Pastoral Senfoni Doğası

244 okuma

Fransız antropolog ve etnolog Claude Lévi-Strauss, müzik ve mitlerin ortak bir yapıya sahip olduğunu düşünür; müzik dilin ses yönünü temsil ederken mitler ise dilin anlam yönünü temsil etmektedir. Bu bağlamda geçmişteki mitolojik öğelerin aslında günümüz müziğiyle yer değiştirdiğini ileri sürer. Hatta füg biçiminin var oluşunu, mitlerin yerini almasıyla ilişkilendirir. Bu konsept düşüncesiyle de bestecileri üç ayrı grupta sınıflandırmıştır Lévi-Strauss; şifre müzisyenleri, efsane müzisyenleri ve mesaj müzisyenleri.

Mesaj müzisyenleri, eserlerinde hikâye anlatan bestecileri temsil etmektedir. Levi-Strauss’a göre örneğin; Beethoven, Schönberg, Ravel mesaj müzisyenleri sınıfına girmektedir. Hayatlarına yansıyan izleri dahi müziklere, seslere taşıyan bu besteciler, dinleyicilere bir mesaj iletmek niyetindedirler. Öte yandan, tam tersi bir şekilde hikayelere de ilham olmuşlardır bu eşsiz besteciler. Öyle ki, Fransa’nın en hümanist yazarı

olarak tanınan André Gide’nin, Beethoven’in Pastoral Senfonisi’nden esinlenerek işlediği aynı isimde bir eseri bulunmaktadır.

Beethoven’in bu eseri besteleyişinden yaklaşık yüz elli yıl sonra başka bir formda karşımıza çıkan “Pastoral Senfoni”, Gide’nin kitabına bambaşka bir boyut katıp kitabın bütününü katmanlaştırmaya bir hayli öncülük etmiştir.

“Bir papaz dünyanın ve aslında yaşamın renklerini kör bir kıza, bu senfoniyle anlatmaya çalışacaktır. Papaz, aşkını ve aşkına tanıklık eden diğer karakterleri basit bir dille günlüğüne aktarır. Günlük, bizi hem papazın hem de karısı, oğlu ve âşık olduğu kör kızın dünyalarına götürürken, çok sesli bir senfoniye dönüşür.” Kitabın ön sözünde bu şekilde anlatılmış Pastoral Senfoni’nin kitaba yansıyan ruhu. Müzik sayesinde yaşamın ve dünyanın renklerini artık bu senfoniyle hissedebilmektir kitapta bahsi geçen. Okunduğunda “Pastoral Senfoni” dinlenmiş gibi hissettiren bu eser de tabii, Beethoven’in diğer popülerleşmiş senfonileri bir yana dursun Senfoni No:6 “Pastoral” in bir başka önemli karakteri, mesajı ve adına söylenecek pek çok detayı olduğu gerçeğini de beraberinde getirir.

Günlük ritüelleri arasında, kahvaltısı için hazırladığı kahveye koyduğu çekirdek sayısını özenle saymak bulunan -ki bu da bir fincan için altmış çekirdeği tek tek sayması anlamına geliyordu- bu titiz deha için işler pek de kabul etmeyeceği şekilde işlemeye başlamıştı takvimler 1800’lerin başını gösterirken. Duyma yetisinin oldukça büyük bir kısmını çoktan yitirmişti. Ancak bu durum bir yandan kuşkularını artırırken öte yandan olağanüstü güce sahip müziklerine rastlamadan teğet geçiyordu. 1808 yılında tamamladığı 6. Senfoni, Beethoven’in tam da kendini anlatan müziğiydi bir bakıma. Öğleden sonra kalan vaktinin büyük bir kısmını doğa yürüyüşleri yaparak geçirir ve bu esnada da yeni fikirlerini daima not ederdi. Doğaya olan sevgisi beş bölümden oluşan “Pastoral Senfoni” ye yansımış ve işlenmişti şüphesiz.

Bu senfoninin ismine baktığımızda, pastoral kelimesi Fransızca kökenli bir kelime olup kırsal anlamına gelmektedir. Aynı zamanda sadelik, huzur, çekicilik özelliklerine sahip kırsal alanları da temsil eder. Öte yandan edebiyat, sanat ya da müzik eseri olarak değerlendirmeye aldığımızda, çobanların ya da ülkenin yaşamını pastoral bir şekilde tasvir etmek ya da önermek için kullanılan bir terimdir: pastoral şiir, pastoral bir senfoni.

Beethoven’in bu eşsiz eseriyle doğaya bir adım daha yaklaşmak aynı zamanda Beethoven’ e de yaklaşmak anlamına geliyor. Fakat Beethoven’in bu eserinde doğayı anlatması doğadaki sesleri taklit etmek asla değildir. Tıpkı Nietzsche’nin anlamsal açılarını incelediği sanatın iki Yunan tanrısı Apollon ve Dionysos’un sanat biçimlerinin farklı noktaları gibi. Apolloncu sanat anlayışında insan doğayı kendi süzgecinden geçirip bir bakıma doğanın taklidini sunarken Dionysosçu anlayışta insan doğanın kendisi olup onun gücüne sahip olmaktadır. Buradan yola çıkarak Beethoven’in Dionysosçu biçime daha yakın olduğunu düşünebiliriz. Keza kendisi de bu noktaya değinerek 6. Senfoni adına şu sözleri söylemiştir:

 “Kır yaşamı konusunda fikir sahibi olanlar başlıklara bakmadan yazarın ne istediğini sezebilirler. Ve eserin gerçek anlamda resimden çok bu yaşamın izlenimlerini taşıdığını da anlarlar. Pastoral Senfoni resim değildir. Kır ve doğanın insanlara verdiği erişilmez zevkin, kırda uyanan duygularının anlatımıdır.”

Müziksel unsurlar doğada bize sunulan elementler değildir; öncelikle bu doğa yaratılmalıdır yeniden. Beethoven’in de tıpkı Pastoral Senfoni’sinde yarattığı gibi.

Doğa sevgisinin yanında Beethoven, keman bölümüne de adını verdiği “Recollections of Country Life” isminden yola çıkarak düşünebileceğimiz üzere, kır yaşamına ilişkin biriktirdiği anılarını da bu senfoniye dahil etmiştir. Aynı zamanda kanonlar arasında nam salmış bu eseriyle hem Barok dönemindeki pastorallerin devamını sağlamış hem de romantik dönemin evrimi adına öncülük etmiştir.

Bir diğer nokta ise Pastoral Senfoni’nin Fa Majör tonunda bestelenmiş olmasıdır. Kuşkusuz rastgele seçilmiş bir ton olmamıştır bu. Kuş sesleri, fırtına, derenin akışı, yağmur gibi doğaya ait seslerin fa majörle uyumlu oluşu ve do akoru ile arasında bağlayıcı bir özellik taşıması bu eser için önemli bir niteliktir. İnsana yansıyan müzikal hislerin doğadaki seslerle armoni oluşturması ancak doğal yaşamın iç sesini dinleyerek düşünülebilir. Beethoven, Pastoral Senfoni ile dâhiyane bir şekilde bu sesleri dinleyebildiğini kanıtlamıştır. Zaten duymak ile dinlemek arasındaki fark başka hangi müzisyen için bu kadar somut bir şekilde ayrımlaşabilmiştir ki şimdiye kadar?


KAYNAKÇA VE BİBLİYOGRAFYA

Attali, J., 2001, Gürültüden Müziğe, Ayrıntı Yayınları, s.45

Beckh, H., 2019, The Mystery of Musical Creativity: The Human Being and Music, s.96-97

Currey, M., 2013, Günlük Ritüeller, Berdan Matbaacılık, s.38-39

Gidé,A., 1999, Pastoral Senfoni, Timaş Yayınları, s.9-10

Hopkins, P.,1977, The Homology of Music and Myth: Views of Lévi-Strauss on Musical Structure, Ethnomusicology, Vol. 21, No. 2, s.247-261

Krehbiel, H., E., Thayer, A., W., 1967, Thayer’s Life of Beethoven, Revised and Eddited by Elliot Forbes, Vol.1, s.436

Lasserre, P.,1996, Nietzsche’nin Müzik Üzerine Düşünceleri, Pan Yayıncılık, s.14-15

Manav, Ö., Mutlu, M., 2011, Müzikte Alımlama, Pan Yayıncılık, s.114-115

Uğurlu, A., 2014, Claude Lévi-Strauss’ta Mitos, İnsan & Toplum, 4(7), s.113-133.

YORUM YAP

Your email address will not be published.