İşler Tersine Mi Döndü?

372 okuma

Çalgı eğitiminde, toplu derslerdeki öğretmen-öğrenci iletişiminin ötesinde, bire bir çalışma imkanıyla pek çok paylaşım yaşandığını, yıllardır deneyimleme şansına sahip oldum. Sağlıklı diyalogla yaratılacak pozitif enerji ortamının, öğrencinin tüm eğitim hayatını olumlu şekilde etkileyecek en önemli faktörlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda öğrencilerimizden olumlu geri dönüşler almak istiyorsak, bir diğer zeminde de onlara hak ettikleri özgüven duygusunu kazandırmalıyız. Bu güvenle kendilerini rahatça ifade etmeleri, sağlıklı birey olma yolunda onlar için önemli bir adımdır. Aksi takdirde, yaşayacakları kırgınlıklar ve çekingenlikler, sadece karakterleri üzerinde etki bırakmakla kalmayıp kişisel iletişimlerine ve hatta performans esnasındaki icralarına da yansıyacaktır. Üzerine titreyerek kurmaya çalıştığımız bu bağları kalıcı hale getirmek hem çok zaman alır hem de her bir öğrencide farklı dinamiklerle şekillenir.

Bire bir iletişimin sadece öğrenci ve öğretmen arasında kalmadığı mesleğimizde, ikinci basamağın günümüzde daha da önemli hale geldiği ise bir diğer gerçektir. Bu da öğretmen-veli ilişkisi…

Kendi öğrencilik yıllarımdan örnek verecek olursam; öğretmenlerimizin dediklerini hızlıca uygulayabilmek, takdirlerini kazanabilmek, ağızlarından çıkan her kelimeyi aklımıza kazımak için çok çaba sarf ederdik. Ailelerimiz de yürüdüğümüz bu yolda, öğretmenlerimizin önderliğinde yanımızdaki en büyük destekti. Öğretmenlerimizin evde eleştirildiklerini hiçbir zaman duymazdık. Biz çocuk aklımızla herhangi bir şeyden memnun olmadığımızı söyleyecek olsak, yanlış yaptığımız ve eğer bir sıkıntımız varsa öğretmenimizle konuşmamız söylenirdi. “Bu işin erbabı öğretmenin, ne diyorsa vardır bir bildiği” derdi ailelerimiz. Ne kadar kıymetliymiş bu sözler ne kadar değerliymiş.

Peki soruyorum sizlere, işler tersine mi döndü?

Günümüzde öğretmenlerimiz daha mı az değerli? İşlerini daha mı az kaliteli yapıyorlar? Bu soruları soruyorum, çünkü her geçen gün öğretmen-öğrenci-veli üçgeninde yeni bir krize rastlıyorum. Ailelerimiz isteklerini dile getirmek ya da dizginlemek, doğru zamanı beklemek, öğretmenlerini planlamalarıyla baş başa ve rahat bırakmak konusunda problem yaşıyor ve müdahaleci davranıyorlar. Eğitim sürecinde zaman faktörünün, bilgileri sindirmedeki önemini unutuyor ve çok hızlı bir şekilde geri dönüş bekliyorlar. Tabii ki çocuklarımız çok yetenekli, çok çalışkan ve her şeyin en iyisini hak ediyorlar. Ancak öğretmenlerimiz de tüm bu gerçeklerin farkında olup doğru zamanda doğru eseri verecek, doğru yarışmaya gönderecek ve doğru konsere çıkartacak kadar deneyimli ve işlerinin ehliler. Meslektaşlarımın çoğu, uluslararası yarışmalarda jüri üyeliği yapmış, uluslararası konser kariyerleri olan, yetiştirdikleri öğrenciler yurt dışında okullar kazanan, yarışmalarda ödüller alan, önemli konserlere çıkan, eğitim adına çalışmalar yapmış çok kıymetli insanlar. Bu kadar kıymetli kadrolar varken, çocuklarınızın doğru ellerde olduğundan emin olabilirsiniz.

Sürekli arayış içinde olarak, çocuğunuza bulunduğu ortamın güvensiz, ona yetmeyecek bir ortam olduğu mesajını verdiğinizi, bu şekilde davranarak en başta anlattığım çok emek verilerek kurulan o kıymetli öğretmen-öğrenci ilişkisini yaraladığınızı unutmayın. Çocuklarınızın yanında öğretmenlerini eleştirmeyin. Bir çocuğun gözünde öğretmeninin kıymetli olduğunu ve eleştirilerinizle onu ne kadar çok üzebileceğinizi aklınıza getirin. Ya öğretmeni çocuğunuza sizin hakkınızda bir eleştiri yapsa?

Sevgili öğrenciler, sizlerden ise tek bir isteğim var: Size yıllarını vermiş öğretmeninizle göz göze gelip sarılmadan başka yolculuklara çıkmayın…

YORUM YAP

Your email address will not be published.