki ölümsüzlerin arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kin besliyordu. Kendi gözyaşıyla yoğurduğu balçıktan ilk insanı yarattı. Sonra onun acizliğine acıyarak, Hephaistos’un ocağından bir kıvılcım çaldı ve insanlara armağan etti. Bu armağan ona işkenceyi getirdi ve Prometheus Zeus tarafından kartal dağında zincire vuruldu. Her gece gelen bir kartal tarafından karaciğeri canlı bir şekilde yenerek cezalandırıldı. Onu bu dağdan Herakles kurtarmıştır. Zeus bu hırsızlık sebebiyle insanlığa kötülüğü, ızdırapları verdi; ateşi saklamıştı ama Iapetos’un onurlu evladı Prometheus onu Zeus’tan çaldı. Kin duygusuyla dolup taşan Zeus, Pandora’yı, ilk bakireyi yarattı ve insanlığa onu gönderirken eline kötülüğü ve ızdırapları doldurduğu bir kutu da verdi. Ateş, mekanik sanatlar, bilim, dil, hayal gücü hatta bilincin bizzat kendisi için çok önemli bir kaynağı oluşturdu.

Prometheus bizden saklanan “bilgiyi” açığa çıkararak bizlerin kurtuluşunu sağlamıştır. Herkül’ün (Herakles) onu kurtarmasıyla Prometheus karaciğerini her gün yiyen kartalı buldu, Zeus’un Prometheus’u cezalandırmakla görevlendirdiği kartalın karaciğerini yiyerek intikamını aldı. Zeus daha sonrasında Prometheus’u affetti ve tekrar ölümsüzler arasına aldı. Onun bilgiyi açığa çıkarma serüveninde yaşadıkları “Cahillik kutsamadır” sözünü de doğrulamıştır.

Prometheus’un hikayesinin Platon’un “Protogoras”, Eshilos’un “Zincire Vurulmuş Prometheus” ve Shelley’nin “Prometheus Unbound” eserlerinde de işlendiğini ve hikayenin nesiller boyu canlı kaldığını da gözden kaçırmamak gerek. Prometheus tarihte bilgi, saklı bilgi ile ilişkilendirildi ve sanatların ürettiği eserlerde yerini aldı. Pandora ise özellikle klasik resim sanatında “güzel bir kötülüğü” simgelemiştir.

SKRYABİN’İN HAYATI ÜZERİNE
1872 yılının Noel zamanında dünyaya gelmiştir. Çok ufak yaşlarından beri müzisyenlik yoluna girmiş ve benimsemiştir, bunun en büyük nedenlerinden biri döneminin iyi konser piyanistlerinden biri olan, hatta Rubenstein ve Tchaikovsky’nin de olumlu bir şekilde bahsetmiş olduğu annesi Lyubov Petrovna Skryabina’dır. Babası Alexander Nikolayevich Skryabin ise bir diplomattı ve sıklıkla yurtdışında olduğu için Skryabin’in yetişmesinde pek fazla katkısı olmamıştır. Annesini erken yaşta kaybeden Skryabin teyze ve büyükanneleri tarafından yetiştirilmiş, feminen bir kişiliği de benimsemiştir. Skryabin Moskova Konservatuvarı’nda eğitim görmüş, bu dönemde bestelerini en çok etkisi altına alan besteci ise Frederic Chopin ve Franz Liszt olmuştur. Liszt’ten en çok etkilendiği kısım besteleri üzerine düşünce yapısıydı. Bu etkiden “Poeme Satanique and Black Mass (op.68)” isimli eser doğmuştur. Aynı zamanda bu dönemde Rus Beşleri’nin müzik anlayışı da Skryabin’i etkilemiştir.

Besteci özellikle son dönemlerinde tamamen kendisine ait, taklidi namümkün bir stil oluşturmuş, disonan armoniye dayanan bu stil kendisinin gerçek besteci kimliğini oluşturmuştur. Özellikle “Sinestezi” isimli duyu bozukluğu durumu kendisinin kariyerinde önemli bir etkendir. Sinestezi, Yunanca kökenli bir kelime olup “birleşik duyu” anlamına gelmektedir. Sinestezik kişilerde herhangi bir duyunun uyarımı otomatik olarak başka bir duyu algısını tetiklemektedir. Scriabin de bu renk ve notaların ilişkisi olarak kendini göstermiş, renkleri notalarla birleştirdiği bir piyano sistemi dahi yaratmıştır. Bu yazının konusu olan Prometheus: Ateşin Şiiri isimli eserinde de bu renkli piyanoyu kullanmış, renklerle birlikte bir ışık gösterisini de planlamış hatta notaya da dökmüştür. Bu ışık gösterisini armoniyi desteklemek için oluşturduğunu da belirtir.

Skryabin’in oluşturduğu renkli piyano.


SKRYABİN’İN FELSEFESİ VE SON DÖNEMLERİ ÜZERİNE
Çalışmaları yüzünden söz yerindeyse “dışlanmış” olan Skryabin’in bu durumu tarih boyunca bariz bir şekilde dile de getirilmiştir. Bu dile gelmelerden en çarpıcı olanı SSCB’nin göz bebeği Shostakovich’ten gelmiştir. 1931’de Skryabin’i “En tatsız müzikal düşmanımız” cümlesi ile ifade etmiştir.

Müzik dünyasında yapılmış Skryabin analizleri genellikle onun doygun, baskın armonik disonanslarının altını çizmeye yönelik yapılmıştır. Bu analizler ne kadar kapsamlı olsa da Skryabin’in yarattığı müzik dünyasının sofistike ve zengin güzelliğini tam olarak yansıtmakta başarılı olamamışlardır. Bunun en büyük sebeplerinden biri bütük müzik teorisyenlerinin bir kısmının da belirttiği “Önemli olan yalnızca müziktir, mistisizm değil” olgusudur. Müzik analizi yapan akademisyen ve araştırmacıların
Skryabin’in mistik müzik anlayışını tam olarak anlayacak donanıma sahip olmayabildiğini belirtmekte fayda var. Skryabin’in müziğini kendisinin inandığı ve müziğinin içine sıklıkla empoze ettiği felsefi/mistik anlayışların kökeni olmadan incelemenin kesinlikle yanlış olduğunu düşünmekle beraber bu “özel anlamda” inceleme halinin bestecilerin her birine uygulanması gerektiğine inanıyorum. Özellikle Skryabin gibi okültist inançlara sahip sanatçıların anlaşılması için felsefi bir altyapı oluşturulmalı, eserleri bu anlayışların farkında olarak dinlenilmeli.

Tarihte Skryabin’in karmaşık armoni diline teslim olarak, mistik bir anlayışla yapılmış analizler akademik müzik çevresi tarafından genellikle yanlış görülmüş, Theodore Adorno ve Jean-Jacques Nattiez gibi müzisyen-filozofların yaptığı analizler dahi alaycı bir şekilde karşılanmıştır. Her yorumcunun Skryabin felsefesini tam olarak kavraması beklenmeyen bir durum olsa da Skryabin’in müziğinin Adorno ve Nattiez gibi üstadların söylemleri ışığında incelenmesi en doğru olandır.

Skryabin’in müziğini etkisine alan kavramlardan bahsedecek olursak bunlardan biri de Rus müzik teorilerinden biri olan “Intonatsiia”dır. Intonatsiia temelde “Duygusal bir entonasyonu kaydetme olanağı ile düşünceleri daha iyi aktarmak” anlayışına dayanır. Müzikolog Borislav Yavorsky, bu teorinin 20. yüzyıl müzik anlayışının temellerinden biri olduğunu ifade etmiştir. Örneğin; Müzik ve konuşma gibi iki farklı anlayışı birbirinin içine katabilme durumunu sağlaması için intonatsiia’yı kullanabiliriz. Bu tarzdaki bir konsept müziği “gerçek dünya” ile çok daha anlamlı bir şekilde ilişkilendirebilme gücünü besteciye sağlar, üzikal ifadeyi estetik bir bağlamda incelememize yardım eder. Özellikle iki nota arasındaki dinamik gerginlik veya iki nota arasındaki çekim intonatsiia’yı besler. Borislav Yavorsky bunu “Duyumsal Çekim” olarak nitelendirir.

Skryabin için ise intonatsiia, derinden incelenmesi gereken bir müzikal teoriydi. Bu teoriyi “Müzikal parametrelerin sürekli genişlemesi” olarak ifade etmiştir. Skryabinci olgu bir “enigma”, entonasyonal bir arketip ve kültürün varoluşsal bir incelemsidir. Skryabin “Müzik geniş bakış açılarının yattığı koca dünyada belirli bir plana bağlı olduğu zaman bir fikir, önem kazanır” düşüncesini yaşatan bir bestecidir. Bu anlayışı kendisinin Prometheusçu ideolojisini müziğinde de açıklayabilmiş olmasına yaramıştır. Scriabin kendi dünyasındaki tanrıyı oynar, kendisinin kutsal bilgi ve inançların bir çevirmeni olduğunu ifade eder.

Skryabin’in özellikle son dönemlerinde Fichte, Hegel, Schopenhauer, Nietzsche gibi filozoflardan benimsediği düşünce sistemi müzik ve düşünceyi birbirinden asla ayrılmayacak iki kavram olarak görmesine yol açtı. 1909’dan sonra Prometheus ideasıyla zaman zaman örtüşen “Extase” düşüncesi Skyrabin’in düşünce sisteminin tam olarak karşılığıdır. Özellikle Nietzsche’nin Prometheus yorumundan etkilenmiştir. Bu yorum hem Eshilos’un oyunu hem de Goethe’nin Fırtına ve Coşku zamanlarında geliştirdiği “deha ve yaratıcılık” kavramlarına dayanır. Yunan mitolojisinde Prometheus cezasını çektikten ve affedildikten sonra yaratıcı bir sanatçıya, tanrısal bir güce yükseltilir. Nietzsche yorumlarında en çok ilkel insanın ateşe verdiği değer anlayışının üzerine eğilir. Skryabin’in düşünceleriyle birleşen diğer bir düşünce sistemi ise Helena Blavatski öncülüğünde Teosofi idi. Helena Blavatski’nin “Teosofi’nin Denemeleri” kitabında açıkladığı düşünceler ateşi, alevi, enerjiyi, savaşı ve yaşamı kucaklar.

PROMETHEUS SENFONİSİ ÜZERİNE
1911’de Sergei Koussevitsky yönetiminde ilk kez sahnelenen eserde geniş bir orkestra, koro, piyano ve “Tastiera Per Luce” yani ışıklı bir org kullanılır. Birçok pasaj Debussy’den esinlenilmiş, irade ve akıl gibi kavramlar parçanın ana hatlarını oluşturmuştu. Moskova, New York ve Londra’da seslendiren eser büyük bir coşku yaratmış hatta New York dinletisinde bir kadın kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bu kalp krizinin sebebini eserle bağdaştırabilir miyiz, tartışılır…

Bu eser hem düşünce yapısı hem de yeni buluşları ile müzik tarihinde çok önemli bir dönüm noktası olmuştur. Daha önce de bahsettiğimiz Sinestezi kavramı bu eserde hayat bulmuştu. Sinestezi, daha önce Baudelaire’ın “Göndermeler” sonesi ve Rimbaud’un “Sesli Harf” sonesinde de kendini göstermiştir. Psikolog Jules Millet bu durumu Sinestezi olarak ilk isimlendiren kişidir. Teosof Helena Blavatski ise renk ve tınıların ilişkisini bir tablo ile açıklamıştı. 1912’de Kandinsky, Scriabin’i bu alanda bir öncü olarak tanımladı. Bu dergide Scriabin’in renk skalasını da açıklamıştır.

Eser ile alakalı bir diğer dönüm noktası ise Scriabin’in oluşturduğu sentetik/mistik bir akor olan “Prometheus Akoru” idi. Bu akor ismini ilgili eserden almakla beraber ilk kez bu eserde yaratıcısı tarafından kullanılmıştır. Akor “do-re-mi-fa diyez- la- si bemol” gamından türemiş, “do-fa diyez-si bemol-mi-la-re” şeklinde Prometheus Akoru elde edilmiştir.

Prometheus Dizisi.

PROMETHEUS AKORU ÜZERİNE
Prometheus akoru oluşumu bakımından tarihte birçok tartışmaya sebebiyet vermiştir. Kimi müzikologlar bu akoru doğadaki titreşimlerin bir sonucu olan doğal bir akor olarak, kimileri de hali hazırda var olan romantik/klasik müzikten türetilen sentetik bir akor olarak nitelemiş. Sabaneyev Mavi Atlı dergisindeki savunmasında bu akorun aralıkları ve titreşimi bir üst ses dizisini oluşturmakta ve bu üst ses dizisi de bir sayıya karşılık gelmektedir. Bu akorun farklı biçimlerinin Skryabin’in Op.37/2 Ölçü 6 ve 4. sonat’da basit; Poeme le Extase, Prometheus, 5. Sonat ve Op.73/1’de gelişmiş formatlarıyla görüldüğünü belirtir.

Bu savunmanın ardında yatan en büyük neden Skryabin’in doğal titreşimlere gerçekten de önem veriyor oluşudur. Besteci özellikle insan sesi ve kemana değer vermiş, geleceğin müziğinin “Ultrakromatik” ses aralıklarına dayanan bir anlatıma sahip olacağına inanmıştı. Bu inançların öncüsü olarak gelecek tahminlerinin doğru çıkmış olduğunu görüyoruz.

Kromatik Dizilerle Alakalı Bir Tablo.


Skryabin’in sentetik Prometheus akorunu daha iyi anlamak için bu tarz akorları kullanmış olan bestecilerden faydalanmak en doğru seçenek olacaktır. Buna verilecek en iyi örneklerden biri aynı zamanda Skryabin’in idolize etmiş olduğu bir besteci olan Chopin’dir. Chopin çoğu zaman dominant yedili akorlarında beşli yerine altılıyı kullanmayı yeğlerdi ve bugün buna “Chopin Altılısı” adı verilir. Örnek verecek olursak; Op.15 Prelüdlerinin 4. parçasında, la majör dizisinin dominant akoru olan “mi-sol diyez-si” akorunu parça içinde “mi-sol diyez-do diyez- şeklinde kullanmıştır. Chopin bunu birçok parçasında yapmasına rağmen bu alterasyonu yalnıca dominant akorları için uygun görmüştür. Skyrabin’in Prometheus akorunu Chopin’den türetmiş olma ihtimali bu durumda ikna edici hale geliyor. Yalnız Chopin bunu dominant akorlar için yaparken Skryabin kendi akorunu dominantlarla beraber diğer işlevleri karşılayan dereceler için de kullanmıştır.

Skryabin’in Prometheus akoru ile hedeflediği “Tını Merkezleri” bestecinin özellikle son dönemlerinde çok önemli bir noktadır. Bu tını merkezleri Schönberg’in 12-ton sisteminin öncüsü olarak da görülür. Eserlerdeki akorlar ve diziler küçük veya tam yansıtılmış halleriyle tını merkezlerine bağlıdırlar.

Skryabin daha sonra Prometheus akorundan yola çıkarak yeni modlar türetmiş, ürettiği 8-9 seslik modları da müziğinde kullanmıştır. Bu modlar şöyle oluşur; 6 sesten oluşan Prometheus akoru, “do-fa diyez-si bemol-mi-la-re” yatay olarak dizildiğinde ortaya 6 sesli eksik bir gam çıkar. Akora bir dörtlü daha “sol” eklenince 7 sesli bir gam ortaya çıkar “do-re-mi-fa diyez-sol-la-si bemol” ve bu da Skryabin’in tasarısı olan gamdır. Rus müzik kuramcısı Javorski bu şekilde oluşturulan modlara “Zincir Gamları” adını takmıştı. Minör üçlülerin kromatik yarım seslerle birbirine bağlandığı bu gamlar Oliver Messiaen tarafından kendi müziğinin temeli olarak da belirtilmişti. Bu konu ile ilgili en doğru bilgi Skryabin’in eserleri üzerinde yapılmış tını merkezleri analizleri bile pekiştirilir.

PROMETHEUS İDEASI İÇEREN DİĞER ESERLER
“Extase” (Ecstasy) düşüncesiyle paralel olarak Prometheus düşüncesi de “uçuş” “yükseliş” gibi kavramları içerir. Bu iki düşüncenin karşıtı olarak da “içe dönüklük” gösterilir. İçe dönüklük öğesi Op.74/2’de işlenmiş, bas partisindeki triton’un durağan devinimi ile iç sıkıntıları verilmiştir. Skryabin bu eserin seslendirilmesi hakkında: “Milyonlarca yıl sürercesine çalınmalı, önce bir resim yapar gibi renklendirilmeli ve sonra tüm renkler silinmelidir.” şeklinde bir cümle kurar. Bu edilgen düşünce Skryabin için ölüm temasıyla eş değerdir.

Skryabin bu edilgen temayı “languido” şeklinde niteler, bu temaya erotizm, şefkat, özlem gibi nitelikleri de katar. Bunu en iyi “Beyaz Ayin Sonatı” eserinde gözlemleyebiliriz (7.)

Prometheus ideasının kapsamı altına giren birçok element vardır. Skryabin özellikle son dönem müziğine bu elementleri katmıştır; Gizemli çağrılar, (örn: ilk dönemlerinde op.19/2, son dönemde op.62/2) bilmeceler ve yabancılaşma duyguları, (örn: Enigma ve Etrangete) savaş, öfke, kargaşa (op. 74/5) gibi. Prometheus ile alakalı en önemli belirgin eser tabii ki bu yazının da ana konusu olan 5. Senfonisi “Ateşin Şiiri” olarak gösterilir.

ÖNERİLEN KAYITLAR

Skryabin’in eserleri; Modest Altschuler, Leopold Stokowki, Pierre Boulez, Yevgeny Mnavinsky, Yevgeny Svetlanov; Modern dönemden; Valery Gergiev, Vasily Petrenko ve Kirill Petrenko gibi orkestra şefleri ile anılmıştır. Yevgeny Svetlanov’un USSR orkestrası ile yaptığı kaydı dinlemenizi öneririm.

KAYNAKÇA

The Alexander Scriabin Companion; Lincoln Ballard, Matthew Bengston, Rowman&Littlefield Publishing Group
Müzikte Geniş Soluklar; Leyla Pamir
Scriabin And The Possible (Article (MTO)); Anna M. Gawboy, Justin Townsend
Forbidden Knowledge From Prometheus To Pornography; Roger Shattuck
The Oxford Companion Of Music (Ninth Edition)

YORUM YAP

Your email address will not be published.