CSO Açılış Konseri, Yury Revich, Parter’de 1. Yıl!

45 okuma

Herkese merhaba, Parter Dergi’de tam bir yıl önce 29 Eylül 2020’de ilk yazım yayınlanmış. Yani bu ay Parter dergide 1.yılımı kutluyorum. Çok mutluyum. Nice yıllara diyelim. Bu 1 yılda Cihan Bey’in de desteğini ve katkılarını unutamam. Kendisine de buradan bütün destekleri için çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız!

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın açılış konseri afişini görünce inanılmaz heyecanlandım çünkü hem beni çok etkileyen, dinlemeyi çok sevdiğim, hem de icra bakımından son derece zorlu bir everest tırmanışı diyebileceğimiz eserler seçilmişti repertuar olarak. Böyle repertuarlar seçildiğinde eseri çok iyi bildiğimden yani dinlediğimden  olsa gerek, solist, pasajlarını çalarken sanki dondurma yiyormuşum da dondurmam eriyip düşüverecekmiş hissine kapılmadan edemiyorum. Dünyanın en usta virtüözlerinden de dinlesem bu tedirginlik nedense hep oluyor bende. Tabii Itzhak Perlman, Hilary Hahn gibi isimlerde değil.

Yury Revich, sahneye çıkıp Max Bruch’un Sol Minör 1. Keman Konçertosu Op.26’ya daha başlamaya daha hazırlanırken bembeyaz  pürüzsüz bir pasta kremasından farksız görünüyordu, bırakın dondurma gibi eriyip düşmeyi adata “Arkanıza yaslanın ve müziğin keyfini çıkarın” hissini bize yansıtıyor, enstrümanı tutuşu, naif beden dili ve duruşuyla bizi mest ediyordu. 

Zaten Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının yeni konser salonu her türden pastanın servis edilebileceği şekilde 360 derece oval bir tabak gibi tasarlanmıştı. Ağırlıklı olarakl Berlin Filarmoni Orkestrasının konser salonuna benzetilen bu yeni salon çok özel çünkü yapımı sanırım 20 sene sürdü. Hatta Revich’te konser salonumuz için “Mars’tan gelmiş bir uzay mekiğine benziyor” demiş Anadolu Ajansı’na verdiği röportajda.

Salon gerçekten çok şık, şıklığın ötesinde tabii ki akustik konusunda her türlü teknolojik imkandan yararlanılarak inşa edilmiş. Ama ben açılış konserinde nedense 1.kategoride izlememe rağmen yapılan her şeye rağmen, Yury’nin kemanını kulağımın hemen yanında duymak istedim.

CSO ADA ANKARA’nın Ana Salonunda gerçekleşen konseri yine de harika bir akustik ve tonlama ile dinledik. Yine konseri beklerken kahvenizi içebileceğiniz ya da yemeğinizi yiyebileceğiniz son derece postmodern çağın ayak izlerini taşıyan ambiyansa sahip bir kafeterya tasarlanmış. Binanın her gidişimde bende uyandırdığı his yine de fazla gri ve içerisi, lobisi, büyük bir havalimanını andırıyor.

Gelelim gecenin yıldızı Yury Revich’e. Öncelikle Yury Revich 2016 yılından bu yana GOH Ailesi Vakfı’nın kendine ödünç olarak vermiş olduğu 1709 yılına ait bir kemanı çalıyor. Yine kendisine 2015 yılında, Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri tarafından “Yılın En Genç Sanatçısı” Ödülü verilmiş. Viyana Beethoven Center tarafından yılın sanatçısı da seçilen Yury 1991 doğumlu. Henüz 30 yaşında ve 18 yaşında Carnegie Hall’da Daniil Trifonov ile ilk çıkışını yapmış. Daha sonra Tchaikovsky Keman Konçertosu ile La Scala’da ve o zamandan beri de Berlin Filarmoni, Berlin Konzerthaus, Wien Musikverein, Zürich Tonhalle, Wien Konzerthaus, Leipzig gibi çok ünlü yerlerde konserler vermiş. Çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Hatta bugünlerde Chevalier de Saint-Georges’un eserlerini yorumladığı bir enfes bir albüm çıkardı.

Ülkemize de ziyarete gelmekle ne iyi yaptı. Bu sezon daha çok kıymetli konuklar ağırlayacaktır Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, şüphem yok.

Gelelim konsere, Revich kemanı ile, Cemi’i Can Deliorman orkestrası ile çok heyecanlılardı, hepsinin gözleri parlıyordu ve kendilerini bu güzel salonda dinlemeye gelen dinleyiciler için çok iyi hazırlamış oldukları belliydi. 100 sene önce 1920’de aramızdan ayrılan Alman besteci Bruch, keman için yazdığı şeytani derecede zor pasajları, güçlü, tutkulu ve savaş birlikleri gibi yükselen orkestra yazımı ile G minör tonuna ve esere hepimizi hayran bırakıyor zaten bir de usta yorumcularla değmeyin keyfimize.

Max Bruch halk ezgilerini seven bir besteci olduğundan bu konçertonun giriş prelüdü ve diyaloglarında bunu hissedebiliyorsunuz. O kadar melankolik ve tutku dolu melodiler yazmış ve G minör tonunu o kadar güzel dokumuş ki, dinlerken hem armonik olarak hem duygusal olarak kulaklarımdan giren müziğin beynimin sinir hücrelerinden önce kalbime ulaştığını söyleyebilirim. Tabii burada benim bu esere olan bağlılığım ve sevgim bu duygulara sebep oluyor olabilir. Zaten açılış konserine gitme sebeplerimden en önemlisi Bruch ve Korsakov’un Şehrazad (Scheherazade) Senfonik Suiti’nin seslendirilecek olması idi.

1.Keman Konçertosu gerçekten Yury Revich’in usta yorumu ve Cemi’i Can Deliorman yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın güçlü performansı ile sayfalarını hızla çevirdiğiniz, ya sonra diye meraklandığınız ve elinizden bırakamadığınız bir kitap gibi sürükledi bizi ve sona gelindiğinde alkışlar dakikalarca sürdü. Kitabın kahramanları defalarca alkışlandı. Yury Revich harika bir bis ile bitirdi konserini. Spotify kanalından da bize çaldığı varyasyonları dinleyebilirsiniz.

Bruch’un eseri nasıl başladı nasıl bitti anlamadım. Göz açıp kapayıncaya kadar tüm orkestra ve şef Sayın Deliorman ve Revich sağanak bir yağmur gibi yağdılar ve ansızın da bitirdiler eşsiz konçertoyu. Eserin ilk bölümünün kısa olması nedeniyle Max Bruch da konçerto derken çekinirmiş. Herkesin ellerine, ruhuna sağlık diyeyim. Çok teşekkür ederiz.

Bu arada konserin ikinci yarısı 1888 doğumlu, Rus besteci Rimsky Korsakov’un en popüler eseri olan Şehrazad ile devam etti ve bilirsiniz bu eser doğu motiflerinin hâkim olduğu, orkestralama bakımında son derece ustalık örneği olan bir eser. İlham kaynağını Binbir Gece Masallarından almış Korsakov. Hepimizin çocukken okuduğu ya da büyüklerinden dinlediği Şehrazad’ın 1001 gece boyunca Sultan’a anlattığı masallarla hayatta kalma mücadelesini eserde harika bir şekilde yorumlamış Korsakov. Bu eseri ayrı bir yazıda ayrı bir sayıda sizlerle paylaşmak isterim eğer fırsatım olursa çünkü başlı başına incelenmesi gereken nadir eserlerden gerçekten.

Konserin ikinci yarısı gelip de Şehrazad’ın tema müziğini çalan keman solosu başlayınca, baş kemancının yerinde olmak istemedim. Yury Revich’ten sonra çalmak zor olsa gerek, ne kadar usta olursanız olur sağanak bir yağmurun ardından bulutların arasından sızan sıcak bir güneş ışığı her zaman kendisini göstermez.

Evet konserle ilgili daha yazacak çok şey var ama, zaten ülkemizde bu konserleri canlı ya da banttan yayınlayacak bir klasik müzik televizyonumuz yok, ara sıra TRT 2’yi saymazsak tabii, bu nedenle herkesin izleme fırsatı bulamadığı bir konser hakkında yazabileceklerim sınırlı.

Sevgi ve sağlıkla kalın, bir daha ki sayıda görüşmek dileğiyle.

YORUM YAP

Your email address will not be published.