Batı Müziği ve Barok Dönem

234 okuma

Barok  Dönem (İnci Küpeli Kız- Vermeer,1665)

İnci küpeli kız, Flemenkçe adıyla Meisje met de parel.. Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in başyapıtlarından biridir ve Vermeer’ in resimlerde kullandığı canlı tonlar, parlak resimler, titiz çalışması , resimlerinde tek bir odak noktasının olması ve ışık oyunları özelliklerini bu tablosunda sergilemiştir ve birçok ressamı kendisine bi hayli hayran bırakmıştır.Bu tabloya bazı kesimler tarafından Hollandalı Mona Lisa denmektedir.Bu eser günümüzde Barok Dönemi’nin en önemli eserlerinde biri olarak tasvir edilir.


Rönesans Dönemi (Son  Akşam Yemeği- Da Vinci,1498)

Leonardo, portrelerinde ve kompozisyonlarında daima ruhtan bedene, içten dışa gider ve bize duyguları çehrenin dili ile kuvvetle hissettirir. Resimde; İnsan ruhuna yaklaşan ve ruhu çehreye yansıtıp duyguları bize anlatan  sanatçı Vinci’dir.

Leonardo’nun resim sanatındaki büyüklüğünü anlamak için her şeyden önce, kompozisyon üzerinde ve sonra ışık- gölge üzerinde durmak gerekir . Onun en büyük kompozisyonu Cenacolo (Son Akşam Yemeği) olduğu için bu eserdeki üstünlüğünü belirtmek gerekir.

Son Akşam Yemeği’nin en önemli özelliklerinden biri ise sahip olduğu perspektiftir . Da Vinci, dramatik yoğunluğu artırabilmek ve doğru perspektifi yakalayabilmek adına,bu eserinde çekiç ve çivi kullanmıştır.

Rönesans ve Barok

Rönesans ile gelen yeni tekniklerle değişen resim sanatı anlayışı, Maniyerizm ve sonrasında ‘’Barok Sanat’’ ile klasikleşmiş bir anlayıştan koparak son derece teatral bir anlatıma kavuşmuş ve durağanlığa son vermiştir. Teatral anlatımın yoğun olduğu Barok Dönem, kontrastların birbiri ile uyum içerisinde olduğu ve karşı reformasyonun ifade biçimi olmasına rağmen özgürce özgün bir anlatımı olduğundan Avrupa’da çok önemli bir dönem olup kalıcı değişikliklere sebebiyet vermiştir. Barok’un kelime anlamı ‘asimetrik, alışılmadık’ tır. Rönesans’ın ise ‘yeniden doğuştur’ tur. Bazı kesimler Rönesans için ‘‘Antik Çağa Dönüş’’ olarakta ifade eder.Bununla birlikte Rönesans için oluşu temsil ediyor diyebilirken, Barok için bozuluşu,aykırılığı ve yeniliği temsil ediyor denir.

İki sanat anlayışı  arasındaki diyalektik bağlantıda bu uzantıdan kaynaklanmaktadır. 300 seneye yayılan bu iki sanat dönemi arasındaki diyalektik bağlantıyı en açık ve anlaşılır şekilde vurgulayıp öne çıkardıklarından (teknik farklılıklar, tonlamalar, abartılı imgeler,çizgisel değişimler) büyük önem taşırlar ve incelenebilir kılarlar.Bu bağlantıyı form anlamında en iyi dile getiren ise Heinrich Wölfflin olmuştur.

Wölffin, Rönesans ve Barok Dönem sanat eserlerini yorumlamış insan olarak sanatçının ruhsal durumunun biçim ve biçem konularını belirlemiş olduğu örneklerle açıklayarak estetiğe değişik bir boyut getirmiştir. Karşıtlıkları kullanarak sanat tarihinde klasik dönemler arasındaki farklılıkları açıklamaya çalışmış ve büyük ölçüde başarılı olmuştur. Kendisi 1864-1945 yıllarında arasında yaşamış,  sanat tarihini zenginleştirmiştir.

Rönesans döneminde resimde,heykelde ve mimaride yeni standartlar oluşturuldu. Leonarda Da Vinci gibi dahiler öne çıkmaya başladı. Resimler gerçekliğe yaklaştırıldı, farklı bir boyut kazandı. Çizilen portreler gerçek hayattaki insan silüetine yaklaştırıldı. Rönesans bilim insanlarının etkisiyle yıkılan skolastik düşünce ile bu dönemde realizm, klasisizm ve hümanizm akımına yer verildi.

Bunun yanı sıra gotik üslup zamanla terk edildi. Mimaride yaşanan ilk değişim olan Floransa Katedrali (1420-1436), üslup olarak eski teknik olarak yenidir. Brunelleschi bu eserinde gotik etkiler hissettirir fakat bir süre sonra bu sanatçının da gotik üslubu terk ettiği St. Lorenzo Kilisesi eseri ile ortaya çıkmıştır.

Barok döneminde kendisinden eski dönemlerde olan durgunluk,sıradanlık, hareketsizlik,cansızlık gibi kavramlar kaldırılıp,vücut hareketlerinin fazlalaştırıldığı surat ifadelerinin belirginleştirildiği, aykırılıkların ortaya çıkartıldığı resimler portreler yapılıp dışavurumculuk benimsenmiştir. Barok tamamen tekniklerinin farklılığı abartısı, süslü oluşu ile Rönesans Dönemi’ndeki klasisizm akımına karşı oluşturulmuştur.

Ek olarak Barok Dönemi’nde yaşayıp 17.yy’ın ilk büyük kadın ressamı olan İtalya kökenli  Artemisia Gentileschi benliğini ölümsüzleştirdiği eserleriyle sıra dışı bir perspektif,öyküsel bir anlatım , güçlü kadın karakterler ile duygusal anlatımlar yaparak yeni bir açı oluşturmuştur. En bilinen eseri olan Yudit Holofernes’i Katledişi’nde ‘’Yahudi bir kadın olan Yudit’in halkını kurtarmak için general  Holofernes’i boğazını keserek katletmesini konu alır’’. Ve bu eserde de görüldüğü üzere Gentileschi, kadınların güçlülüğü ve öyküleme tekniği kullanmıştır.

Judith Beheading Holofernes 1598-1599

Barok Dönem Bestecileri

Claudio Monteverdi: (1517- 1643) Barok Dönem müziğini başlatan yetenek olarak tarihe geçmiştir Monteverdi. Opera ve çalgı müziğini geliştirmiştir.1637’de Venedik’in ilk opera binasının açılmasından sonra Monteverdi opera bestelemeye yoğunlaşmıştır ve ; ”ll ritorno d’ Ulisse in patria” ve ”l’lncoronazione di Poppea” eseri günümüze kadar ulaşmıştır. Ayrıca çok yaratıcı olan besteci,  tarih boyunca bu açıdan Shakspeare’ e benzetilmiştir.

Jean Bapsite Lully: (1632-1713) Zamanının en ünlü Fransız bestecisidir Lully. Fransız opera stilinin önemli ismi sayılmıştır. Ayrıca operaların yanında bale için müzik , ayinler için kilise müziği de bestelemiştir ve çok ses getirmiştir.Lully’in en önemli özelliği ise  İtalyan öğelerin Fransızlaşmasını sağlamış olmasıdır.

Arcangelo Corelli: (1653-1713) İtalyan besteci ve keman virtüözüdür.Müzik hayatına 13 yaşında Bologna’da aldığı  eğitim ile başlamıştır. Modern Keman çalma tekniğinin kurucusu olarak bilinir. Kendisinden sonra gelen kemancıları bir hayli etkilemiştir. Baroque albümündeki şarkılar büyük ses getirmiştir fakat Christmas Konçertosu ile ünlenmiştir. Ayrıca Corelli’nin besteleri ”48 trio sonat, 12 keman ve continuo sonat ve 12 koncerti grossi’den ”oluşmaktadır. O, yaptığı bestelerle soyluların da ilgisini çekmeyi başarmış ve yüksek soylu romalılar tarafındanher zaman desteklenmiştir.

Antonio Vivaldi: (1675-1741) ”Kızıl Rahip” adıyla tanınınan besteci, İtalyan ve keman virtüözü ‘dur.Vivaldi; 18. yy’ın ilk yarısının büyük bestecilerindendir. Konçerto stilinin öncüsü denebilir. ‘Salt’ müziğin gelişmesini hızlandırmıştır. Müziği  her zaman yenilikçi ve değişime açık olmuştur. Konçertoları ile tanınan Vivaldi, armonik zıtlıklar, yenilikçi melodiler ve temalarla konçertonun ritmik ve biçimsel yapısını canlandırmıştır. Konçerto’ya yeni bir soluk getirmiştir.En bilinen eseri ise klasik müzik dinlemeyenlerin bile bildiği Dört Mevsim Konçertoları(The Four Seasons) ‘dır.

Johann Sebastian Bach: (1685-1750) Bach müziğine olan hakimiyeti ve entelektüel derinliği sayesinde her zaman saygı duyulan bir besteci olmuştur. Alman kökenli olan besteci, köklü Alman stillerini Fransa,İtalya gibi ülkelerden aldığı ritimlerin form ve yapılarının adaptasyonu ve armoni müzikal motiflerin organizasyonundaki ustalığı ile kendini geliştirmiştir. Kendi zamanında pek üne sahip olmayan Bach, 19.yy’dan bugüne ünlenmiş ve eserleri ile ölümsüzleşmiştir.

George Friedric Handel: (1658-1759) Alman kökenli olan Handel, Barok dönemin Bach ile birlikte en önemli bestecisidir. Opera ve oratoryo gibi dramatik öğeler içeren müzikler yazmıştır. Barok bestecisi olan Handel’in eserleri bazı yönleriyle klasik dönem ( oratoryolarıyla orta sınıfa seslenmesi gibi ), hatta romantik döneminin( operalarında doğayı betimlemesi gibi ) işaretlerini de vermektedir.

Barok Dönem Tiyatroları

Barok döneminde tiyatro sahnesi Rönesans’taki gibi insanlar arası uyumsuzluk – çatışma anlatımını ve nesnellik akımını kaldırıp, sahne tekniğinde yenilikler getirerek  ”dünyanın gelip geçiciliği” perspektifini alegorik biçim ile sembolize edip, savunmuştur ve bu dönemde tiyatro, Avrupa saraylarındaki tüm gösterilere ağırlığı koymuştur.

Örneğin Fransız sarayı, opera   kostümlerinde zenginlik açısından , tarihte her zaman modanın başkenti olan  İtalya’yı  geride bırakmıştır ve daha çok tiyatroya yönelmiştir. Fransa’da burjuvalar kraliyet tiyatrolarındaki gösterilerde bizzat kendileri rol almışlar ; dolayısıyla birbirlerinden daha gösterişli ve zengin gözükebilmek için pahalı kumaşlardan yapılmış, göz alıcı mücevherlerle bezenmiş kostümler kullanmışlardır.Bu yarış ve gösteriş soyluları daha çok tiyatroya itmiş ve yaklaştırmıştır.

Barok opera ve bale en parlak dönemini (1643-1715) yaşamıştır. Dönemin ilk önemli sahne tasarımcısı  olan İtalyan Giacomo Torelli,sahnede karakterleri uçurmak, hava efektlerini taklit etmek ve benzeri şeyler yapmak için makineler tasarlamıştır ve bundan dolayı ”büyük büyücü” lakabını almıştır”. Zamanla Fransız sarayında İtalyanların yerini Fransızlar almaya başlamıştır. Kostümlerde ise, 16.yy genel hatlarını   kabarık ve büzgülü kollarla çemberli iç etek oluşturmuştur.

Kahramanlar diz kapaklarını fiyonklu külot-pantolon tamamlamıştır fakat bu tür külot-pantolonlar günlük yaşamda kullanılmayıp, sadece komik bale kostümlerinde ve komedi oyunlarında sahne-perde kuralına bağlı kalınarak kullanılırdı.

Daha ciddi yapımlarda, Roma kostümleri kullanılmaktaydı. Kahramanların tümü, Roma askerleri tuniklerini anımsatan kısa kostümler giyerdi. Ayrıca  miğferler, Roma’da görülmedik ölçüde uzun tüylü sorguçlarla abartılı bir biçimde süslenerek kullanılır ve çizmelerin boyu baldırların ortasına kadar gelirdi.Tüm bu giysiler aslında Barok Dönemi’nin ne kadar abartılı ve süs anlayışına bezenmiş olduğunu göstermektedir.

Barok Dönemin Önemli Ressamları

Caravaggio: İtalyan ressam olan  Caravaggio, Barok sanat akımının ilk büyük sanatçısı olarak kabul edilir. Caravaggio, güçlü ışık- gölge kullanımı ve resimsel düzenlemeyi dramatik bir açıdan ele alışıyla Barok sanatının en özgün uygulayıcılarından biri olmuşturve bu durum onun popülaritesini artırmıştır.

Resimlerinde 15. yy Avrupa’sından imgeler taşıyan ressamı anlamak için 1500’lerin Avrupası’na bir göz atmak ve o zamanda kullanılan tekniklere bakmak gerekir. O dönemde sanaat zanaat diye bir ayrım yoktu.Sanatın tek alıcısı kiliselerdi.

Katı kurallı sözleşmelerle  resim siparişi verilir , konudan figürlere, kullanılacak renklere kadar her şeyin direktifi doğrudan sanatçıya iletilirdi. Da Vinci bile bu sözleşmelere bağlı kalarak  resimler yapmıştır.

Peter Paul Rubens: Diğer ressamlardan farklı olarak Rönesans hümanizmi ile eğitim alan bir bilim adamı,sanat

koleksiyoncusudur.Kendisi klasik Rönesans hümanizminde eğitim almasına karşın Barok tarzını iyi yansıtmış ve harika eserler ortaya koymuş bir ressamdır.

Resim ve portreleri çok ilgi görüp beğenildiğinden hayatı boyunca popülaritesi oldukça artmış ve birçok ressama göre iyi gelir elde etmiştir.Bununla birlikte yaşamı zenginlik, mutluluk ve başarılarla dolu geçmiştir.

Ayrıca, Rubens’in aklı, bilgisi, görgüsü, kültürü ve konuşma yeteneğinden fazlasıyla etkilenen Arşidük Albrecht, kendisini saray ressamı olarak görevlendirmiştir.

Johannes Vermeer: Ressamın en büyük özelliği mücevher,kumaşlar,tabak çanakları el ile dokunulacak kadar canlı tutup esas anlatmak istediklerinin gizem ve sırlarla dolu olmasıdır.

Işığı ve renk tonlarını ustaca kullanan ressam genelde kadın portrelerini kullanır.Günümüzde de  bazı Paris ve New York’taki özel koleksiyonlarda, en önemlileri müzelerde sergilenmektedir.

Jusepe De Ribera: İspanyol ve gravürcü olan ressam ; İnsana acı veren olay ve durumları  ve insanlığın umutsuzluğu ressamı olarak ün salıp acıyı yer yer bayağılığa kaçan bir gerçekçilikle yansıtmıştır. Ribero’nun eserlerinin bazıları günümüzde Louvre Müzesi, Prado Müzesi ve National Gallery’de sergilenmektedir.

Barok Dönem Müziği

Barok Dönemle beraber çalgı müziği büyük ilerleme göstermiştir. Bu akımın etkisiyle denenen yeni yollar önemli değişimleri de beraberinde getirmiştir. Bu dönemde modern armoni bilgisinin temelleri atıldı ve yaylı sazlar geliştirildi, opera doğdu.

Ses müziği ve çalgı müziğinin birleştirilmesi de Barok döneminde başlamıştır. Eşlik görevi gören sürekli bas çalgılarıyla insan sesi birleşir. Kontrast(zıtlık) oluşturmak amacıyla vokal hareketli ve süslü davranır. 16.yy’ın sona ermesiyle birlikte İtalyan besteciler madrigal adını verdikleri, şiirler üzerine yazdıkları çok sesli müzikler üzerine yoğunlaşmaya başlamıştı.

Monteverdi’nin opera eserleri ve madrigalleri, barok dönemin ilk zamanlarının zirve noktası olmuştur ve ardından gelecek müziğe liderlik yapmıştır denilebilir. Avrupa’ya yayılması ise Alman-İngiliz besteci George Frideric Handel sayesinde olmuştur. Handel, ünlü Messiah oratoryosunu İngiltere’de bestelemiştir.

Sonat, kendini Barok dönemin ilk zamanlarında bulmuş bir başka müzik formudur. İtalya’da sonat, yavaş ve hızlı dans parçalarından oluşan eser veya yavaş-hızlı kontrastlarıyla gelişen eserlere denirdi. İtalya’nın dışında ise süit adı verilen dans parçaları besteleniyordu. Barok dönemde sonatlar kadar yaygın olan süit formu, zamanla popülaritesini yitirmiştir  ve sonat formu kalıcı olmuştur.

İlk sonatlar, ya tek bir enstrüman ya da küçük bir grup için yazılmıştır. Sonat formu gelişiminde Barok dönemin bir başka önemli özelliği ortaya çıkmaya başlamıştır olan Tonalite’dir. Besteciler ve çalgıcılar fonksiyonel tonalite’yi geliştirip çok daha ayrıntılı ve incelikli müziksel süsler uygulamaya başlamışlardır.

Ayrıca Barok, İtalya’da opera denemeleriyle başlamış, süs, abartı ve tezatlık ile birlikte bu döneminde yaygınlaştırılmıştır ve o zamandan günümüze ulaşmıştır.

Sonuç olarak Barok dönemi her ne kadar kendisinden sonra gelen Klasikleşmiş dönemde tenkit edilmemiş, aşağılanmış, beğenilmemiş olsa da dönemin resimlerinde kullanılan farklı tekniklerinden,köklü değişikliklerden  müzikal zenginliklerinden o dönemin mimari yapısından etkilenmiş ve yararlanılmıştır.

Barok Dönemi süsü, abartısı, kontrastları ile döneminden sonra yaşayan birçok besteciyi, ressamı etkilemiştir ve bu durum ressam ve bestecilerin eserlerine de yansımıştır.

Bir eserin Barok dönemine ait olup olmadığını dekorundaki süsleme abartısına bakarak, portrelerdeki figürlerin detaylarını inceleyerek, kiliselerin, kubbelerin vb. daha oval hatlı olmasından gösterişli çeşmelerin ve havuzların olup olmadığından anlayabiliriz.

Kaynakça: 

Çivitci, Ş . (2010). Tiyatro Kostüm Tasarımı ve Oluşum Süreci. Art-e Sanat Dergisi , 3 (5) , 1-27

Suut kemal  Yetkin-Leonardo Da Vinci  sf 634-640

Baroque – Hermann Bauer

Kavukcu, E . (2016). Seçkiler Üzerinden 13.yy’dan 18.yy.’a ” Son Akşam Yemeği” İncelemesi. Sanat Dergisi , 0 (25) , 67-79 . Renaissance and Baroque'(1888)  – Heinrich Wölfflin

Rönesans ve Barok- Özkan Eroğlu

Bryan 1889, cilt. 2, s. 580

KOLEKTİF, KLASİK MÜZİK KOLEKSİYONU, BOYUT YAY., İSTANBUL, 1995-2002.

AYDINTAN Z., EGÜZ S., ÇOK SESLİ MÜZİK EĞİTİMİ LİSE I,II,III, MEB. 1965.

KOLEKTİF, “BACH” KLASİK MÜZİK SERİSİ, MORFA KÜLTÜR YAY., İSTANBUL, 1999

YORUM YAP

Your email address will not be published.