Mozart ve Harika Çocuklar

242 okuma

“Bana çaldığı esnada içeri bir kedi girdi ve çocuk klavsenin başından fırlayarak kalktı. Onu tekrar oturtmak için ikna etmek kolay olmadı”

Daines Barrington

* 1727 doğumlu ünlü İngiliz Avukat Daines Barrington’ın Hollanda asıllı Doktor Matthew Maty’e yazdığı 28 Kasım 1769 tarihli mektup.

Eğer sana henüz sekiz yaşında ve şahitleri bulunan ufak bir çocuk hakkında bilgi gönderirsem bu Kraliyet Cemiyeti’ni hafife almak olarak değerlendirile bilinir. 17 Ocak 1756 tarihinde Saltzbourg/Bavyera’da doğan Joannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus Mozart. Henüz dört yaşlarındayken onu Viyana’da sık sık gören, kendini ispatlamış bir müzisyen ve besteci tarafından bilgilendirildim. En sevdiği enstrüman olan klavsen üzerinde derslerini başarılı şekilde icra etmekle kalmamış, kolay stilde birkaç eser de bestelemiş.

Çocuğun sıra dışı yeteneği, klavsen çalarken onu dizlerinin üzerinde oturtan kraliçenin de kulağına gitmiş. Sonraki yıl bir Alman Sarayı’nda çalmak üzere olan ufak çocuğa cesaret vermek isteyen Prens, Mozart’a, kendi varlığından çekinmemesi gerektiğini söylemiş, çocuk gayet kendinden emin şekilde klavsenin başına oturmuş ve majestelerine dönerek “Kraliçe” huzurunda da çaldığını söylemiş. Yedi yaşında babası tarafından Paris’e götürülen çocuk yaptığı besteler ile öylesine dikkat çekmiş ki bir gravürü yapılmış. Gravürde yer alan baba ve abla tıpa tıp benzetilmiş. Sanatçının imzasının yanında yazan tarih ise 1764, yani çocuk sekiz yaşında.

Henüz sekiz yaşında bir çocuk beş ölçüyü aynı anda okuyor, bu ölçülerin dördünde ise aynı nota farklı çizgilerde yer alıyor!

Daines Barrington

Paris’ten ayrıldıktan sonra İngiltere’ye giden Mozart burada bir yıl kalmış. Bu süre zarfında sahip olduğu yeteneğe bizzat şahit olma fırsatı yakaladım. Babasının evinde onunla hayli vakit geçirdim. İnanılmaz bir anekdot paylaşmama izin ver!

Ziyarete gittiğim bir gün yanımda sözleri Metastasio’ya ait Demofonte operasından bir düet götürdüm. Nota beş bölümden oluşuyordu; birinci ve ikinci keman eşliği, iki vokal bölüm ve bas. Burada belirtmeliyim ki bahsi geçen iki vokal bölüm kontralto anahtarı ile yazılmıştı. Daha önce görmüş olması imkânsız olan bu düeti yanımda götürmemin sebebi elbette söz konusu yeteneklerini test edebilmekti. Notalar önüne konduğu an usta bir şekilde çalmaya başladı. Senfonik kısım bittiğin de ise eşlik kısmını babasına verip vokal partisyonu eline alarak şaşırtıcı ustalık ile söyledi.

Kendisine eşlik etmeye çalışan babası ise iki defa hata yaparak onu yakalamaya çalıştı. Bu hatalar sırasında duraksayan babasına öfke ile bakan çocuğun onu düzeltme gayreti ise görülmeye değerdi. Vokal kısmı başarıyla söylemek ile kalmamış, eşlikçi iki kemanı da harika şekilde çalmıştı. Gözünüzde canlandırabiliyor musunuz? Henüz sekiz yaşında bir çocuk beş ölçüyü aynı anda okuyor, bu ölçülerin dördünde ise aynı nota farklı çizgilerde yer alıyor!

Çalmayı ve söylemeyi bitirdikten sonra yanıma gelerek bunun gibi başka parça getirip getirmediğimi sordu. Babası tarafından bilgilendirildiğime göre çocuk sıklık ile yeni fikirler ve besteler üretiyormuş. Dolayısıyla gecenin bir yarısı klavsen başına geçip çalışıyormuş.

Bu eserlerden birini dinlemekten memnun olacağımı söyledim ancak babası kafasını sallayarak buna Mozart’ın karar vereceğini söyledi. 1764 yılında İngiltere’ye gelen ünlü şarkıcı Manzoli’nin (castrato) küçük Mozart’ı tanıdığını bildiğim için kendisinden arkadaşının bir opera için seçebileceği tarzda doğaçlama bir aşk şarkısı çalmasını istedim.

Klavsenine yerleşmeye çalışırken arkasını dönerek kurnazca bir bakış atan Mozart vakit kaybetmeden çalmaya başladı. Opera şarkılarının uzunluğuna eşdeğer sürede, iki bölümden oluşan bir senfonik icra ile bitirdi. Bu doğaçlama şaşkınlık verici seviyede olmasa da ortanın çok üzerinde bir icraydı. Çocuğun havasında olduğunu gördüğüm için bu sefer de opera sahnelerinde uygun olacak şekilde öfke temasına üzerine bir doğaçlama yapmasını istedim. Aynı kurnaz bakış ile arkasına baktıktan sonra çalmaya başladı. Aşk teması üzerine doğaçlama ile aynı sürede bitirdi.

Öyle yüksek perdelere çıktı ki, klavsenini içine şeytan girmiş birisini döver gibi hırpaladı, kimi zaman sandalyesinden yukarı fırladı. Daha sonra birkaç gün önce tamamladığı zor bir eseri çaldı. Keman veya Alma Flütü eşlikli klavsen için altı sonat isimli bestesini sekiz yaşındayken yapmış. Kraliçeye ithaf edildiği tarih ise Londra, 8 Ocak 1765.

Küçük parmaklarının Do – Sol aralığına yettiğini düşünürsek, icrası harikaydı. İnsanı şaşırtan bu hazırlıklı ve donanımlı halini sadece pratik yapmaya borçlu değil. Temel kompozisyon bilgisine sahip. Sol anahtarı üzerinde ürettiği her şeyin altına hemen bas yazabiliyor. Bu yazılanlar ise kulağa oldukça hoş gelen melodiler.

Modülasyon konusunda tam bir usta. Bir tonaliteden başka bir tonaliteye geçişi akıl almaz derecede doğal. Klavsenin tuşları örtülü halde bu konuya çok çalışmış. Burada ifade ettiklerimin tamamına gözlerim ile şahit oldum. İtiraf etmeliyim ki babasının çocuğun gerçek yaşını sakladığını düşünmedim değil. Örneğin, bana çaldığı esnada içeri bir kedi girdi ve çocuk klavsenin başından fırlayarak kalktı. Onu tekrar oturtmak için ikna etmek kolay olmadı. Çalmadığı anlarda ise bacaklarının arasına bir sopa alarak at biniyormuş gibi oynuyordu. Benim gibi düşünen pek çok Londralı müzisyen de bu masum çocukluk döneminde müzik biliminde bu derece ilerlemiş olmasını olasılık dışı görüyor. Araştırmalarım sonucunda Kont Haslang yardımı ile doğum kaydına ulaştım ve görünüşe bakılırsa Mozart’ın babası çocuğunun yaşı ile ilgili doğru söylüyormuş.

İngiltere de olduğu 1765 yılının haziran ayında çocuk sekiz yaşındaymış. Bu sıra dışı yeteneğe benim gibi inanmayanlardan birisi de Saltzbourg Prensiymiş. Bu yaşta bir çocuğun böyle besteler yapabileceğine inanmayan Prens, çocuğu bir hafta kimse ile görüşemeyeceği şekilde alı koymuş. Odasında ise klavsen ve boş nota kağıtları bırakmış. Bu kısa sürede harika bir oratoryo besteleyen Mozart, soyluların takdirini kazanmış, dedikoduları da haksız çıkarmış.

Mozart’ın dehasını ispatlayan bu olaylardan sonra onu diğer çocuk dâhiler ile kıyaslamanın hatalı olacağını düşünmüyorum.

Bunların içerisinde en ayrıcalıklılardan birisi dört yaşında Latinceyi, altı yaşında İbraniceyi ve dokuz yaşında diğer üç dili anlayabilen John Barratier’dir. Bu dahi, henüz on bir yaşındayken Rabbi Benjamin’in seyahatnamesini çevirmiştir. Ne yazık ki bu dahi henüz yirmi yaşına gelmeden ölmüştür.

‘Handel’in Hatıratı’ isimli yayını ile tanıdığımız Bay Manwaring bize bu konuda oldukça aydınlatıcı ve kıyaslanabilir bilgiler sunmaktadır.

Handel, yedi yaşındayken klavsen çalmaya başlamış, dokuz yaşına bastığında kilise için müzikler, on dört yaşında ise Almeria Operasını bestelemiştir. Tıpkı Mozart gibi Handel de aklına gelen müzikal fikirleri, yatağının hemen yanı başına monte edilmiş çimbalo üzerinde denermiş. Bu iki dahi arasında terazi Mozart’tan yana ağır basıyor. Belirttiğim gibi, Mozart henüz dört yaşında beste yapabiliyordu. Doğaçlama besteleri ise, şahit olduğum üzere, harika bir yeteneği işaret ediyor.

“Genç Bayan Frederica, henüz altı yaşında Scarlatti ve Paradies’in çalışmalarını mükemmel şekilde icra edebiliyordu”

Dr. Charles Burney

* 1726 doğumlu müzik tarihçisi ve besteci Dr. Charles Burney’nin 1718 doğumlu anatomici ve tıp doktoru William Hunter’a yazdığı yirmi beş sayfalık mektuptan alıntılar.

Genel anlamda bir çocuğun müzik eğitiminden faydalanabilmesi için beş ila altı yaşlarında olması gerekir ancak bir kısmının kulağı daha erken yaşta melodileri algılayabilme ve onları taklit etme yeteneğine erişebilir.

5 Temmuz 1775 tarihinde Norwich’te doğan William Crotch bir marangozun oğluydu. Eğitimi olmamasına rağmen müziğe düşkün olan babasının yaptığı org ile ‘Tanrı Kral George’u Korusun’ ve ‘Paskalya Ayini’ gibi eserlerin melodilerini çalmaya başladığında henüz konuşmayı sökmüştü. – Bunun gibi çocuk yetenekler çok nadiren rastlanan durumlar değil.

Bundan otuz yıl önce Londra’da sekiz yaşındaki Alman çocuk Palschau’yu dinlemiştim. Bach’ın ikili füglerini ustalıkla çalıyordu.

Genç Bayan Frederica, henüz altı yaşında Scarlatti ve Paradies’in çalışmalarını mükemmel şekilde icra edebiliyordu. Bay Westley’nin iki oğlu ise sıra dışı bir hikâyeye sahip. İki buçuk yaşında olan büyük kardeş Charles, sokakta duyduğu veya annesinin mırıldandığı şarkı melodilerini klavsen başında ve doğru zamanlama ile çalabiliyordu.

Küçük kardeşi Samuel ise abisinin klavsen başındaki çalışmaları ile büyümüş, altı yaşına geldiğinde hem modülasyon hem de özgünlük açısından harika doğaçlamalar yapabilir duruma gelmişti.

Aradaki fark oldukça açık. Marangozun oğlu Crotch eğitim almamış, yeteneğinin doğal akışı ile müzikalitesini sürdürmüş, Mozart ve Samuel Westley ise müzikal bir örüntü ile büyümüştür. Samuel’in müziğe olan ilgisi, abisinin muhteşem performanslarını dinlemesi sebebiyle artarak gelişmiştir. Alman çocuk (Mozart) ise profesör babası ile müzisyen ablasının kolları altında yeteneğini yönlendirmiştir.

“Müzik dışında tüm uğraşlar onun [Mozart] için ölüydü”

Johann A. Schachtner

* Editörün kaleminden Mozart’ın Çocukluğu


Baba Leopold Mozart’ın Anna Maria Pertl (veya Bertl) ile 21 Kasım 1747 tarihinde yaptığı evlilikten yedi çocuk dünyaya gelmiş, bu çocuklardan ikisi hayatta kalmıştı; 30 Temmuz 1751 doğumlu kızları Maria Anna (‘Nannerl’) ve 27 Ocak 1756 doğumlu oğulları Wolfgang.

Nannerl’in müziğe olan yetenek ve isteği babası Leopold tarafından karşılıksız bırakılmamış, kızına piyano dersleri vermeye başlamıştı.

Henüz 3 yaşında olan Wolfgang bu derslerden oldukça etkilenmiş, fırsat buldukça klavyenin başına geçerek major/minör üçlüleri başarı ile basmış, büyük bir keyif ile devamını getirerek çalmıştır.

Ablası ve babasının üzerinde durduğu ve tekrar ettikleri pasajları hatırlayabilen Wolfgang,  4 yaşına geldiğinde babasının öğrettiği menüetleri doğru tempo ile çalabiliyordu.

4 yaşını bitirmeden kendi parçalarını yazmaya başlayan Wolfgang, bu eserleri [K1] babasına çalmaktan büyük keyif alıyordu.

Mozart’ın erken dönem becerileri ilegili anekdotların çoğu, bestecinin ölümünden hemen sonra, 24 Nisan 1792 tarihinde, Johann Andreas Schachtner (d. 1731) tarafından kız kardeşine yazılan mektup ile gün yüzüne çıkar.

Mektup öncelikle Mozart’ın çocukluğu ile ilgili sorulara daha sonra da Schachtner’in anekdotlarına yer verir;

Küçük Wolfgang müzik dışında ki zamanını nasıl geçirirdi?

Bu sorunun bir yanıtı yok. Müzik dışında tüm uğraşlar onun için ölüydü. Bir çocuk oyunu oynaması için bile müzik eşliği gerekirdi. Gün içerisinde beni çok görürdü. Günde on defa onu sevip sevmediğimi sorar, şaka yapmak için bir defa bile ‘hayır’ dersem gözlerinden yaşlar akardı.

Müzikal yeteneği takdir gördüğünde bir çocuk olarak nasıl davrandı?

İşin doğrusu, gurur veya korku yaşamadı. Çaldığı insanların müzik seven kişiler olmasını isterdi, aksi takdirde öyle olduklarına inandırılması gerekirdi.

En çok ilgi duyduğu ve öğrenmek istediği branş hangisiydi?

Bu kouda onu yönlendirmek çok kolaydı. Bu konuda seçimi çok sevdiği babasına bırakır, çalışacağı disiplin ile ilgili dünya üzerinde sevgili babasından daha iyi bir öğretmen bulamayacağına inanırdı.

Ona verilen konuyu öğrenmek için öylesine odaklanırdı ki, çok sevdiği müziği bile kenara iterdi. Eğer toplama çalışıyorsa, masa, sandalyeler, duvarlar hatta yer tebeşir ile yazılmış rakamlarla dolardı.

İyi ve kötü arasındaki farkı nasıl anlardı, öğretiler ve karakteri nasıldı?

Ateşli ve çabuk parlayan bir doğası vardı. Babasından bu kadar iyi bir eğitim almasaydı oldukça azılı bir suçlu olurdu. Çarpıcı ve çekici tüm olaylara ilgi duyardı ancak iyi veya kötü olup olmayacağını ayırt edemezdi. Buna bir örnek verebilirim.

Dört veya beş yaşındayken babanla eve gelmiştik, Wolfgang elinde kalemle birşeyler yazıyordu.

Babası                 : Ne yazıyorsun?
Wolfgang             : Bir konçerto, ilk bölümü bitti.
Babası                 : Göster
Wolfgang             : Henüz bitmedi
Babası                 : Göster, eminim çok ilgi çekicidir.

Babası uzanarak kağıdı elinden aldı, bana gösterdi. Kalemi mürekkep şişesine çok derin soktuğu için her notanın başında mürekkep damlaları vardı. Bunları düzeltmek için eliyle tüm damlaları silmeye çalışmıştı.

İlk önce kağıttaki kargaşa ve saçmalığa hayli güldük. Daha sonra babası kağıdı dikkatlice inceledi, gözlerinin yaşardığını gördüm. Bana göstererek “Bakın Bay Schachtner, ölçüler ve zaman aralıkları ne kadar doğru yazılmış, tek problemi çalınamayacak derecede karmaşık olması” dedi. Wolfgang bize dönerek: “Bu yüzden o bir konçerto. Doğru çalabilmek için çok çalışmalısınız. Bakın şöyle başlıyor” diyerek klavye başına geçti. Bestesi ile ne anlatmaya çalıştığını ifade edecek kadar eseri çalmayı başardı.

“Bir sandalyenin üzerine çıkıp, Oragna fiagata fa şarkını bana söyler, bitince burnumun ucundan öperek yatağa girerdin.”

Leopold M. / W. Mozart
12 Şubat 1778

Bir hikaye daha var. Belki hatırlarsınız, yumuşak ve dolgun tonunu sevdiği için Wolfgang’ın ‘yağ keman’ ismini verdiği çok kaliteli bir kemanım vardı.

Ziyarete geldiğim günlerden birisinde Wolfgang kendi kemanı ile çalışıyordu. Daha önce yaptığım bir ziyareti hatırlayan Wolfgang bana dönerek: “Bay Schachtner, yağ keman son çaldığınızda benim kemanıma göre çeyrek ton aşağıdaydı, eğer bu sürede akort etmediyseniz…

Kahkaha ile gülerken, erkek kardeşinin mutlak müzik kulağını bilen baban benden kontrol etmemi istedi. Önce şaka yaptığını düşündüm ancak yüzünde ki merakı görünce kemanımı getirdim; kardeşin haklıydı!

Keman konusu açılmışken son bir hikaye daha paylaşmak isterim.

Saray kemancısı dostumuz Wenzel Hebelt (d. 1736) son bestesi olan 6 adet keman üçlüsünü babanın fikrini almak için getirmişti.

Baban eserleri çalmayı teklif etti, başladık. Wenzl 1. keman,  ben 2’inci ve baban da viyolasıyla basları çaldı.

İcra esnasında Wolfgang ikinci kemanı çalmak istediğini söyledi ancak baban hiç keman dersi almamış olan Wolfgang’ın isteğini geri çevirdi. Geçmiş tecrübelerim ile neler olabileceğini görmek istediğim için babana ‘denesin’ dedim.

Eline kemanı alan Wolfgang, hepimizin şaşkın bakışları arasında notaları okuyarak doğru bir eşlik yaptı. 6 eserin tamamını benim yerime çaldı! Alkışlarımız bitince 1. kemanı da çalabileceğini söyleyen kardeşine büyük bir keyifle evet dedik. Tüm hatalı tutuşları ve pozisyonlarına rağmen duraksamadan çalmayı başarmıştı.

Kaynak

Abert, Hermann: W. A. Mozart, Translated by Stewart Spencer, Edited by Cliss Eisen, Yale University Press, 2007, 18-21.

Anderson, Elimy: The Letters of Mozart and His Family, 3rd Edition, W.W. Norton & Company, The Macmillan Press Ltd, 1985.

Account of a Very Remarkable Young Musician. In a Letter from the Honourable Daines Barrington, F. R. S. to Mathew Maty, M. D. Sec. R. S., Philo-sophical Transactions (1683-1775), Cilt. 60 (1770), Ss. 54-64

Account of an Infant Musician. By Charles Bur-ney, Doctor of Music and F. R. S. ,Philosophical Transactions of the Royal Society of London, Cilt. 69 (1779), Ss. 183- 206

YORUM YAP

Your email address will not be published.