Bilim Senfonisi

360 okuma

Müziğin hepimiz için anlamı ve önemi farklı, ona ayırdığımız zaman da öyle. Çoğumuz hayatımızı müzik dinleyicisi olarak geçiriyoruz, konserlere gidiyoruz, evimizde dinliyoruz, iş yerimizde, arabamızda, okulda. Bir diğer çoğumuzda icracısı, bestecisi, yaratıcısı, severi, eğitimcisi, seslendireni kısacası profesyoneli olarak zaman geçiriyor müzikle.

Bir müzik sever olarak müziğe zaman ayıran insanlar, yani hobileri arasında müziğin yer aldığı insanlar, bir süre sonra bir enstrüman çalıyor olsa da bunu yaşam boyu sürdüremeyebiliyor bir çok sebebe bağlı olarak. Bir süre sonra zaman ayıramaz hale geliyoruz çoğumuz ve bunu herkes üzülerek dile getiriyor. Henüz kimseden “İyi ki müziği bıraktım. “Piyano çalmaya iyi ki ara verdim.” Diye bir cümle duymadım. İnsanlar genelde bunu yaptıkları için çok üzgün olduklarını, çeşitli sebepler yüzünden bırakmak zorunda kaldıklarını anlatırlar bana. Bu durum beni de çok üzüyor bir eğitimci olarak. Burada dinleyici olmak değil sözünü ettiğim, bir enstrüman eğitimi almak. Kaldı ki zaten müzik dinleme oranı da aynı şekilde etkileniyor bu durumdan.

En önemlisi de müzik eğitimine başlamış bir kişinin, okul yaşamıyla birlikte bu süreci yürütebilme potansiyeli. Çocuklarının okul derslerinin aksayacağına dair endişelenen bir çok veli tanıdım. Sınavda başarısız olma kaygısı yüzünden piyano, keman, flüt her hangi bir enstrüman eğitimine başlayan çocuk, yıllarca emek verip öğrenmeye başlıyor bir enstrümanı ve gireceği bir sınava 1-2 sene kala her şeyi bırakıyor akademik dersler dışındaki. Bu senaryo size de tanıdık geldi mi? Ben çok sık karşılaşıyorum. Müziğin bu dönemlerde yani sınav zamanı, iş yoğunluğu gibi, bir zaman kaybı olduğu fikrine kapılan, buna inanmayı seçen çok insanla tanıştım.

Yukarıdaki senaryonun tam tersine inanan insanlarla da tanıştım elbette. Müziğin ve müzik eğitiminin (bu her şey olabilir, koro, solfej, piyano, keman, gitar, obua, ses eğitimi, bestecilik, müzikoloji, etnomuzikoloji, ses mühendisliği, müzik teknolojileri, şeflik aklınıza ne gelirse) onlara zaman kaybettirmenin aksine, başarılarına ilham kaynağı olduğunu söyleyen, odaklanmalarına yardımcı olduğunu söyleyen, estetik görüş ve algısının arttığını söyleyen, daha disiplinli çalışmayı öğrendiğini söyleyen, yaratıcılığının geliştiğini söyleyen, doğru nefes almayı öğrendiğini söyleyen, dünya tarihini öğrendiğini ve daha bir çoğunu söyleyen insanlar tanıdım. Bu insanlar da çok önemli işler yaptılar, büyük sınavlara girdiler, kazandılar, kaybettiler ama müziği hiç bırakmadılar. Bir çok arkadaşım var farklı alanlarda çalışan ama iyi müzisyen, iyi bir dinleyici olan.

Hatta sizlerin de tanıdığı, ilham aldığı, hayranlık duyduğu insanların bazıları da hayatı boyunca müzikle ilgilendi. Bu ay ki konu başlığımdan da anlayacağınız üzere dünya tarihinde bir çok bilim insanı aynı zaman nobel ödülü kazanan bu başarılı insanlar hem tıp, fizik, edebiyat ya da hangi alan ise, bu alanda dünya tarihine iz bıracak buluşlar yaptılar, hem de hiç müziği bırakmadılar. Hatta Einstein’ın ünlü cümlesini hatırlatmak isterim. “If I were not a physicist, I would probably be a musician.. Yani, Fizikçi olmasaydım, muhtemelen müzisyen olurdum.

Dünya tarihinde nobel ödüllü bir çok bilim insanı ve edebiyatçının bir enstrüman çalıyor olması tesadüf olamaz. Onlar tüm gücüyle yaşamı iyileştirmeye çalışırken arka planda onları destekleyen insanların yanı sıra bir müzik vardı. Çalışmalarını ortaya çıkarırlarken ki süreci bilemiyoruz tabi ancak yine Einstein’ın şu ünlü cümlesi bize ipucu veriyor.

Life without playing music is inconceivable for me.” Müziksiz bir hayat benim için akıl almazdır, düşünülemez gibi çevirebiliriz. Küçük yaşta annesinden keman çalmayı öğrenen Einstein, J.S.Bach, W.A.Mozart ve F.Schubert tutkunu bir bilim insanıydı. Einstein için müzik zihninde canlanan teorilerin çözüme ulaşmasında karşılaştığı zorlukların çözüme ulaşmasında bir araçtı. Sezgisel olarak düşlediği bilimsel fikirleri matematiğe ve kağıda dökme sürecinde müzik ona eşlik edermiş.

Yine Nobel Fizik Ödülü sahibi Werner Heisenberg erken yaşlarda piyano eğitimine başladı. İlerleyen yıllarda bir bilim insanı olsa da hayatı boyunca müzik ona yol arkadaşlığı yaptı. Einstein ile birlikte piyano çaldı. Yine aynı ödüle sahip Max Planck, org ve piyano çalıyordu. Almış olduğu müzik eğitiminin çok çalışmak ve bilim insanı olmak yolunda kendisinin nasıl disiplin sahibi olacağını öğrettiğini söylemiştir. Yine Planck ve Einstein hem müziğe hem de bilime tutkuyla bağlı iki arkadaştılar ve birlikte zaman zaman müzik yaparlardı.

2018 Kimya Nobel Ödülü Sahibi Frances Arnold’da müzik ve bilim ikilisinin birbirlerine olan benzerliklerinden söz ediyor konuşmalarında ve kendisi de piyano ve gitar çalıyor. Beethoven senfonisi ile yaşamın kodlarının karmaşıklığından bahsediyor konuşmasında. Ancak Beethoven’ın senfonisi kadar karmaşık kod yazmak istiyorsak yaşamımız için daha çok çalışmamız gerek diyor.

Tıp alanında Nobel Ödülü sahibi James Allison’ın da bir müzik grubu var.

Kendisi bir müzik grubunun üyelerinin uyumla çalışmasının başarıya ulaşmak için ne kadar önemli olduğu konusunun benzerliğini, bilim alanında çalışırken de gerektiğini vurguluyor. Kendi laboratuvar çalışma arkadaşlarının mükemmel uyumu yakaladığından söz ediyor.

Bu listenin sonu gelmez, çok fazla insan müziği engel değil, köprü olarak görmüş ve başarıya ulaşmışken, bizlerin günümüzde, ülkemizde genelde karşılaştığı yukarıda sözünü ettiğim senaryoların değişeceğini umuyorum.

Bizlerin genelde duyduğu, çocukların bir araya ders çalışmak için geldikleri. Çocuklar genelde ailelerinden bir konuda izin isterken ders çalışacağız diye izin isterler, ve de çalışırlar. Bu elbette çok güzel. Keşke şu tip sorular da duyabilsek. “Babacığım, anneciğim, arkadaşımla hem ders çalışacağız, biraz da müzik yapacağız, (konsere gideceğiz, müzik dinleyeceğiz, düet yapacağız) gibi sorularla izin isterseler ve yaşamlarında müzik her an paylaşım araçları olsa. 1 saat ders çalışıp 30 dakika müzik yapmak, müzik dinlemek, müzik konuşmak zaman kaybettirmez, yukarıda tüm bilim insanlarının edindiği deneyimleri, kazanımları ortaya çıkarır. İki insanın birlikte müzik yapabilir, konuşabilir, dinlediği şeyi tartışabilir hale gelmesi yıllar alabilir. Bu nedenle bu çok önemli bir süreçtir. Bu eğitim sürecinden geçen, istikrarlı bir biçimde müziğe tutkuyla bağlanan bir çocuğun arkadaşıyla akademik dersler dışında paylaşacağı uzmanlık isteyen müzik sanatı, onları başarıya götürecektir.

Müzik eğitim sürecinde edineceğiniz deneyimler, disiplin, ahenk, yaratıcı düşünme gibi yetenekleriniz zamanla gelişip, yaşamınızın diğer alanlarına da ayna olacak, ışık tutacak, etkileyecektir. Yazımı zamanı hepinize müzikle iyi arkadaş olabileceğinizi sağlayacak iyi öğretmenlerle karşılaşmanızı ve müziğe olan sevginizin an be an artmasını dileyerek noktalıyorum.

Kaynak: https://www.nobelprize.org/symphony-of-science/

YORUM YAP

Your email address will not be published.