Charles Bukowski

62 okuma

”Üzülme evlat, kaybettiğini sandıkların, kurtulduklarındır belki.” 

“Hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin. Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için. Yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin” 

Bu değerli keskin cümlelerin sahibi Charles Bukowski’dir. Peki kim bu Bukowski? 

Kısaca bahsedecek olursam kendisi tüm yaşamı boyunca birçok yere sürüklenmiştir. Küçüklüğünden itibaren ailesinin elinin tersiyle itelendiği, para kazanması için fiziksel ve psikolojik şiddettin içinde yaşam mücadelesi veren bir çocuktu. Charles, gençliği boyunca utangaçtı ve sosyal açıdan da içine kapanıktı. Yoksulluğun getirdiği durumlar arkadaşları tarafından hep alay konusu olmuştu. Ve böylelikle Bukowski kendini yazmakta buldu. Liseden mezun olduktan sonra yazarlık için edebiyat, sanat ve gazetecilik dersleri aldı. New York’a hayalleri için gitti ve yazdığı kısa öyküler, denemeler sürekli geri çevrildi. Ağır bunalıma giren Bukowski kendini alkole kaptırmıştı. Bu süre zarfında on yıl boyunca hiçbir şey yazmadı. Kısa dönemlik işlerde çalışıp yaşamını devam ettirmeye çalışıyordu. Charles ölümcül derece bir hastalık olan ülsere yakalanmıştı. Uzun süre tedavi gördü ve hastaneden ayrıldığında şiire yönelme kararı aldı. Sonunda şiirleri belirli dergiler ve gazetelerde yer aldı. 46 yaşına kadar yazılarından kazandığı para sadece 80 dolardı. Charlesi tanımamızı sağlayan şey onun için gelen bir iş teklifi oldu. 

1969`da Black Sparrow Yayınevi (Bugünkü adıyla HarperColins/ECCO) sahibi John Martin’den ömür boyu ayda 100 dolar maaş karşılığı çalışma teklifi alan Bukowski postanedeki işinden ayrılır ve tüm vaktini yazarlığa ayırma kararı alır. Bu kararıyla ilgili bir mektubunda şöyle der Bukowski: “İki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim.”Bukowski yaşadığı zorluklar nedeniyle kavgacı bir kişiliğe sahipti. Bu yüzden birkaç kez tutuklandı. Kendine has dili ve özgünlüğüyle Amerikan Edebiyat Dünyasında yerini almıştı. Eserlerinde genellikle toplum dışı insanlar ile depresyonu konu alması ve alkolizme yatkın bir hayat tarzını yansıtmasıyla meşhurdur. Charles’in kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur. Hayranlarının bir kısmı yaşamadan bu tip bir kurgulama yapmasının mümkün olmadığı görüşündedir. Bazı eserlerinde kullandığı Henry Chinaski karakterinin kendi hayatının yansıması olduğu düşünülmektedir. Bukowski, “Ekmek Arası” adlı eserinde çocukluğunu, lise yıllarını ve ailesini, “Factotum” adlı eserinde evden kaçtığı dönemleri, “Kadınlar” adlı eserinde hayatına giren kadınları anlatmıştır. Bukowski, binlerce şiir, yüzlerce kısa hikâye, 6 roman yazmış ve bu esreleri 50’ye yakın kitapta toplanmıştır. Ülkemizde ise ilk kez Sokak Deɾgisi’nde çıkan öyküleri ile tanınan Bukowski’nin eserleri hemen hemen tüm dünya dillerine çevrilmiş ve kendine has bir hayran kitlesi oluşmuştur. Hakkında en çok eser yazılan edebiyatçılardan birisi olmuştur. 

Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi 

Charles’in  kaleme aldığı günlük olan bu eseri aktaracağım. Zamanı masanın başında, bilgisayarının karşısında ve hipodromda at yarışlarını izleyerek geçiyor. Tüm hayatı boyunca yaşadığı umutsuzluğu, kendi içi hesaplamalarını konu alıyor. Çok az bir sayfaya sahip olan bu eser hakkında söylenecek çok da bir şey yok aslında lakin okumaya başladığınız an içinize çekecektir. Büyüsüne kapılacağınız bu eserde şimdiden hayatı sorgulamaya hazır olun! 

“Yaşarken hepimiz farklı tuzaklara yakalanırız. Kimse kaçamaz o tuzaklardan. Bütün hayatını bir tuzakta yaşayanlar bile vardır. Önemli olan tuzağın tuzak olduğunu fark etmektir. Fark edemiyorsan, bitmişsin.” 

1 Yorum

  1. Canım arkadaşım, daha çok yazılarını görme ümidiyle ellerine sağlık 🕊✌🏼

YORUM YAP

Your email address will not be published.