İhtişamlı Bir Savaş Alanı: Barok Dönem

205 okuma

İhtişamı seven ruhların dünyaya tekrar bu yıllarda gelmek istediğini tahmin ediyorum. Barok dönem, 1600’lü yıllarda ilk opera denemesi olan Dafne Operası ile başlayıp Johann Sebastian Bach’in ölümü olan 1750 yılına kadar yaklaşık 150 yıllık bir dönemi kapsıyor. Soylulara hitap eden bir dönemin müzik alanındaki kırılımıdır Barok Çağ, görkem ve şatafatı mimariye, resime ve müziğe yansımıştır. Kaynaklar bize,Barok kelimesinin şekilsiz inci anlamına gelen ‘ barroco’ terimine dayandığını söylemekte. Bu kadar ihtişamlı ve harika olduğu söylenen bir dönem neden şekilsiz ‘ barroco’ ile adlandırılmış merak edebilirsiniz, cevabını Cenevizli filozof ve yazar Jean Jacques Rousseau bize veriyor;

“Barok müzik, armoninin açık seçik olmadığı, uyumsuzlukla dolu tonlamaları güç ve hareketi zor olan müziktir”

Bu dönemin eserlerini, Klasik dönemden, Romantik dönemden rahatlıkla ayırt edebilirsiniz. Müzik karakterini; zıtlıklardan, enstrüman ile ve vokallerin tutkulu çarpışmasından oluşuyor. Romantik müzik kadar duygusal, Rönesans dönemi kadar duru değil.

Dönemi daha iyi hatırlamanız için size Vivaldi, Bach, Handel demem yeterli olur sanırım. Antonio Vivaldi 1700 başlarından Gloria,RV 589 Koral’ı tamamladığında İnsanlar, farklı yerlerden Venedik’e, bu dini müzik ile kendilerini yenilemek için geliyorlardı. ( Petr Andreevic Tolstoj,1968) Venedik’te dünyaya gelen Vivaldi,çalışma hayatının büyük bir kısmınıda burad geçirmiştir.Papazlık rütbesine sahip müzisyenler arasında yer almaktadır. Bakım masraflarını üstlendiği kızlar yetimhanesinde
( Ospedale della Pieta) kalan rahibe adaylarına yüksek standartta bir müzik eğitimi vermiştir. Judith’in Zaferleri Oratoryo’su dönemin göz alıcı ve mutlaka dinlemeniz gereken eserleri arasında yer almaktadır. Giacomo Casetti’nin opera metninden ilham alınarak çalgılar için yazılan bir eserdir Judit, Vivaldi eserdeki dışavurumu; karakterlerin girişi, oturması, bir yerden bir yere geçişi ve uyuya kalışları sesler ile olaganustu bir biçimde anlatılmıştır.

Adını daha az duyduğunuzu düşündüğüm Georg Philipp Telemann ise dönemin en üretken müzisyenlerindedi. Yaklaşık 125 konçertonun içinde bulunduğu çok sayıda sözsüz müzik yazmıştır. Bu çalışmaların bütünü ile 18.yy’in ilk yarısında Almanya’daki konçerto tarihinin vitrinini oluşturmuştur. ” Barok Trampet Sanatı’ olarak tanınan ‘ Tafelmusic'(1733) adlı eseri ise, döneminin mihenk taşı olmuştur.Esere verilen ad, yemeğe eşlik eden orkestra müziğinden çok bir eğlence müziğini tanımlar.

İhtişamlı ve ağırbaşlı müziği ile Barok Dönemin bir diğer önemli müzisyeni ise Jean Philippe Rameau’dur. Kendisiyle daha önce tanışmadıysanız müziğin jestler içerin karakterine mükemmel bir örnek olan Castor et Pollux (1737) operası ile başlamınızı öneririm. Kardeş temasını işleyen bu öykü, ölümlü Castor’un, ölümsüz Poullux’un ikiz kardeşi olmasının verdiği karmaşa ile başlıyor.Ölümlü Castor’un ilahi müdahale ile tekrar hayatta dönmesi işlenir ayrılık,aşk ve zafer ile örülü bu hikaye Jüpiter’in bu muuhteşem ikizleri burçlar kuşağına yerleştirmesi ile son bulur. Ağıt kısmında görkemli hüznü,Castor’un sevgilisinin yasında yumuşak tonda çalan çalgılıların mağrurluğunu hissedeceksiniz. Öte yandan, herşeyin yerli yerine oturduğu çoşkun bir gezegen için yazılmış nefes kesici kısa arya,içe işleyen bir albeniye sahiptir. Bu sonu mutlulukla biten elem dolu atmosfer bizi derinden etkiliyor.

YORUM YAP

Your email address will not be published.