Maria Szymanowska

353 okuma

Büyük bestecileri izole bir bakış açısı ile değil, büyük bir resmin parçası olarak algılamak gerekir. Bu bakış açısı onları daha değersiz yapmaz, bilakis daha düzgün bir perspektife yerleştirir. Böylelikle kendi alanlarında başarılı olmalarına rağmen popülarite ışığının vurmadığı önceki kuşakları da aydınlatmak mümkün olur.

Örneğin Schubert; romantik karaktere sahip ufak piyano eserlerinin yaratıcısı olarak ünlenmiş olsa da ondan yıllar önce bu formda besteler üreten Bohemya asıllı Vaclav Jan Tomasek (1774-1850) ile Jan Hugo Vorisek (1791-1825) olmuştur.

Chopin’in bu bestecileri tanımıyor olması pek mümkün değil zira eserleri onun zamanında da popülerliğini koruyordu. Ayrıca Chopin Bohemya’yı ziyaret etmişti. Bundan daha güçlü bir olasılık ise Chopin’in bu müzik ile Polonya’da tanışmış olmasıdır.

Chopin’in ilk öğretmeni Wojciech Zywny’in de (1756-1842) dahil olduğu, Varşova’da yerleşik ufak ama aktif bir Çek kolonisi bulunmaktaydı. Yukarıda bahsettiğim Bohemyalı besteci Tomasek’in öğrencilerinden Wenzel Würfel (1791-1832) ‘de bu gruba dahil isimlerden birisiydi. Würfel’in 1815 yılında Varşova’ya geldiğini ve konservatuarda org dersleri verdiği de bilinen bir gerçektir.

Büyük Polonyalı şair Adam Mickiewicz’in “Şarkının Kraliçesi” olarak nitelendirdiği Maria Szymanowska’da Chopin’in gölgesinde kalmış ancak “önceki kuşağın” en önemli kadın bestecilerinden birisidir.

Szymanowska, 14 Eylül 1790’da Varşova’da dünyaya geldi. 22 Eylül’de vaftiz edildi. Francisze ve Barbara Wolowskieven çiftinin kızları Maria’nın müzik alanındaki kabiliyetini keşfetmesi çok uzun sürmedi, 8 yaşında ilk resmi piyano derslerini almaya başladı.

Chopin’in öğretmeni Elsner’in Wolowskieven ailesinin yakın dostu olduğunu ve evlerini sık sık ziyaret ettiğini belirtmekte fayda görüyorum.

1810 yılında toprak sahibi Josef Szymanowski ile hayatını birleştiren Maria’nın 1821 yılında sonlanan bu evlilikten iki kız ve bir erkek çocuğu oldu.

Maria, 1821 yılından önce John Field ile tanışmış, onunla piyano çalışmış ve kısa sürede favori öğrencisi olmuştur.

Yeteneği ya da güzelliği midir bilinmez, oldukça sert bir eleştirmen ve hoca olan İrlandalı Field, kendi yayımcısı Brietkopf & Hartel’e öğrencisi için referans mektubu da yazmıştır. Genç Maria’nın eserleri, Ricordi (Milan, İtalya) gibi ünlü kuruluşlar tarafından basılmıştır. İkilinin Moskova’da düet eserler icra ettiği bilinir.

Ünü tüm Avrupaya yayılan Maria, Leipzig, Dresden, Paris ve Londra’da konserler vermiştir. Goethe ile tanışmış, ikili arasında tutkulu bir ilişki başlamıştır.

Goethe’nin arkadaşı ve pek çok eseri için müzik besteleyen Alman orkestra şefi Carl Friedrich Zelter, 1824 yılında Berlin’de dinlediği Maria’yı dönemin bir diğer ünlü ismi Johann Nepomuk Hummel’den üstün tutmuştur. Turneler süresince Rossini, Cherubini, Mendelssohn gibi pek çok ünlü isim ile tanışma fırsatı bulan Maria, Rus aristokrasisi ile geçirdiği süre zarfında ünlü şair Pushkin ile de tanışmıştır.

Polonya asıllı piyanist, St. Petersburg’da meydana gelen kolera salgınında, 25 Temmuz 1831’de hayatını kaybetmiştir.

Bestecinin sağken sıksık çaldığı ve dönemin popüler eserleri arasına girmiş “mır mır” anlamına gelen eseri la bemol majör noktürn’ü “Le Murmure” dinlenmesi gereken eserlerinden birisidir.

Maria Szymanowska ve 19. Yüzyıl Salon Müziği

Öncelikle “Salon Müziği” ifadesini açıklamakta fayda görüyorum zira literatürde oldukça öznel ve belirsiz bir terim olarak yerini almıştır. Webster’in tanımlaması ile başlayalım: “Ciddi bir artistik performans gerektirmeyen, hafif, rahatlatan ve duygusal karaktere sahip enstürmantal müzik”. 1837 yılında “Salon Müziği” ve “Salon Bestecisi” ifadeleri Schumann tarafından kullanılmış, besteci bu müzik türünü küçültmek yerine övgüyle bahsetmiş, yapısal olarak elegant ifadesini kullanmıştır.

1839 yılında Henselt’in Op.5 “Salon Etütleri” isimli bestesinden de övgüyle bahseden Schumann, minyatür biçimindeki etütleri “güzel formlara sahip güzel melodiler” olarak ifade etmiştir.

Öyle veya böyle salon müziğinin mutlu eden, duygusallaştıran ve artistik açıdan yenilikçi bir karaktere sahip olması gerektiği konusunda uzlaşı sağlanmıştır. Maria Szymanowska’nın eserleri de bu kategoriye girmektedir. Bu eserlerin başında Fa majör Etüd, 17 no.lu do majör Mazurka, “Le murmure” takma isimli Noktürn’ü ile fa minör Polonez gelir.

Seçilmiş 20 egzersiz ve prelüd’ü 1820 yılında ilk defa Breitkopf ve Hartel (Leipzig) tarafından yayımlanır. İkinci edisyon ise 1825 yılında, 12 eseri içerecek şekilde yayımlanmıştır.

Entelektüel seviyesi ve eleştirmen yönü günümüzde fazla bilinmeyen ancak dönemin güçlü bestecisi ve eleştirmeni Robert Schumann bu eserleri incelemiş ve aşağıdaki yazısını kaleme almıştır:

Bu isimin hepimize hoş hatıralar canlandırdığına eminim. Bu virtüoz sıklıkla “dişi Field” olarak anılmıştır. Etütleri ile yargılanmıştır. Bu eserler zarif gök yüzü kanatları gibidir. Gamları ne yükseltiyor ne de sıkıştırıyor, kimse de sert şekilde icra etmemeli. Kadınları, etüt çaldıkları zaman övüyorsak, etüt besteledikleri zaman daha fazlasını yapmalıyız. Süsleme ve ritim alıştırması için çok güzel eserler…

Szymanowska’nın Fa majör etüd’ü buna güzel bir örnek teşkil eder. 19. yüzyıl salon müziği yapısına birebir uyan ilk 8 ölçüde sağ el süslemeli melodiler icra ederken sol el bilindik tempo eşliği sağlar. Bu karakterde bestelere Field ve Lessel’de rastlayabilirsiniz.

17 numaralı Mazurka da karakter ve yapısal olarak eğlenceli buluşmalar için bestelenmiş bir eserdir. Bestecinin Mazurkaları 1820-30 yılları arasında üç farklı edisyon olarak yayımlanmıştır. 1830 yılında yayımlanan Boosey edisyonu 24 adet Mazurka içermektedir.

Chopin ile paralel karakteristikler içerse de Maria’nın Mazurkaları temanın daha artistik ele alınmasından ibarettir. Szymanowska’nın dansları, Chopin’e göre daha önceki dönemin yerel halk dansı motiflerini işlemiştir.

Bestelediği 6 Polonez’den fa minör olanı teknik olarak zorluklar içerse de cantabile ve legato tempo ikazları tipik salon müziği ruhunu korumaktadır.

Kaynaklar:

Willi Kahl, Das lyrische Klavierstiick Schuberts und seiner Vorganger seit 1810, in Archiv fiir Musikwissenschaft, IIL (1921), 54-82, 99-122

Paul Nettl,Forgotten Musicians, New York, 1951, pp. 91-109.

Jaroslav Prochdzka,Chopin und Bohmen, in Chopin Jahrbuch, Vienna, 1956, pp. 216-33.

Jan Racek, Ceskd hudba, Prague, 1958, p. 200

Anne Swartz, The Polish ReviewVol. 30, No. 1 (1985), pp. 43-58

Terry de Valera, Dublin Historical Record Vol. 56, No. 1 (Spring, 2003), pp. 53-55

YORUM YAP

Your email address will not be published.