Beethoven ile Sohbet

225 okuma

Çek asıllı besteci ve müzik öğretmeni Johann Wenzel Tomaschek, kardeşi ile beraber 10 Ekim 1814 tarihin de Beethoven’ı ziyaret etmiştir.

Meyerbeer’in ‘Die beiden Caliphen’ operasını çekiştirmek dışında müzik ile alakalı pek çok farklı konu konuşmuşlardır.

Tomaschek, Beethoven’ın işitme kaybını, otobiyografisin de ‘Şansız adam bugünler de işitme ile ilgili problem yaşıyor, anlaşılmak istenen birinin konuşmak yerine bağırması gerekiyordu.’ cümlesi ile ifade etmektedir.

Kendisi ile özleşmiş meşhur dağınık saçına ait kayıt ise şöyle idi; “Bizi kabul ettiği oda muhteşem şekilde döşenmişti; rastlantı olsa gerek, saçları gibi darmadağın ve düzensizdi.”

Bu ziyaret ile 24 Kasım tarihinde ki ikinci ve son ziyaretine ilişkin konuşmanın metni aşağıdaki gibidir:

Tomaschek (T) : Bay Beethoven, sizi rahatsız ediyorsam beni lütfen bağışlayın. Ben Kont von Bucquoy hizmetinde çalışan Praglı besteci Tomaschek; kardeşim ile sizi ziyaret etme küstahlığını gösterdim.

 Beethoven (B) : Sizinle tanışmış olmaktan çok memnunum, beni rahatsız etmiyorsunuz.

T. Yoğun şekilde çalıştığınızı görüyorum.

B. Öyle olmak zorunda değil mi? Aksi halde itibarım ne olur?

T. Bu akşam yeni bir opera sahne alıyormuş. Müziği Seyfried bestelemiş, gidip izlemeye pek hevesli olduğumu söyleyemem.

B. Neden, ne yapmalı? Diğerleri ile beraber onun gibi bestecilerde olmalı. Böyle besteciler olmazsa kitlelerin hali ne olur?

T. Meyerbeer isminde genç ve yabancı bir piyanisti sıklıkla işitiyorum, mükemmel piyano çaldığı söyleniyor.

B. Evet, bana da onun hakkında harika şeyler söylediler, gidip dinleme şansım olmadı. Üç ay Viyana’da kalsın, ününün ne hale geleceğini o zaman görelim. Yeni olan her şey burada insanları memnun etmeye yetiyor.

T. Onu şahsen tanıyor musunuz?

B. Battle of Vitoria (Op. 91) eserimin icrası sırasında tanıştım. Viyana’da ki bestecilerin çoğu orkestramda bir şey çalacak kadar kibarlar, bu genç adam da büyük davulları çalmıştı! Ha ha ha ! (Kahkaha atar) Ondan çok memnun kalmamak için nedenlerim var. Sürekli geri kalıyordu. Ona güven olmaz, doğru zaman da elini kaldıracak cesareti yok.


Tomaschek’in 24 Kasım tarihinde, Viyana’dan ayrılmadan bir gün önce Beethoven’a yaptığı ikinci ziyaret.


T. Hoşça kalın demek için geldim.

B. Ayrıldığını sanıyordum. İlk görüşmemizden beri Viyana’da mı kalıyordun?

T. Aspern ve Wagram ziyaretlerim dışında evet. Ve siz, iyi misiniz?

B. Her zaman ki gibiyim, aynı can sıkıntıları ile uğraşıyorum. Burada hayat yok.

T. Konseriniz için yoğun bir çalışma temposundasınız, sizi meşgul etmiyorumdur umarım?

 B. Etmiyorsunuz, geldiğinize sevindim. Ancak haklısınız. Ne sıradan meşguliyetler yaratıyor konser hazırlıkları!

T. Gazetelerden konser gününü ertelediğinizi okudum.

B. Evet, ancak artık her şey kopyalandı. Genel provayı konser günü sabahı yapmak zorundaydım, ben de daha ileri bir tarihi tercih ettim.

T. Tüm bu problemler sürdürülebilir gözükmüyor.

B. Haklısın. Bir kişi, kalan herkesin saçmalıkları ile uğraşmak zorunda kalıyor. Ve önden kaç para harcanıyor? Sanatçılara gösterilen muamele tam bir skandal! Gelirimin üçte birini salon yöneticisine, beşte birini ise hastaneye bağışlamak zorundayım. Şeytan görsün yüzlerini! Bunun gibi tacizler oldukça müziğin özgürce icra edilip edilemeyeceğini sorgulamak zorunda kalıyorum. İnan bana, bunun gibi zamanlarda sanatçılar için yapılabilecek hiçbir şey yok.

T Meyerbeer’in operasına gittiniz mi?

B. Hayır; ancak işler umulduğu gibi gitmemiş. Sen aklıma geldin. Adamın yeteneği ile ilgili düşüncelerin olumlu değildi, görünen o ki haklıymışsın. İlk performanstan sonra tavernaya gelen şarkıcılar ile konuştum. ‘Harika!’ dedim, ‘Bize etkileyici birşeyler verdiniz. Büyük bir hata yaptınız. Böyle kötü bir beste hakkında bu kadar yüceltici konuşmalar yaptığınız için utanmalısınız!’

T. Eseri gördüm. “Hallelujah” ile başlıyor, “Requiem” ile bitiyor.

B. (kahkaha atar). Bestecilikteki durumu piyanistliği için de geçerli. Sıklıkla onu dinleyip dinlemediğimi soruyorlar. Dinlemediğimi söylemek zorundayım ancak fikirlerine güvendiğim yetkin dostlarımın düşüncesine göre sadece tekniği olan, abartılmış bir piyanist.

T. Paris’e gitmeden önce ***** sahnesinde çaldığını duydum. Fazla büyük bir etki yaratmamış.

B. Ne tahmin etmiştim? Bu tarz hayranlıkları iyi bilirim. Burada bir ay daha kalsın, o zaman hakkında neler söyleniyor görelim. En iyi bestecilerin en iyi virtüöz oldukları kabul görmüş bir gerçek; ama daha önce çalışılmış pasajları piyano başında koşturarak çalan dönemin piyanistleri gibi çalabiliyorlar mı? Hey! Hey! Bana anlatma!  Gerçek bir virtüöz, doğaçlama yaparken, bir formu oluşturan ve bir arada tutan eserleri çalar. İçlerindeki fikirler anında kâğıda dökülebilse, boş zaman da yazılmış eserler için kullanıla bilinir. Ben piyano çalmak diye buna derim; gerisi kötü bir şakadan ibarettir.

JOURNAL ARTICLE
A Talk with Beethoven
Johann Wenzel Tomaschek and Ludwig van Beethoven
The Musical Times and Singing Class Circular
Vol. 33, Beethoven Supplement (Dec. 15, 1892)

YORUM YAP

Your email address will not be published.