Beethoven: Op.14 İcrası

218 okuma

Öncesi ve Sonrası

19. Yüzyılın sonlarına doğru Edison gibi girişimciler sayesinde ses kayıtları alınabilir hale gelmiş, ünlü piyanistlerin icralarına ilişkin gerçekler ve efsaneler birbirlerinden ayrılabilmiştir.

1833 doğumlu Brahms’ı 1889 yılında kayda alınmış bir silindirden kısık da olsa duyabilirsiniz. Kayıt alabilen diğer piyanistler içerisinde Pugno 1852, Paderewski 1860, Rosenthal ve Sauer 1862, Rachmaninoff 1872, Hofmann 1876 yıllarında doğmuşlardır.

Peki 18. Yüzyıl? Örneğin Beethoven; eserlerini nasıl icra ederdi?

Bu soruya yanıt verebilmek için elimizde herhangi bir ses kaydı olmaması, konu hakkında asla fikir edinemeyeceğimiz sonucunu çıkarmamalı.

Ünlü bestecinin son on yılında yanında olan Anton Felix Schindler, Beethoven’ın sekreterliğini yapmakla kalmamış, aynı zamanda öğrencisi de olmuştur.

Bestecinin “Benim tanıdığım Beethoven” olarak Türkçeye çevrilebilecek (Beethoven As I Knew Him) başlıklı biyografisini de kaleme alan Schindler, hayatına dair anekdotlar dışında oldukça detaylı bir icra analizine de yer vermiştir.

The New York Times’ın müzik eleştirmenlerinden yazar Schonberg, oldukça kolay bulunabilecek bu biyografiye rağmen pek çok piyanistin bu kaynak ve analizden habersiz olmasını “Büyük Piyanistler” isimli kitabında eleştirmiştir.

Schindler’in Önsözücesi ve Sonrası

Beethoven’ın Op.14 ‘te bulunan iki piyano sonatını, kelimelerin el verdiği ölçüde, nasıl icra ettiğini izah etmek için çabalayacağım.

Beethoven’ın bu iki besteyi çalarken göstermiş olduğu harika performans bir nevi müzikal hitabet sanatıydı. Bir diyaloğun, esnek ses tonuna sahip iyi bir konuşmacı tarafından iki bölüme ayrıldığını hissettiren nüanslar gibi, sonat formunun kontrast renklerini ayıran, ayrıcalıklı bir performans!

Op.14 / 2

Heyecanlı ve ruh dolu başladığı Allegro açılışı, altıncı ölçüde ve aşağıdaki pasajda hafifletirdi:

Burada hafif bir ritardando, temanın nazik sunumu için ön hazırlık görevi görürdü.

Bu bölümün icrası, zarif şekilde gölgelendirilmişti ve takip eden ölçülerde,


Beethoven’ın belirli notaları basılı tutma huyu ile birleşen yumuşak ve süzülen dokunuşunun yarattığı canlı renkler dinleyiciyi büyülerdi.

Takip eden onaltılık nota gruplarında,

Her grubun dördüncü notasını güçlü şekilde vurgulayarak çalar, cümlenin tamamına keyifli bir ifade katardı.

Takip eden kromatik koşuya geldiğinde esas tempoya geri döner ve aşağıdaki pasaja gelene kadar bu tempoyu korur;

Bu ölçüde ise temposu andantino ya döner, basları ve armoninin üst kısmındaki işaretlediğin üçüncü notaları net şekilde vurgulardı.

Dokuzuncu ölçüye geldiğinde, dikkat çekici şekilde basları vurgular, ardından gelen kadansı, ilk tekrara kadar sürdürdüğü orijinal tempoda bitirirdi.

İkinci bölümde, Beethoven La bemol majör ifadeyi, hemen önceki iki ölçünün ritardando ‘su ile sunardı. Bu ifadeyi kuvvetli biçimde vurgulayarak tüm resim üzerine rengarenk parıltılar bırakırdı.

Tizde yer alan aşağıdaki bölümün ilk notalarını kuvvetli şekilde vurgular, nota sürelerini biraz aşacak şekilde de uzun tutarak büyüleyici bir cümle kurardı…

Sol eli ise tuşların üzerinde sürünürcesine bir hareket ile basları hafif şekilde artan bir yumuşaklık ile çalardı. Bir sonraki pasajın bitiş ölçüsünde yer alan decrescendo ‘ya mutlaka bir ritardando eşlik ederdi.

Aşağıdaki yeni cümleye andante tempoda başlardı.

5. ölçüde zayıf bir accelerando ve tonda yükseliş duyulur, 6. ölçüde ise orijinal tempo ’ya geri dönerdi. İlk bölümün geri kalanın da başta sürdürdüğü tempo ile devam ederdi.

Beethoven, bu ufak tempo farklılıklarını muazzam şekilde hazırlar, sunuşta dinleyiciyi büyülerdi. Kendimi doğru ifade edebiliyorsam eğer, tam olarak renkleri oldukça zarif şekilde birbirine karıştırırdı.

Kulağa anlamsız gelecek ancak sanatçının kendisini ve eserini ön plana çıkarmak için yapılmış hiçbir karakteristik özelliği barındırmayan bu zarif tempo dokunuşları, birinci bölümün ruhunu hissedebilen dinleyicilere ilk bölümü tekrar etmemelerini tavsiye eden cinstendi.


Op.14 / 1

Mi majör diğer sonat (Op.14) ‘ın icrası ile ilgili birkaç ölçü üzerinde açıklama yapmak isterim.

Birinci Allegro bölümün 8. ve 9. ölçüsünde,

tempoyu düşürür, tuşlara daha forte basar ve işaretlediğim notaları daha uzun basılı tutardı. Bu suretle parçaya tarif edilemez bir samimiyet katardı.

10. ölçüde,

orijinal tempoya geri döner, kuvvetli vurgulamaları devam ettirirdi.

Bir sonraki ölçü,

Hem diminuendo hem de bir nebze yavaş çalınır, takip eden 12. ve 13. Ölçülerde de aynı prensip devam ederdi.

Orta bölümün sunumunda,

Sohbet duygusal bir hal alırdı. Yaygın temponun andante olmasına rağmen düzenli şekilde sürdürülmezdi; her zaman önceki prensip tanıtılır, ilk notalarda hafif durak sanırdı:

Aşağıdaki ölçüde ise,

Sevinç dolu bir ruh halini ifade ederdi. Sonatın orijinal temposuna dönülür ve ilk bölümün sonuna kadar sürdürülürdü.

İkinci bölüm, aşağıdaki ölçüden itibaren,

Artan bir özgürlük ve genişlik ile icra edilirdi. Artırılan tonlama, zarif pianissimo gölgesinde kalır, belirgin olan diyalog, çaba sarf edilmeden somutlaşırdı.

İkinci bölüm olan allegretto Beethoven tarafından allegro furioso olarak yorumlanırdı.

Aşağıdaki akor dizisinde,

Oldukça uzun sayılabilecek bir süre duraklardı. Devamında temposunda geri dönerdi.

Maggiore ‘de temposu kısmen ılımlıydı. Beethoven burayı oldukça güzel ifade ederdi. Tek bir nota bile eklemez ancak vurgulumalar kullanırdı.

Vurgulama konusunda ifade etmeliyim ki, ufak (çarpma) notalara (appoggiaturas) belirgin şekilde kuvvet katardı. Bunu özellikle minör ikililerde uygulardı.

Sonatın Rondo bölümünde ise Beethoven tempoyu korurdu. Birinci ve üçüncü duraklama ölçülerinde ise ritardando yapardı.

Beethoven, Op.14 ‘te yer alan iki sonatta, ilk sonatı olan Op. 2’de (F minör), Op. 10 ‘da, Pathetique Sonatta (Op.13), Ay Işığı sonatında (Op.27), hemen hemen her bölümün icrasında, duyguların değişimine göre tempoyu da değiştirirdi.

Kaynak:

Schonberg, Harold C. Schonberg, The Great Pianists: From Mozart to the Present, Simon & Schuster; Revised, Updated edition (June 15, 1987)

YORUM YAP

Your email address will not be published.