Anekdotlarla Beethoven

462 okuma

Şahsen uzak durulması gereken ancak müziği keyif veren, rahatsız edici, kaprisli ve küstah biri olduğum hakkında oldukça fazla saçmalık duyduğunuza eminim. Bu kötü niyetli ve yalancı ağızları biliyorum; duygu ve düşüncelerimi anlayabilen insanlarla nadiren karşılaştığım, bu yüzden az sayıda dost edindiğim için dünya beni kalpsiz birisi olarak düşünüyorsa yanılıyor.

Beethoven / Louis Schlösser (1 Mart 1823)

Prens Lichnowsky’nin evinde düzenlenecek suarede, yakında Op. 1 olarak yayımlanması planlanan Beethoven’ın ilk üç Üçlüsü, Viyana sanat camiasına tanıtılacaktı. Kalabalık bir sanatçı ve müzik sever topluluğunun yanı sıra fikirleri en çok merak edilen Haydn da oradaydı. Üçlüler tek seferde çalındı ve sıra dışı bir ilgi gördü. Haydn da eserlere övgüde bulundu ancak Do-minör tonalitede olan üçüncüyü yayımlamamasını tavsiye etti. İçlerinde en güzeli olduğuna inandığı üçüncü eseri için verilen tavsiyeye şaşıran Beethoven, Haydn’ın kendisini kıskandığını ve kötü niyetli olduğunu düşündü. İtiraf etmeliyim ki Beethoven bu hikâyeyi bana anlattığında fazla itimat etmedim. Konuyu bizzat Haydn’a sordum ancak verdiği cevap Beethoven’ı doğrular nitelikteydi. Üçüncü eserin halk tarafından kolay ve çabuk anlaşılamayacağını dolayısıyla olumlu karşılık bulamayacağını düşünmüştü.

Ferdinand Ries (1793)

Prens Carl von Lichnowsky ve Kont Werdenberg Beethoven’ın hem arkadaşı hem de patronlarıydı. Prens onu evine konuk olarak kabul etmiş ve Beethoven orada birkaç yıl kalmıştı. Ben onu 1794 yılının sonlarında gördüm. Konuk olmasına rağmen Beethoven’ın şehirde mutlaka bir evi vardı. Prens müzik sevdalısıydı, bestecinin eserlerini elinden geldiği kadarıyla çalar, fırsat buldukça eserlerin teknik zorluklarından yakınırdı. Her cuma sabahı evinde müzik çalınırdı. Bu etkinlikler için Schuppanzigh, Weiss, ünlü çelist Kraft ve Link müzisyen olarak tutulmuştu. Bu buluşmaların birinde besteci Förster, o günün sabahında temize çektiği dörtlüsünü getirmişti. İcraya başlandı ancak ilk bölümün ortasında viyolonsel karıştırdığı için durmak zorunda kaldı. Beethoven, piyanosunu çalarken, ayağa kalktı ve bas kısmını yüksek sesle mırıldandı. Kendisine bu üstün beceri gerektiren durumu sorduğumda bana gülümseyerek şu yanıtı verdi: “Bas bölümü böyle olmalı, aksi takdirde besteci kompozisyondan bir şey anlamıyor demektir” Hem ilk defa gördüğü bir eseri hem de temponun Presto [çok hızlı] olduğunu ekleyip, tüm notaları görebilmenin mümkün olamayacağını söyleyince; “Buna gerek de yok. Dil tanıdık olduğu sürece, hızlı okursanız çok sayıda yazım hatası olabilir, ama onları görmez ve aldırmazsınız” yanıtını verdi.

Franz Wegeler (1793)

Burası çok sıcak. Kışın ılıman geçmesi ve buzun kolay bulunmaması Viyanalıları dondurma bulma konusunda endişelendiriyor. Pek çok önemli insan burada. Devrimin eli kulağında olduğu söyleniyor – ama benim fikrime göre Avusturyalılar siyah bira ve sosise sahip oldukları sürece ayaklanmaz. Banliyölere açılan kapıların akşam saat on da kapanacağı söyleniyor. Askerlerin silahları dolu. Kimse yüksek ses ile konuşmuyor, polis tarafından yakalanmaktan korkuyorlar.

Beethoven / Nikolaus Simrock (2 Ağustos 1794)

Beethoven paranın değeri veya tutumlu olma konusunda hiçbir şey bilmezdi. Bir örnek vermem gerekirse, Prensin yemek saati öğleden sonra dörttü. “Şimdi,” dedi Beethoven ve devam etti, “her gün saat üç buçuk gibi hazır olmam bekleniyor, temiz kıyafetler ve tıraş olmuş şekilde- buna katlanamıyorum” Kurala ayak uydurmak yerine meyhanelerde yemek yemeyi tercih etti. Söylediğim gibi, tutumlu olmak konusunda hiçbir şey bilmezdi. Prens bir yemek esnasında çalışanlarını toplayarak servis zilini Beethoven ile aynı anda çalması durumunda kendisine değil, Beethoven’a öncelik verilmesini emretti. Beethoven bu yemekten hemen sonra kendisine hizmet etmesi için bir uşak tutmuştu. Buna benzer bir başka durum da at binme eğitimlerinde yaşandı. Kısa süren hevesini öğrenen Prens, saray ahırını istediği gibi kullanabileceğini iletti. Beethoven ertesi gün kendine bir at aldı.

Franz Wegeler

Her ikisinin yeteneği ile ilgili konuda fikir ayrılıkları var ancak görünen o ki çoğunluk Wölffl’ün tarafında. Tartışmanın içine girmeden her ikisinin de becerilerini ortaya koymaya çalışacağım. Beethoven’ın icrası tek kelime ile muhteşem ancak daha az incelik içeriyor ve belirsizliğin kurbanı. Doğaçlama konusunda ise fazlasıyla avantaj sahibi. Verilen temayı sıra dışı bir beceriyle hem hafif hem de istikrarlı ve birbirini takip eden fikirler ile gerçekten geliştirebiliyor. Mozart’ın ölümünden beri, ki o bana göre bu alanda kusursuzdu, dinlediğim hiçbir doğaçlama beni bu kadar tatmin etmemişti. Bu konuda Wölffl ona yaklaşamadı. Ama onun da kendine göre avantajları var; imkânsız gibi görünen pasajları inanılmaz kolaylıkla, hatasız ve temiz icra edebiliyor. Seyirciler üzerinde büyük hayranlık uyandıran bu becerisinde müzikal bilgisinin dışında büyük ellerinin de faydasını gördüğünü söylemem gerek. Adagio yorumları ise hem büyüleyici hem de imalı. Kısmen kibirli görünen Beethoven’a göre oldukça doğal görünen Wölffl, cana yakın duruşu ile de avantaj sahibi.

Allgemeine Musikalische Zeitung (22 Nisan 1799)

Güzel, yetenekli ve eğitimli şarkıcı Magdalena Willmann, 1794 yılında düzenlenen Venedik karnavalına davet edilir. Erkek kardeşi Max ile Bonn’dan ayrılarak Venedik’e doğru yola çıkarlar.Graz’da bir konser verdikten sonra Viyanaya geçen kardeşlerin yolu burada ayrılır; Max kalır, Magdalena ise Berlin’e gider. Berlin’de işler istediği gibi gitmeyince Viyana’ya dönen Magdalena kısa süre içerisinde Kraliyet Operası’nda Almanca ve İtalyanca şarkı söylemeye başlar.Beethoven, Willmann ailesi ile olan bağlarını tazeler ve genç şarkıcının güzelliğine olan hayranlığını evlilik teklifi ile sonuçlandırmak ister. Bu hikâye, 1860 yılına kadar yaşamış erkek kardeş Max Willmann’ın kızı tarafından yazara aktarılmıştır. Babasının sık sık bu hikâyeden bahsettiğini ileten kız, halasının bu evlilik teklifini neden geri çevirdiğini şöyle açıklar: “Çünkü çok çirkindi ve de çılgın!” 1799 yılında başka birisiyle evlenen Magdalena’nın mutluluğu kısa sürer. 1801 yılında, oldukça genç yaşta ölür.

Madam S. / Thayer (1860)

Kontez Anna Brunsvik, 1799 yılında ziyaret ettiği Viyana’da, kızları Josephine ve Therese’in Beethoven’dan piyano dersleri almasını arzu eder. La Mara’da 1909 yılında yayınlanan anılarında, Therese dersleri şöyle anlatır: “Viyana’da geçici olarak kaldığımız 18 günde annem, benim ve kız kardeşimin Beethoven ile çalışmamızı istedi. Adalbert Rosti, erkek kardeşimin okuldan arkadaşı, sıradan bir davet ile Beethoven’ın çağrılamayacağını, St. Peter’da bulunan dairesine bizzat gidilmesi gerektiği uyarısında bulunmuştu. Söyleneni yaptık. Elimizde Beethoven sonatları, tıpkı bir öğrenci gibi evine gittik. Büyük besteci bizi oldukça içten karşıladı. Beni akordu bozuk piyanosunun başına oturttu. Çalışımı beğendiği için kaldığımız Erzherzog Carl otelinde ders vermeyi kabul etti. Derslerin bir saat olacağını tahmin etmiştim ancak öğlen on iki’den dört, hatta beş’e kadar sürdü. Bana önceden öyle öğretildiği için sürekli havaya kalkan ve düz duran parmaklarımı indirmekten ve bükmekten yorulmazdı.

Therese Brunsvik, La Mara (1909)

Genç ateşe Georg August Griesinger ile henüz virtüöz bir piyanist olarak tanınan Beethoven, Prens Lobkowitz’in evinde tanışır. Davetliler arasında bir beyefendi ile sohbet eden Beethoven, eser satışları, pazarlık ve düzensiz gelirinden şikâyet ederek kendisine tıpkı Goethe (Cotta) ve Handel (Londra) gibi düzenli ödeme yapacak bir yayıncı aradığını söyler. Karşı tarafın yanıtı şöyledir: “Genç dostum, Şikâyet etmemelisin çünkü sen ne bir Goethe ne de Handel’sin, yakın zamanda da bu mertebede olman beklenmiyor. Böyle ustalar tekrar dünyaya gelmez” Beethoven dudaklarını ısırır, hor gören bir gülümse takınır, yanıt vermez. Lobkowitz, besteci dostunun moralini düzeltmek için “Beethoven, seni kırmak için öyle söylemedi. Çoğunluğun kanısı, bu jenerasyonun öncekiler gibi büyük yazar ve müzisyenler çıkaramayacağı yönünde” der. Besteci yanıtlar; “Ne üzücü ekselansları, henüz tanınmadığım için bana inanmayan ve güvenmeyen kişiler ile konuşamam”

Griesinger / Ignaz Seyfried (Beethoven: Studies, 1853)

Eskiz defterlerini inceleyen birisi, Beethoven’ın dehasının sonsuz üretkenliği hakkında fikir sahibi olabilir. Bu defterler, Hawthorne’un edebiyattaki “Defterler” i gibi, ölüm musluğunu kapatana kadar sürekli akan yeni fikirlerin aktığı bir çeşme gibi. Birbirleriyle alakasız, her türlü kompozisyon için yazılmış, “Bagatelle” ismini verdiği, kimi hiç kullanılmamış tema ve fikirler var. Bu fikirler ve karalamalar o kadar çok ki, yayınlanmış eserleri bunların yanında oldukça ufak bir bölümü kapsıyor.

Nottebohm

Beethoven’ın sağırlık nedeni tam olarak bilinememekle beraber dostu Dr. F. Wegeler’e yazdığı, semptomlarını açık şekilde anlattığı 29 Haziran ve 16 Kasım 1801 tarihli mektuplar ile otopsi raporu dikkate alındığında işitme kaybının iletim tipi – otoskleroz gibi rahatsızlıklardan değil, sinir sistemi ile ilişkili bir hastalıktan olduğu anlaşılmaktadır. Sinir sistemine bağlı sağırlık, işitme sinirlerine hasar veren şiddetli bir enfeksiyon sonucunda gerçekleşebilir.

Dr. L. Ashby Adams / E. Forbes

Beethoven, dostu ve patronu Prens Karl Lichnowsky tarafından kendisine verilmiş değerli İtalya enstrümanlarına sahipti. Bu enstrümanları detaylı şekilde anlatacağım:

Beethoven, dostu ve patronu Prens Karl Lichnowsky tarafından kendisine verilmiş değerli İtalya enstrümanlarına sahipti. Bu enstrümanları detaylı şekilde anlatacağım:

*Cremona’da yaşayan Joseph Guarnerius tarafından 1718 yılında yapılmış bir keman. Şimdi Bay Karl Holz’un himayesinde.

*1667 yılında Nicholas Amati tarafından yapılmış bir başka keman. Ölmeden önce Dr. Ohmeyer, şimdi Bay Huber’in himayesinde.

*1690 yılında Vincenzo Ruger tarafından yapılmış bir viyola. Bay Karl Holz himayesinde.

*1712 yılında Andreas Guarnerius tarafından yapılmış bir viyolonsel. Bay Wertheimber himayesinde.


Enstrümanların arka yüzlerine büyük bir “B” harfi kazınmış. Boyunların altlarında ise Beethoven damgası var. İçlerinde en değerlisi şüphesiz Guarnerius kemanı. Bay Holz, 1000 florin satış teklifini geri çevirmiş.

Alois Fuchs (Aralık 1846)

KISALTMALAR

THA IThayer’s Life of Beethoven, Edited By Elliot Forbes, Princeton University Press, Vol. 1, 1967
THA IIThayer’s Life of Beethoven, Edited By Elliot Forbes, Princeton University Press, Vol. 2, 1967
NotizenFranz Wegeler and Ferdinand Ries, Biographische Notizen über Ludwig van Beethoven. Coblenz, 1838. With a supplement by F. Wegeler. Coblnez, 1845.
AEmily Anderson, Letters of Beethoven. 3 Vols. London, 1961
CWallace, Robin, Beethoven’s Critics: Aesthetic Dilemmas and Resolutions during the Composer’s Lifetime, Cambridge University Press; Reprint edition (January 26, 1990)
Con IAlbrecht , Theodore, Beethoven’s Conversation Books: Nos. 1 to 8 (February 1818 to March 1820), Boydell Press (May 18, 2018)
Con IIAlbrecht , Theodore, Beethoven’s Conversation Books: Nos. 9 to 16 (March 1820 to September 1820), Boydell Press (March 16, 2018)

REFERANSLAR

1. THA II, 849-50

2. THA I, 164

3. THA I, 171

4. A, Vol.1, 18

5. Notizen, 35-6

6. THA I, 205

7. THA I, 232

8. THA I, 234

9. THA I, 240

10. THA I, 251

11. THA I, 252

12. THA I, 264

YORUM YAP

Your email address will not be published.