Pascal Dusapin’in Dünyasından “Romeo et Juliette”

88 okuma

29 Mayıs 1955’te Nancy’de dünyaya gelen Pascal Dusapin, küçük yaşlarda duyduğu müziklerden klarnet’e heves etmiş, 10 yaşında org’u keşfederek müzik dünyasına girmiştir. Paris-Sorbonne Üniversitesi’nde sanat ve estetik okuyan Dusapin, o dönemde Iannis Xenakis ile tanışmış ve 1974-78 yılları arasında onun seminerlerine katılmıştır.                

                                    ‘Xenakis ondan hiçbir şey istemedi ama ona her şeyini verdi.’

Pascal Dusapin edindiği bilgiler ve yetenekleri doğrultusunda kendi dünyasında besteler yapmaya başlamıştır. Edebiyat, felsefe, mimari, fotoğrafçılık, tiyatro gibi birçok disiplin ilgi alanına girmiş, bestelerine yansımıştır. Onun dünyası merak edilmeye başlandığında bestelediği her eser farklılığıyla ön plana çıkmıştır. Günümüzde hala merak edilen, beğenilen, ödüllendirilen besteci, operaya ayrı bir ilgi duymuştur.

Pascal Dusapin, 1985- 1988 yıllarında ‘Romeo et Juliette’  operasıyla hayatımıza bilindik bir hikayeyle girmek istedi. Hikayeyi kendi dünyasıyla anlatmaya çalışan Dusapin, bizi çağının devrimi ve kendisinin hissettirmek istediği lirik formun ötesinde bir Romeo ve Juliet tanıttı. Librettosu Olivier Cadiot’a ait olan, 1969 Fransız Devrim’inin 200. Yılını kutlamak amacıyla bestelenen eser devrim öncesi ve sonrası olarak iki bölümden oluşuyor.

Disk 1

Prologue

Le début (başlangıç)

Le matin (sabah)

Avant (önce)

Disk 2

La revolution ( devrim)

Apres (sonra)

Le soir (akşam)

La fin (son)

Epilogue

1985-1988 yılları arasında bestelenen Romeo et Juliette, 1 saat 25 dakika sürüyor. 1989’da Montpellier Operasında ve Avignon Festivali’nde eş zamanlı prömiyer yapmış ve uluslarası turneye çıkmıştır. Juliet 1(Françoise Kubler) mezzosoprano, Juliet 2 (Cyrille Gerstenhaber) soprano, Romeo 1 (Nicholas Isherwood) bariton, Romeo 2 (Julien Combey) bariton olarak duyuyoruz. Aynı zamanda solo topluluklar olarak (soprano solo, mezzosoprano solo, kontrtenor solo, tenor solo [veya bariton martin]), 4 sesli karışık koro (8 soprano, 8 kontralto, 8 tenor, 8 bas) seslerini duyuyoruz. Besteci, 3 flüt (ayrıca 1 pikolo flüt), 2 obua (ayrıca 1 İngiliz kornası), 2 klarnet (ayrıca 1 bas klarnet), 3 fagot (ayrıca 1 çift fagot), 2 korno, 2 trompet, 2 trombon, tuba, davul, 12 keman, 10 keman II, 8 viyola, 6 çello, 6 kontrbas gibi çeşitli enstrümanlara yer vermiştir.

Romeo et Juliette, geleneksel hikayeden bestelenen serbest müziğiyle ayrılır. İçerisindeki glissandi ile sliding tonlar, Dusapin’in tıpkı bir mimari yapıt gibi müziği işlediğini gösteriyor. Sakin bir koro, derinden işleyen fagotlar, kontrbas eşliğinde serbest bir davranış, hikayeyi bize anlatıyor.

Dinlerken en çok ilgimi çeken bölüm ise, no.6 (Apres) ’da Dusapin’in kendi dünyasından eklediği bir şarkıyı duyuyoruz geleneksel müziğe benzeyen bu tür klarnet ile destekleniyor. No.7 (Le Soir) ’nin ilk bölümünde ise, göl kenarında ki ateş böceklerinin vedasını dinliyormuşuz gibi sakin bir koro karşılıyor bizi. Son bölümlere geldiğinde sıkıştırılmış kromatik ilerleme hareketlerini dinliyoruz.

Dusapin, Romeo et Juliette ile bizi sonsuz aşkın sonuna uğurluyor.


Kaynakça

YORUM YAP

Your email address will not be published.