Ignace Jan Paderewski ile Piyano Tekniği ve Eğitim

226 okuma

Ignace Jan Paderewski günümüzün dört dörtlük ve usta piyanistlerinden biridir.

Onun Amerika’daki ilk sezon konserlerini izleme ayrıcalığına erişenler asla zihinlerinden silinemeyecek bir müzik tecrübesi yaşamıştır.

Polonyalı artist hem yeni hem de eski dünyayı fethetmiş, tüm kesimlerin saygı ve sevgi duyduğu bir kral haline gelmiş, kıyı kıyı tüm Amerikayı gezmiştir.

Her ziyareti, onun sanatına duyulan hayranlığı daha derin boyutlara taşımıştır.

Amerikan toprağına ayak basmadan önce ilk haberci, Steinway Hall’da ve birkaç müzik mağazasında yayınlanan resmiydi – yoğun sarı saçları olan meşhur resim, aksi halde hiç kimse onun hakkında fazla bir bilgiye sahip değildi.

17 Kasım 1891 günü, Walter Damrosch yönetimindeki New Yok Senfoni Orkestrası ile Carnegie Hall’da ilk sahnesi yaptı. Unutulmaz bir akşamdı.

Müzik ve sanat dünyasının önde gelenlerinin başı çektiği, oldukça seçkin bir kalabalık salonu doldurmuştu.

Program, Karl Goldmark’ın “Bahar Zamanı” isimli üvertürü ile başladı.

Şefin sehpası piyanonun yanına çekildi ve yeni artistin sahneye çıkması beklendi.

Ve derken.. Paderewski sahnede göründü.. Büyük bir alkış koptu.

Piyanoya oturdu, gözleri şefte, Saint-Saens’in sol minör konçertosu için hazırdı.

Paderewski her zaman alçak bir piyano sandalyesi kullanırdı. Bu onu olduğundan da ufak tefek gösterirdi.

Piyano partisyonu başladığında onun ne derece usta bir virtüöz olduğu da anlaşıldı. Ruh dolu tonlamaları, sıcak ve hayat dolu çalışı, en sakin pianissimo’dan fırtınalı fortissimo’ya ulaşması, ve bunu yaparken sertlikten çok uzak olması…

İnsanlar neredeyse nefes almadan dinlediler. Konçerto sonunda solo Chopin eserleri çalındı.

Bir Polonyalı olarak bundan daha doğru bir seçim olabilir miydi?

Daha önce duyulmamış tonal efektler ile dinleyiciler bir kez daha büyülenmişti.

Konser bitmiş, ancak dinleyicilerin alkışları kesilmemişti. Paderewski bis için Liszt’in ikinci Macar rapsodisini çaldı – bu daha önce hiç duymadığım bir performanstı. Muhteşem bir virtüöz ve yetenek!

Ertesi gün tüm manşetler onu yazıyordu. Eleştirmenler, sanatçının icrasındaki muhteşem renkleri övüyor, onu yerlere göklere sığdıramıyordu.

Paderewski’nin New York resitalleri benim için muhteşem tecrübelerdi. Onları bir koleksiyoner titizliğinde yaşadım ve sakladım.

Ne zaman çalsa, dinleyiciler üzerinde muazzam bir sessizlik yaratıyordu. Tüm dikkatler, neredeyse nefes almadan, Polonyalı virtüözün üzerinde oluyordu.

Yorum ve teknik üzerine bir deha? Elbette. Bu deha Bach, Beethoven, Chopin, Schumann ve Liszt’i kendi gibi biliyordu.

Tüm dinleyiciler için şüphe götürmeyen bir gerçek vardı: O da sanatçının taklit dahi edilemez tonlaması, renk ve çeşitliliği idi.

Schumann’ın Papillon’ları veya Chopin’in Noktürnleri.. Bir aşk şiiri gibiydi.

Paderewski, tıpkı Rubinstein gibi piyanonun zarif ve güçlü konuşabileceğini bizlere göstermişti. Bunun teknik olarak biraz daha iyi yapılabileceğinide !

Paderewski hem bir piyanist hem de bir besteciydi. Dar vakti el verdiğince de piyano dersleri verirdi.

Mme. Antoinette Szumowska [1868-1938], Polonya asıllı piyanist ve öğretmen, Padeweski’nin bir dönem tek öğrencisiydi. Bir diğer Polonya asıllı piyanist ve besteci Bay Sigismond Stojowski [1869-1946] ‘de usta ile çalışma şansını yakalamıştı.

Her iki piyanistte, eğitmen olarak Paderewski’nin kıymetini çok iyi öğrenmişti.

Madam Szumowska:

Paderewski legota çalma konusunda çok titizdi. Çalışmaların oldukça yavaş tempoda yapılmasını ister, derin, temiz ve tam bir ton yakalamanın önemini vurgulardı.

Güç kazanımı için farklı bir egzersiz uygulardı. Eli klavyenin üzerine koyar, bileği ise oldukça aşağıda tutardı. Daha sonra bileği hiç oynatmadan her bir parmak ile tuşlara oldukça kuvvetli basar, çıkarılabilecek en yüksek sesi çıkarırdı.

Gam ve arpejleri ise vurgulu çalmayı tavsiye ederdi. Örneğin her üçüncü notada vurgu yapmak gibi. Bu sayede eşit bir dokunuş yakalanabilirdi.

İkili, üçlü ve beşli pasajları ayrı ayrı ve legato çalıştırırdı. Oktavlar, düşük bir bilek pozisyonu ile ve staccato dokunuş ile çalışılmalıydı. Isınma için sadece başparmaklar kullanılabilirdi. Başparmak her zaman kavisli olmalıydı. Eklem yerleri ise dışa doğru kavisli. Tuşlara parmak ucu ile dokunmalıydı. Bu sayede diğer parmaklar ile aynı hizada oluyordu. Paderewski bu noktada çok dikkatliydi.

Tonlamada yakalanabilecek renkleri ve sıcaklığı sadece dokunuş ile değil, pedalın ustaca kullanımı ile de sağlamayı yeğlerdi.

Paderewski ile derslerim düzensiz zamanlarda gerçekleşti. Akşam saat 22:00’da başlayıp gece yarısı 01:00 ‘de bitirdiğimiz günler oldu.

Uyarıları net ve samimiydi. Problemleri yerleri bizzat çalar ve gösterirdi. Zaman mevhumu yoktu.

Bay Stojowski, Paderewski ile çalışmalarını şöyle anlatır:

Paderewski muhteşem bir eğitmendi. Günümüz hocaları, öğrencilerine kendilerinin de anlamadığı veya yapamadığı şeyleri anlatmaya çalışırdı. Bir diğer grup ise bu zor teknikleri icra edebilir, ancak öğrencisine anlatmayı başaramazdı.

Paderewski her iki konuda da başarılı, rahat ve uzmandı.

Tonlama konusunda öğrenciye çalışını dinletir, kulağını eğiterek icrada başarıyı yakalamasını sağlardı.

İlk prensip: Duruluk

Piyanistin müzik yapma hevesi ile piyano başına oturması önemliydi. Berrak bir tonlama ile efektleri duymak isterdi. Seste çeşitlilik çok önemliydi.

Daha sonra bunun nasıl başarılacağını gösterirdi. Eller.. Parmaklar sıkı ve sağlam durmalıydı.

Czerny Op. 740 çalışırdık. Düşük seviyede oturmak, ağırlığını tuşlara vererek çalabilmek için şarttı.

Celementi’nin Gradus’u. Gam ve Arpejler. Arpejleri, eserlerin içinden seçmenin daha değerli olduğunu söylerdi.

Paderewski, Leschetizky ile çalışmıştı. Onun öğretilerini öğrencilerine anlatırdı. Derslerinde uygulardı.

Parmak Numaraları

Paderewski parmak numaraları konusunda çok hassastı. Parçanın en başında uygun numaralar seçilmeli ve bu numaralara sadık kalınarak çalışma sürdürülmeliydi.

İki faktör onun için önemliydi:

  1. Numaraların el için uygun olması
  2. Uzun vadede parça icrası için en etkili parmakların seçilmiş olması

Ona göre her parmakta farklı tonlar gizliydi. Bir defasında Chopin’in noktürnlerini çalışıyorduk. Uzak bir odadan beni dinliyordu. Şöyle seslendi “Neden her defasında o nota için dördüncü parmağını kullanıyorsun? Bunu duyabiliyorum ve kulağa hoş gelmiyor!”

Çok iyi bir gözlemciydi. Hiçbir detay gözünden kaçmazdı.

Doğru Hareket

Gereksiz hareketlerin yapılmaması, tüm bedenin icra esnasında rahat ve yumuşak olması Paderewski için önemliydi. Hareketler, teknik egzersizler kadar itina ile çalışılmalı ve gözlemlenmeliydi. Çok hızlı olduğu doğruydu. Bir staccato için elini kaldırmışken, parçanın devamı için gereken oktava göz açıp kapayana kadar ulaşmış olurdu.

Efekt ve ton çalışmaları

Ton üretimi çalınacak ortama göre doğal bir farklılık gösterir. Büyük bir salonda daha fazla kuvvet harcamak gerekir.

Bu durumlara alışık olabilmek için, stüdyoda çalışılan piyanonun kapağının kapalı olması faydalı olacaktır.

Yorum

Başarılı bir piyanistin icra ettiği zor bir eser, sponten gelişen bir doğaçlama gibi göründüğü zaman icra mükemmel sayılabilir. Bunu başarabilmek için eserin tüm detaylarına hâkim olmak ve çalışmak gerekir.

Bir resital sonrasında bayan izleyicilerden birisi kendisine şöyle söyler:

“Bay Paderewski, daha önceki bir resitalinizde dinlediğimden çok farklı yorumladınız, neden?”

Paderewsk: “Niyetim de oydu”

YORUM YAP

Your email address will not be published.