Heinrich Heine

85 okuma

Cherubini direktörlüğünde yönetilen Paris Konservatuarı’nın fabrika gibi piyanist yetiştirdiği 1822 yılının kayıt rakamları oldukça etkileyicidir; kırk bir kadın, otuz iki erkek piyano öğrencisi. Direktör, ilgili bakan Viscount de la Rochefoucauld’a yazdığı mektubunda, bu yoğun talebi ‘istismara açık ve tehlikeli’ olarak nitelendirmiş, rakamları aşağı çekeceğine söz vermişti. Ancak işler planlandığı gibi olmadı, takip eden on yıl boyunca talep artarak katlandı. Konservatuarın başı çeken hocaları arasında ise Pierre Zimmerman ve Louis Adam (aynı zamanda konservatuarın resmi metodunu yazan kişi) yer alıyordu. Tüm bu curcunayı en iyi betimleyen ifade Antoine François Marmontel’in ‘Les Pianistes celebres’ kitabında şöyle yer bulur; “Paris bir piyanist isyanıydı ve çıkardıkları ses tüm dünyada duyuluyordu.”

Bu karmaşayı gözleyen isimlerden birisi de Heinrich Heine’ydi. Musikalische Bericht aus Paris’te yazan Heine, kaleminin keskinliği sayesinde ‘Avrupa’nın Kamçısı’ lakabı ile ünlenmişti. İnce zekâ, nükte ve mizah en büyük silahıydı. Bu silahını ise Paris Virtüöz Okulu’na doğrultmuştu. Ünlü piyanist Dreyschock’un meşhur oktavlarını ‘gürültülü’ bulan Heine, sanatçıyı şu cümlesi ile iğneler; “Tek bir piyanist Dreyschock duymuyorsunuz, sanki drei schock [Drei (Almanca): Üç] piyanist çalıyor!” Bu, piyanistin ismini kullanarak kendisi ile dalga geçmekten farklı bir şey değildi. Bu kadarıyla yetinmeyen Heine, gürültüyü (!) vurgulamak için “Onun konserinin olduğu akşam rüzgâr güneybatı yönünden eserse, Dreyschock’u Augsburg’dan duyabilirsiniz” yazmıştır. Heine’den nasibini alan bir diğer ünlü piyanist ise Kalkbrenner’dir. Ünlü piyanisti şöyle yorumlar; “Çamura düşmüş bir şeker gibi. Böyle olmasında bir problem yok ancak herkes onu olduğu yerde bırakıyor.”

Bir diğer hedef Meyerbeer’in kedi fobisinden yola çıkan Heine, sanatçı için “Bir önceki hayatında fare olduğu içindir…” yazmıştır. Paris’te yaşıyor olmaktan çok mutludur Heine. Hiller’e yazdığı bir mektupta “Birisi nasıl olduğumu sorarsa, suyun içinde ki balık gibi olduğumu söyleyebilirsin. Bunun yerine şöyle bir benzetme de yapılabilir; Bir balık, diğerine nasıl olduğunu sorarsa şöyle yanıt alır: “Paris’te ki Heine gibi” Yaşamının ileriki yıllarında ince esprileri zehire, hiciv yeteneği öfkeye dönüşen Heine, son yedi yılını yatalak bir hasta olarak geçirmiştir.Liszt ve Heine arasındaki ilişki hiçbir zaman kolay ve ılımlı olmamıştır. Liszt’in piyanist kişiliğini beğenir, insan olan Liszt’ten ise hiç hoşlanmazdı. Bu düşmanlığın temelinde Liszt’in koyu Katolik inanca sahip olması, Heine’nin ise ateist kişiliği yer almaktaydı.

İkilinin arasındaki esas mesele, konseri öncesi olumlu yorum yazması karşılığında Liszt’ten para (rüşvet) talep etmesiydi. Olaylar, 1844 yılının Nisan ayında Heine’nin Liszt’e yazdığı mektup ile başlar. Heine, Liszt’e, kendisi hakkında bir makale hazırladığını, bunu ikinci konserinden önce yayımlamayı planladığını, içeriğin pek hoş olmadığını ve yayımlamadan önce okumasına izin vereceğini yazar. (“…Yarın saat iki ile üç arası seni bekliyorum” – La Mara, ed. Briefe hervorragender Zeitgenossen an Franz Liszt. Leipzig, 1895-1904, Vol 1, S. 68).

Liszt bu tehdide boyun eğmez ve tahmin edildiği üzere Heine’nin yanına gitmez. Heine’nin söz konusu makalesi ise 25 Nisan tarihinde Musikalische Bericht aus Paris’te yayımlanır. Heine yazısında Liszt’in başarısını bolca para harcadığı sosyetik davetler ile çılgın bayan hayranlarına borçlu olduğunu yazmıştır. Bu makaleyi okuduktan sonra Liszt, Heine ile olan ilişkisini bitirmiştir.

Heine’ye ‘takdir bedeli’ni ödemediği için şantaja uğrayan tek sanatçı Liszt değildi. Meyebeer şantajcı Heine’nin taleplerine göre çok defa para ödemiş, en son talebi olan beş yüz frank’ı ödemeyince “Die Menge tut es.” şiirinde müziği mahveden kişi olarak anılmıştır. Bankacı amcası Salamon, sürekli maddi sıkıntıdan muzdarip olan Heine’ye “Eğer para sıkıntısı çekiyorsan neden arkadaşlarını tehdit etmiyorsun? Elinde bunu yapacak imkaanlar mevcut” demiştir. (Devrient, Theresa. Jugenderinnerungen, S.330-31) Heine’nin bu tavsiyeyi hayat felsefesi yapıp cebinde Paris’e taşıdığını söylersek mübalağa etmiş olmayız. Heine önemli bir şair olsa da müzikal eleştiri alanında kendini yok etmiş, satın alınabilir bir kalem olmuştur.

Kaynak: Walker, Alan: Franz Liszt: The Virtuoso Years, 1811-1847, Cilt. 1, Ss. 163-4

YORUM YAP

Your email address will not be published.