Çalgı Eğitiminde Eser Seçimlerimiz

34 okuma

Bir öğrencinin gelişiminde doğru eser seçimi hayati önem taşır. Biz eğitimciler adeta bu işin doktoru olarak, öğrencilerimizin müzikal ve teknik açıdan geliştirmeleri gereken noktalarını tespit ederek, eksikliklerini giderecek eserler seçme konusunda hassas davranırız. Ülkemizdeki eğitim sisteminin en büyük uyarıcılarından biri olan sınavlardan alınacak birkaç fazla puanı garanti etmek adına, güçlü oldukları alanlarda hakimiyet sağlayabilecekleri eserlere yönlendirmek ya da öğrencilerimizin bu doğrultudaki isteklerine sorgusuz sualsiz evet demek yerine, onları öğrencilik hayatları boyunca kendilerini tamamlayabilmeleri için doğru eserlere yönlendiririz.

Zaman zaman ileri yaşlarda sınıflarımıza katılan, kimi zaman da çok ufak yaştan itibaren elimizde yetişen öğrencilerimizi, içinde bulundukları dönemin ve çevrenin etkileriyle çalışmaları gereken, onlar için en doğru olan eserler konusunda ikna etmede zorluklar yaşayabiliyoruz. Tutkuyla çalmak istedikleri eserlere yaklaştıkça, aslında onlara göre planlarını ya sekteye uğratmış ya da geciktirmiş oluyoruz. Bu tarz durumlarda “arkadaşım bu parçayı geçen sene çalmıştı”, “ben minör tonalite de bir prelüd-füg çalmak istiyorum”, “herkes bu eseri çalıyor zaten ben başka bir eser çalsam olmaz mı?” vb. şekilde pek çok cevaplar alıyoruz. Sevgili gençler, herkes belli bir eseri mutlaka çalışıyorsa ya da öğretmeniniz bazı eserler üzerinde ısrarcıysa, bu seçimler sizin temelinizi sağlamlaştıracağı, daha güçlü bir müzikal ve teknik altyapı sağlayabileceği için olabilir mi? Arkadaşınızdan bir yıl önce ya da sonra… Majör ya da minör ? Bu çıkışlara “çalışacağın parça budur”, “söz söyleme hakkın yok”, “ben ne dersem o olacak” gibi yaklaşımlarla verilebilecek cevaplar ise öğrencilerin özgüveni kırmakla kalmayıp, ileride izleyecekleri eğitmenlik yolu için doğru bir rol model olmayı maalesef engeller. Tatlı bir ikna süreciyle bu sıkıntıları aşabiliriz.

Neyse ki piyanistler olarak çok şanslıyız. Ucu bucağı görünmeyen bir repertuara sahibiz. Dolayısıyla, kimi zaman öğrencimizin gelişimini sağlayacak eserleri sınav ya da konser repertuarından ayrı olarak sunma şansımız var. Ancak yarışmalar için aynı değerlendirmede bulunmam imkânsız. Özellikle büyük yarışmalarda, kendinizi en iyi şekilde ifade edebileceğiniz hakimiyet alanınızdan uzak, temelde sahip olduğunuz teknik ve müzikal altyapının size sunduklarıyla yorumlamanız gereken zorunlu eserlerle karşılaşabilirsiniz. Dolayısıyla, küçük yaşlarda göz ardı ettiğiniz, çalmaktan kaçındığınız ya da yolunuza zorlu bir basamak olarak çıkarılan eserlerle bir gün yeniden baş başa kalabilirsiniz. Zamanı gelince ya da gerekince öğreniriz diyeceksiniz belki ama ben de size bir kitabı ikinci kez okurken algınızın ve konulara yaklaşımınızdaki farkındalığınızın ne kadar artacağını ve gelişmiş olacağını hatırlatacağım. Gelin zorlu yolculuklara, öğretmenlerinizin yönlendirmeleriyle doğru zamanda çıkmaya hevesli olun. Bir eseri ikinci kez çalmak da aynen bir kitabı ikinci kez okumaya benzer. İlerleyen yıllarda çaldığınız bir eseri yeniden ele aldığınızda üzerine katacaklarınızı, yaklaşımınızın ve yorumunuzun ne kadar olgunlaşacağını şimdiden tahmin bile edemezsiniz. Bu durumda öğrencilik sürecinizin sonrasında hazırlanacağınız yarışmalara, katılacağınız seçmelere bir adım önde girme şansına sahip olacaksınız.

Eser seçimleri konusunda özellikle altını çizmek istediğim ve tehlikeli bir yöne gittiğini düşündüğüm bir nokta daha var. Kıymetli öğretim üyelerimizin özverili yaklaşımları, çalışmaları ve çocuklarımızın yapabileceklerine ilişkin ortaya koydukları güven sayesinde, özellikle küçük yaşlarda ileri düzeydeki eserlerin çokça çalınmaya başladığına şahit oluyoruz. Bu eserler icra edildiğinde, icra eden kişinin yaşı ne kadar küçükse, performansın etkileyiciliği bir o kadar büyük oluyor. Tabii bu yaşlarda ileri düzeyde teknik bir eserden beklenti, yüksek oranda eserin bütünlüğünü, yapısını bozmadan gerektirdiği tempoda çalınması oluyor.  Ancak yaşlar büyüdükçe eserler de aynı şekilde hızını korudukça ve ileri düzeyde seçimler devam ettikçe, beklentiler değişmeye başlıyor. Sadece parmakların çok hızlı şekilde sergilendiği performansların ötesinde, eserin kimliğinin, müzikal detayların ve karakterinin tam anlamıyla ortaya konulduğu performans beklentileri oluşuyor. Ancak kişisel ve duygusal gelişimin gerektirdiği süre zarfı ile eserlerin öğrenilme hızı orantılı bir şekilde gitmediğinden, maalesef etkileyici icralar dinlemekten uzaklaşmaya başlıyoruz. Bu durumu mutlaka gözden geçirin sevgili gençler. Hem duygusal gelişiminize hem de teknik kapasitenize uygun eserler çalmak sizi küçültmez, aksine yüceltir.

Sevgili öğrenciler; en başta kendinizi mesleki anlamda artı ve eksileriyle tanımanız, ikinci olarak da öğrencilik yıllarınızın size sunduğu müthiş konforu kullanmanız konusundaki tavsiyemi ısrarla yinelemek istiyorum. Bol bol eser öğrenin. Mesleki doktorlarınız yani öğretmenleriniz eşliğinde ne eksiğiniz varsa üzerine gidin ve size verilen bilgileri, gösterilen yolu keyifle yürüyün.

YORUM YAP

Your email address will not be published.