John Field ve Noktürn

270 okuma

John Field günümüzde “Chopin’den önce noktürn besteleyen” adam olarak tanınmış, bestelerinin çok az bir bölümü öğretilmiş, konser programlarından ise neredeyse tamamen çıkarılmıştır. Gerçek şu ki, Field, kırık akorlar ile desteklenen o harika akıcı ve lirik vokal melodileri [cantilena] yaratmıştır. Bundan birkaç yıl sonra Chopin tarafından ele alınan tarz, olduğundan çok daha ileri bir boyuta taşınmıştır.

Üretkenlik sıralamasında kendisine üst sıralarda yer bulması zor olsa da Field, 18 noktürn, 7 piyano konçertosu, 4 piyano sonatı, 8 oda müziği, 4 fantezi, birçok rondo ve varyasyon ile solo piyano için eser bestelemiştir.

Günümüze gelindiğinde ise Field’in müzik sanatına olan etkisi bilgili birkaç müzisyen dışında bilinmemektedir. Bu makalenin amacı, bestecinin yaşamı, yaşarken ve ölümünden sonra bestelerinin müziğe olan katkılarını oldukça geniş bir perspektifte inceleyebilmektir.

Öncesi

Noktürn kelimesi müzik için çok yeni sayılmaz. Haydn, Mozart ve diğer besteciler, akşam performansları için kelimenin İtalyanca ve Almanca karşılıklarını kullanmıştır. Elbette 18. yüzyılda kullanılan notturni ve Nachtmusiken , Field’in sözsüz romantik noktürnleri ile çok az ortak nokta barındırıyordu. Kendinden önceki dönemleri çağrıştırmaktan daha çok, noktürnler, bir deyimin kristalleşmiş halini, bu hal iyle de romantik harekete katılan yeni boyutları simgeledi.

Önceki dönem besteciler, Field’in noktürnlerine de işlemiş olan romantik akımdan biraz olsun yakalamayı başarmıştı. Mozart konçertolarının yavaş bölümleri ile Clementi ve Dussek’in bazı pasajları bu ruh halini fazlasıyla yansıtmaktadır.

Örneğin Clementi; 31 eser numaralı piyano sonatının adagio bölümü ile Field’in noktürnlerine yaklaşım biçimi oldukça yakındır. Zamanının çok ötesinde bestelere sahip Dussek, kendinden sonra gelmelerine rağmen Schubert, Schumann, Chopin ve hatta Brahms’ın motiflerini yakalayan biçimler üretebilmiştir. Field, hocası Clementi’den daha çok, Dussek’in yenilikçi harmoni ve motiflerinden etkilenmiştir.

Dussek’in çığır açan piyano sonatlarına verilebilecek örnekler Op. 10/1 (1789), Op.35/3 (1797), Op.44 (1800), Op. 39/3 (1799) ‘ün final bölümüdür.

Op.45/1 ‘in ikinci bölümü adagio patetico (Örnek 1) 1800’ler için çağın çok ötesinde bir yazım ve modülasyon içerir.

Field noktürnlerinin en yakın olduğu tarz elbette vokal müzik ile romantik salon müziğidir. Dönem seyircisi, alışık olduğu teknik şovlar yerine piyano ile şarkı söyleme sihrini yaratan bir sanatçı ile karşılaştığı için çok şaşırmıştı. Üstelik bu sanatçı, kelimelerin gücüne ihtiyaç duymadan dokunaklı ve romantik ifadelerde bulunabiliyordu.

Biyografik Eskiz

Field, 26 Temmuz 1782 yılında Dublin / İrlanda’da doğdu. Babası keman, dedesi ise org çalardı. Sert ve disiplinli aile öğretilerinden bunalan genç Field bir ara evden kaçsa da kendi başına ayakta duramayacağını anlayarak evine geri dönmüştü.

Mecburi çalışmalarına dönen Field, 9 yaşına girdiğinde Dublin’e opera ekibi ile gelen Tommaso Giordani’ye emanet edildi.

Anlayışlı bir hocaya sahip genç John kısa sürede tekniğini ilerleterek ilk konserini verdi.

Freeman Müzik Gazetesi’nin 22-24 Mart 1792 tarihli sayısında bu konsere ilişkin çıkan ilan şöyledir:

Henüz 8 yaşında bir çocuk olan usta Field, Madam Kumpholtz’un zorlu Arp Konçertosu’nu kuyruklu piyano ile çalacak.


Field, Aralık 1793’te babasıyla İngiltere’ye gitmişti. 18. yüzyılın sonlarında Londra, sanatçılar için bir mabet, müzik ve opera ise soylular için ayrıcalıklı bir yaşam tarzını ifade etmekteydi.

Londra’da yaşayan müzisyen ve iş adamı Muzio Clementi ise şüphesiz dönemin en önde gelen sanatçısıydı.

Field, babasının girişimi ile Nisan 1794 tarihinde Clementi’nin çırağı olarak işe başladı. Beş yıl sürecek çıraklık dönemi için babası Clementi’ye 100 gine, günümüz parasıyla yaklaşık £8.500 ödemişti.

Bu bedel karşılığında genç çocuğa müzik dersleri verecek olan Clementi, ilk bakışta Field’ı ailesinin disiplin ve baskısından kurtarmış gibi gözükse de onu mağaza ve fabrikalarında yoğun bir iş temposuna sokacaktı.

Mayıs 1794’te ilk Londra konserini veren Field’in programında sadece hocası Clementi’nin piyano sonatları vardı. Haydn, Dussek ve Cramer gibi dev isimler de konseri izleyenler arasındaydı.

Bu usta öğretmen ile çalışmanın faydalarını kısa sürede gören genç piyanist, hocası ve patronu Clementi ile kıtalar arası yolculuklara katıldı, satışa sunulan piyanolarda eserler çaldı. İlk durakları Paris’te çaldığı Bach ve Handel fügleri ile Pleyel ve dönemin önde gelen sanatçılarını etkiledi.

İkinci durakları Viyana’da Beethoven’ın da hocalığını yapmış ünlü isim Albrechtsberger’den kompozisyon dersleri alan Field, büyük ustanın metodunu fazla ukala bulunca dersleri yarıda kesti.

Beethoven ile tanışmamış olsalar da Field’in becerileri büyük ustanın kulağına gitmişti. Beethoven’ın işitme kaybı nedeniyle kullandığı defterlerden Nisan 1823 tarihli olanına, Field’ı Rusya’da bizzat dinlemiş ve yakın dostu Schuppanzigh tarafından aşağıdaki kayıtlar düşülmüştü:

Field çok güzel çaldı

*

Field çok iyi bir insan, senin de hayranın.

*

Piyanoya onun kadar hâkim birisini duymadım

*

Derslerden çok para kazanıyor ama kazandığını alkole yatırıyor.

Viyana’dan sonra St. Petersburg’a geçen ikili, Clementi Firması’nın şubesini açtı.

Clementi, Temmuz 1803’te tekrar İngiltere’ye dönmeye karar verdi ancak öğrencisi Field ülkede kalmak isteyince ikilinin yolları burada ayrıldı.

Mart 1804’te St. Petersburg’da, 1806 yılında da Moskova’da konser veren Field büyük başarılara imza attı. Önce aile baskısından daha sonra da yoğun iş temposuna sahip hocasından kurtulan Field, daha özgür ve la dolce vita bir yaşam tarzı benimsedi. Alkol ile tanıştı, ilerleyen yıllarda bağımlısı oldu.

1810 yılında en iyi öğrencisi Adelaide Victoria Percheron ile evlenen piyanistin bu birliktelikten Adrien isminde bir oğlu oldu. Adrien, Field’in ilk çocuğu değildi.

Madam Charpentier ile yaşadığı yasak ilişki sonucu 1815 yılında gayri resmi oğlu Leon dünyaya gelmişti. Adrien’in doğumundan kısa süre sonra karısıyla ilişkileri bozulan Field, kısa süre sonra boşandı.

Leon ile hayatına devam eden Field, yaşam tarzı ve alkol bağımlılığı nedeniyle kansere yakalanmış olsa da ölüm nedeni farklı olacaktı.

Aralık 1836 tarihinde zatürre geçiren Field, 23 Ocak 1837 kışında hayatını kaybetti. Moskova’da, idol olduğu topraklarda gömüldü.

Chopin

Günümüzde ‘noktürn’ kelimesinin karşılığı şüphesiz Chopin’dir. Peki bu durum geçmişte nasıldı? Field’in noktürnleri sahnelerden nasıl yok oldu?

Makalenin bu bölümünde tarihsel örnekler ile bu çelişkiyi aydınlatmaya çalışacağım. Öncelikle noktürn ve Chopin ikilisinin geçmişine göz atalım.

Field, noktürn terimi ile ifade ettiği bu güzel müzikal şiirlerinin ilkini 1814 yılında yazdığında Chopin henüz 4 yaşındaydı.

Chopin’in bu lirik eserlerden etkilendiği ve kendine model aldığı şüphe götürmez bir gerçektir. Field’in noktürnleri oldukça değişken ve geniş bir yelpazede duygular sunarken, Chopin’in besteleri hüzün ve tutku odaklıdır.

Peki Chopin’i üstün kılan ve Field’ı unutturan etkenler nelerdi? Bugün olduğu gibi geçmişte de Chopin tercih sebebi miydi?

2 Ağustos 1833 tarihinde Berlin merkezli müzik gazetesi Iris’te (Iris im Gebiet der Tonkunst) yayımlanan bir makale, sorumuza çarpıcı bir yanıt sağlıyor:

Field gülümsediğinde Bay Chopin yüzünü ekşitir, Field iç çektiğinde Chopin sızlanır, Field aldırış etmediğinde Chopin kedi gibi kamburunu çıkartır, Field yemeğine baharat kattığında Chopin bir avuç biberi boca eder… Eğer birisi Field’in etkileyici romantizmini eğri bir aynaya tutar, ince ifadeleri bu yolla abartılı bir görünüşe dönüştürürse, o kişi Chopin’i elde etmiş olur. Yetenekli Chopin’e yalvarıyoruz, lütfen gerçeğe ve mantığa geri dön.

 Zaman, Chopin noktürnlerinin daha dayanıklı olduğunu bize ispatlamış, Field’ı ise programlardan silmiştir. Haziran 1886’ya gidelim. Piyanonun dev ismi Anton Rubinstein’ın resitalleri ile ilgili The Musical Times gazetesinde yayımlanan incelemeler, program seçkisini de ortaya koyduğu için dönem seyircisinin taleplerini de gün yüzüne çıkarıyor.

1 Haziran’da verdiği, Clementi, Field, Hummel, Moscheles, Thalberg ve Liszt eserlerinden oluşan 5. resitali oldukça karışık bir programa sahipti. Clementi sonatlarını kötü çalan Bay Rubinstein, Field noktürnlerini etkileyici bir zariflik ile icra etti.

*

4 Haziran resitali ise tamamen Chopin’e aitti. Geniş program Fa-minör Fantezi, altı prelüd, dört Mazurka, dört Ballad, iki Impromptu, üç noktürn, üç vals, Barkarol, Scherzo ve piyano sonatını içeriyordu.

*

8 Haziran tarihli yedinci resitalinde de Chopin’i takdim eden Rubinstein, Polonyalı bestecinin 11 etüdünü icra etti.


Chopin’e olan talep ve eserlerinin zamana karşı Field’inkilere göre daha dayanıklı olması, bestelerinin teknik anlamda üstünlüğü ile açıklanabilir.

Beste tür çeşitliliği bakımından Field, Chopin’in çok gerisinde kalmıştır.

Tüm bu gerçeklere rağmen Chopin ve Field kıyaslaması hatalı bir yöntemdir. Kanaatim o dur ki doğru bir sınıflandırma yapılması, iki ismin sanat ve müzik için arz ettikleri önemi ve eserlerinin anlaşılırlığını ön plana çıkaracaktır.

Field’in eser çeşitliliği kısıtlı kalsa da üretkenliği göz alıcıdır. 1814 – 1823 yılları arasında Peters ve Breitkopf & Hartel tarafından besteciye ait sekiz noktürn, beş piyano konçertosu ve diğer eserler yayımlanmıştır.

Mi-bemol majör tonalitede yazılmış birinci piyano konçertosu’nun yavaş bölümü, Field’in noktürnler için attığı ilk adımı sayılır.

Kuşak farkını da dikkate almamız gerekir. Field, 18. yüzyıl piyano pedagojisi ürünüdür. Chopin’den 18 yıl önce dünyaya gelen İrlandalı bestecinin harmoni dağarcığı Chopin’e göre daha gelenekseldir.

Field’in ilk üç noktürn’ü 1814, Chopin’inkiler ise 1827 yılında yayımlanmıştır.

Rus Ekolü ve Field

Jack W. Thames, 1981 yılında kaleme aldığı yazısında Field’in Rus Piyano ekolünü kurduğunu ifade etmişti.  1830 tarihli bir Rus müzik dergisinde yayımlanan makale, Thames’i destekler nitelikte:

“…Rusya, yeni piyano metodunun kurucusu ve yaşamış en iyi piyanist Field’in 30 yıldır kendi vatandaşı olmasından gurur duymaktadır…”

Rusların bu net ifadeleri, Field’in öğrenci profili ile de desteklenir. Dubuc, Glinka, Mayer, Oman ve Alexander Villoing, İrlandalı piyanistin öğrencileri arasında yer almıştır.

Villoing, Anton ve Nicolai Rubinstein’a ders vermiştir. Anton, Friedheim ve Gabrilowitsch’e, Nicolai ise Sauer, Siloti, ve Taneyev’e öğretmenlik yapmıştır.

Dubuc, Nilolai Zverev’e, Zverev de Rachmaninoff ve Scriabin’e ders vermiştir.

Clara ve Robert Schumann’a hocalık yapmış baba Friedrich Wieck, Spohr ve Kalkbrenner’e, Field’in muhteşem metodunu bildiğini ve öğrencilerini bu metot ile çalıştırdığını bizzat ifade etmiş, İrlandalı piyanistin mirasını dolaylı olarak teyit etmiştir.

Field, piyano literatürüne özgün bir beste formu kazandırmıştır. Hem yaşadığı dönem hem de eğitimi belirli kalıplara sıkışmamış, entelektüel özgürlük ve özgünlük ile büyüyen Chopin ise bu forma daha derin bir bilim ve şiirsellik eklemiştir.

John Field noktürnleri’nin günümüzde sahne bulamıyor olması piyanistlerin bilinçli tercihlerinden daha çok müzik tarihinin doğru yorumlanamamasından ve 21. yüzyıl seyircisine aktarılamamasından kaynaklanmaktadır.

KAYNAKÇA:

Patrick Piggott, Proceedings of the Royal Musical Association,95th Sess. (1968 – 1969), pp. 55-65

American Music Teacher,Vol. 20, No. 2 (NOVEMBER/DECEMBER 1970), p. 23, 46

The Musical Times and Singing Class Circular,Vol. 27, No. 521 (Jul. 1, 1886), p. 401

Nicholas Temperley, Music & Letters,Vol. 56, No. 3/4 (Jul. – Oct., 1975), pp. 335-340

American Music Teacher,Vol. 31, No. 1 (SEPTEMBER-OCTOBER 1981), pp. 34-37

Studies: An Irish Quarterly Review,Vol. 33, No. 132 (Dec., 1944), pp. 516-526

The Musical Times,Vol. 123, No. 1668 (Feb., 1982), pp. 92-93+95-99

YORUM YAP

Your email address will not be published.