Schumann: Liszt Leipzig’de

190 okuma

17 Mart’ta gerçekleşen ilk konser olağanüstü ve dikkat çekici bir etkinlikti. Seyirciler insan istifi şeklinde, kalabalıklar halinde ve büyük bir aceleyle salonu doldurmuşlardı. Orkestra alanında da seyirciler için koltuk ayrılmıştı. Ortada ise Liszt oturuyordu. Scherzo ve Beethoven-Pastoral Senfoni’ nin final bölümü ile resitale başladı. Tuhaf bir seçimdi. Hatta birçok kişiye göre mutlu bir seçim bile denemez. Kendi özel odanızda, birkaç arkadaşınız ile beraber, transkripsiyonda orkestrayı unutarak çalabilirsiniz ancak insanların senfoni orkestrasını defalarca dinlediği bu salonda piyano ile senfoni seslendirmek oldukça cılız kalan bir deneyimdi. Daha basit ve düşündürücü bir aranjman çok daha efektif olabilirdi.

Elbette bu seçim, büyük ustayı kendi enstrümanı olan piyano başında canlı görebilme heyecanına hizmet eden bir adımdı. Kalabalık en azından aslanı yelesini sallarken izleyebildi! Bu asil hayvanın daha sergileyeceği oldukça iddialı yetenekleri vardı. Bir sonraki parçası, Pacini’nin temaları üzerine bir fanteziydi. Gerçekten sıra dışı bir meziyet ve tarz ile çaldı. İçtenlikle söylemeliyim ki takip eden etüt yorumunda bizlere hissettirdiği zarafeti, bu parçanın hayranlık uyandırıcı ve cesur icrasına tercih ederdim! Chopin’i istisna tutarsak, hiç kimse ona bu stilde yaklaşamaz!

Ünlü kromatik galop ile resitalini sonlandırmış olsa da kesilmeyen alkışlara yanıt olarak yine iyi bilinen bravura valsini çaldı. Liszt, ertesi gün duyurulan konsere çıkmak için çok yorgun ve bitkin görünüyordu. Fakat, bu esnada ne Liszt’in ne de katılacak olan dinleyicilerin unutamayacakları bir festival yaklaşıyor. Festivalin sahibi Mendelssohn, açık şekilde konuklarının bilmedikleri bir program seçmiş! Schubert’in Do Majör Senfonisi, kendi ilahisi – “As pants the Hart”, Meerestille Üvertürü, “St. Paul” ‘den üç koral kısım ve heyecanı üst noktaya taşımak için Liszt, Hiller ve kendisinin çalacağı Bach’ın üç piyano için konçertosu. Böyle bir festivale tekrar şahit olmak, hayal bile etmesi güç bir ihtimal. Tüm bu organizasyon, her saniyesi müzik ve keyif dolu üç saatten ibaretti. Festival sonunda harika bir Liszt solo dinledik. Organizasyon sahibine duyulan minnet, festivalden ayrılan tüm dinleyicilerin yüzlerinden okunuyordu. Liszt’in en eğlenceli performansı henüz gerçekleşmedi. Bu performans, ikinci konserinin açılışını yaptığı Weber’in “Konser parçası (Concertstück)” ’ü olacak. Konçertoya güçlü bir başlangıç yaptı. Her ölçüde bu gücü artırarak orkestranın da ötesine ulaştı. Performans esnasında gerçekten büyük bir komutan gibiydi. Öyle ki, alkışlar duyulan heyecan ile “İmparator çok yaşa!” şekline bürünebilirdi.

Konçerto’dan sonra “Hugenots” ve Schubert’in “Ave Maria & Serenade” temaları üzerine fanteziler çaldı. Son olarak seyircilerin ısrarlı talepleri üzerine “Erl King” ustanın parmaklarının altındaydı. Tüm performansın zafere dönüştüğü tek an “Concertstück” oldu. Konser sonu çiçekleri, benim tanımadığım ünlü bir şarkıcı tarafından verildi. Değerli dostlarım, bilmeyenleriniz için hatırlatmalıyım; Liszt, sanatı için yıllarını feda etmiş, görkemli bir sanatçıdır. Yapabileceğinin en iyisini sizlere vermiştir. Liszt elbette borçlu kalmadı. Bu sıcak ve içten coşkuyu yaşadığı iki konser serisinden sonra, üçüncü konseri de seçilecek bir kurum için yardım amaçlı yapmayı uygun buldu. Bir gün öncesinde Dresden’de fakirler için konser veren Liszt, söz verdiği gibi, pazartesi günü, maddi güçlük çeken fakir müzisyenler için çaldı. Salon da adım atılacak yer kalmamıştı. Konserin amacı, Liszt’i görmek isteyenlerin heyecanı ile birleşince müthiş bir toplumsal sempati oluşmuştu. Dresden’den bir gün önce gelmiş ve çok yorgun olmasına rağmen hemen provaya başlamıştı.

Bu konser için üç besteci seçmişti; Mendelssohn, Hiller ve ben. Mendelssohn’dan Re minör konçertoyu, Hiller’den birkaç çalışma ve benim ilk dönem kompozisyonlarımdan birisi olan “Karnaval” programı doldurdu. Hayret verici olan kısım ise Liszt’in bu eserlerin büyük bölümünü ilk defa görmüş olmasıdır. Hiller ve benim eserlerimi az da olsa bilebilirdi ancak Mendelssohn’un yeni konçertosunu temin edip çalışmış olması mümkün değildi.

Genel izleyici kitlesi üzerinde eserimin fazla etkili bir izlenim bırakabileceği konusunda ki tedirginliğimi ima yoluyla da olsa kendisine ilettim. Ancak tüm kötü ihtimalleri yok edercesine “Aksinin olacağını düşünüyorum” şeklinde yanıt verdi. Buna rağmen kendini kandırdığını düşünüyorum.

Karnaval bestemden biraz bahsetmem gerekir. Bireysel dinleyicileri etkileyecek pek çok öğe barındırır ancak bir kitlenin takip edebilmesi için eserlerin rengi fazla sık değişmekte. Her seferinde farklı bir ruh hali sunan eserler, kitleler için uygun olmayabilir. Konser öncesi kendisine bu durumu izah etmiş olmama rağmen, yakın arkadaşım Liszt tarafından bu kaygımın fazla dikkate alınmadığını gözlemledim. Eserimi, oldukça kendini vererek ve etkileyici iniş-çıkışlar ile çalmış olsa da kalabalık üzerinde bir etki yaratamadı. Hiller’in eserleri ise yarattıkları etkiyi bilindik formlarına borçlu. Daha önce de söylediğim gibi, Liszt konser günü gördüğü Re minör konçertoyu başka kimsenin yapamayacağı gibi çaldı. Harikaydı!

Sonuç olarak sadece bir konuda pişmanlık duydum. Seyircilere Chopin’i dinleme şansı vermemişti. Oysa Liszt kimse ile kıyaslanamaz bir Chopin yorumcusudur. Kendi odasında istenilen tüm eserleri çaldı, ben de kendisini üç defa dinledim. Perşembe sabah şehirden ayrıldı.

YORUM YAP

Your email address will not be published.