18. Yüzyıldan Günümüze Duygusal İcra Uygulamaları

122 okuma

Carl Philipp Emanuel Bach’ın meşhur klavye – ya da klavsen – metodu Versuch über die wahre Art das Clavier zu spielen, Türkçe çevirisi ile Klavye Çalmanın Gerçek Yolu, hemen hemen tüm mizsyenler tarafından büyük bir titizlik ile incelenmiştir. Ancak kitabın ilk bölümünde (Berlin Baskısı, 1753, s. 122) Bach’ın icracılara verdiği tavsiye müzisyenler arasında görüş ayrılıkları yaratmaya devam ediyor.

Bu meşhur tavsiyeye göre sanatçı, müziğin içinde var olan duyguları önce kendi içerisinde hissedebilmeli ki dinleyiciye aktarım sağlanabilsin.

Almanca ve Türkçe tercümesi ile tavsiye şöyledir:

Indem ein Musicus nicht anders rühren kan, er sey dann selbst gerührt; so muss er nothwendig sich selbst in alle Affeckten setzen können, welche er bey seinen Zuhörern erregen will; er giebt ihnen seine Empfindungen zu verstehen und bewegt sie solchergestallt am besten zur Mit-Empfindung. Bey matten und traurigen Stellen wird er matt und traurig. Man sieht und hört es ihm an. Dieses geschicht ebenfals bey heftigen, lustigen, und andern Arten von Gedancken, wo er sich alsdenn in diese Affeckten setzet. Kaum, dass er einen stillt, so erregt er einen andern, folglich wechselt er beständig mit Leidenschaften ab. Diese Schuldigkeit beobachtet er überhaupt bey Stücken, welche ausdrückend gesetzt sind, sie mögen von ihm selbst oder von jemanden anders herrühren; im letztern Falle muss er dieselbe Leidenschaften bey sich empfinden, welche der Urheber des fremden Stücks bey dessen Verfertigung hatte.

Müzisyenin, eserin içerisinde yer alan duyguları yaşamadıkça dinleyiciye hissetirmesi de söz konusu değildir. Zorunlu olarak, kendisini de dinleyicide uyandırmak istediği duyguların içerisine taşımalıdır. Böylelikle dinleyiciye kendi fikir ve hislerini aktarabilir. Kederli ve üzücü bölümlerde kendisinin de üzgün olması gerekir. Bu ruh halini onun içerisinde görüp, duyabilmelisiniz. Aynı prensip güçlü, coşkun ve diğer duyguların yansıtılması için de geçerlidir; müzisyen kendisini bu duygulara teslim eder. Bir sonrakini uyandırmadan önce birini zar zor sakinleştirir ve bu nedenle sürekli olarak tutkular arasında gidip gelir. Bu görevi, kendisi tarafından ya da bir başkası tarafından dokunaklı ya da duygusal yapıda bestelenen parçalarda mutlaka yerine getirmelidir. Müzisyen, bestecinin yaşadığı duyguları, kendi içerisinde hissedebilmelidir.

Bach, müzisyenlerin duygusal angajmanları konusunda oldukça net. Ancak yoruma açık olan kısım, eserin icrası esnasında sürekli değişen duygusal dinamiklerin nasıl aktarılması gerektiği ile ilgili. İcracı bu duyguları ‘bedeni’ ile de yaşamalı mı yoksa aktarım sadece müzik ve notalar ile sınırlı mı kalmalıydı?

Klasik teorisyenlere göre vaizler, tıpkı aktörler gibi, kitleleri etkileyebilmek için öncelikle duyguları kendi içlerinde hissedebilmelilerdi.

Marcus Fabius Quintilianus’un 1416 yılında keşfedilen Institutio oratoria isimli eseri (Konuşma veya Vaaz Kurumu) konuya olan ilgiyi artırmış, 17 ve 18. yüzyılda Michel le Faucheur, Géraud de Cordemoy ve Nicolas Malebranche gibi isimlerin eserlerinde, seyirciyi duygusal anlamda yakalayabilmek için kişinin önce duyguları kendi içerisinde canlandırması gerektiği vurgulanmıştır.

Beni ağlatacaksan, kederi önce kendi içinde hissetmelisin.

Horace, Art poetica, v. 102

Johann Joachim Quantz, tıpkı Bach gibi Kral II. ‘Büyük’ Frederick’in (1712-86) saray sanatçılarından birisiydi. Quantz bu görevi 1741-1773 yılları arasında sürdürdü ve 1752 yılında flüt üzerine yazdığı Versuch einer Anweisung die Flöte traversiere zu spielen isimli tezi, sanatçıyı 18. yüzyılın en önemli müzik teorisyenlerinden birisi yapmıştır.

Quantz’a göre müzisyen ile vaiz aynı amaca sahipti; dinleyicilerin kalplerine nüfuz edebilmek, yeni hisler uyandırmak ve onları duygudan duyguya taşıyabilmek.

Bunun nasıl başarılacağı ile ilgili kısım biraz çelişkili ifadeler barındırsa da Quantz, icracının aktarmak istediği duygulara girebilmenin yollarını araması gerektiğini, bir eserin duygusunu yaşayabilmenin zaman ile kazanılabilecek bir yetenek olduğunu vurgular.

Bu bakış açısına sahip önemli diğer isimlerden birisi de Leopold Mozart. 1756 yılında kaleme aldığı ünlü keman metodu Versuch einer gründlichen Violinschule ‘de Mozart, kişinin kendisini ifade edilmek istenen duyguya yerleştirmesi gerektiğini savunur. [Alm. ‘man muss sich in den Affect setzen, der auszudrücken ist’]

Daniel Gottlob Türk ise 1789 yılında yayınlanan piyano metodunda (Klavierschule) şöyle yazar:

Diese Wirkung [den Zuhörer in einem hohen Grade zu rühren], als das höchste Ziel der Tonkunst, kann nur alsdann hervor gebracht werden, wenn der Künstler im Stande ist, sich in den herrschenden Affekt zu versetzen, und Andern sein Gefühl durch sprechende Töne mitzutheilen

Dinleyicide duygu uyandırabilmek müziğin en önemli hedefidir. Bunu başarmanın tek yolu ise icracının aktarılacak duyguyu yaşabilmesi, duyguları müzik ve ses ile dinleyicilere aktarabilmesidir.

Bach’ın 1787 yılında yayınlanan Klavye Çalmanın Gerçek Yolu eserinin genişletilmiş edisyonunda bir dipnot dikkat çekicidir:

Hierbey nehme man sich vor dem Fehler des Allzuschläfrigen und Schleppenden in acht. Man kann durch zu vielen Affect und Melancholie leicht darein fallen

Aşırı duygusallık ve melankolinin neden olduğu yavaş ve sürüklenen bir performans sergileme hatasından kaçının.

Duygusal Uygulamalar

Sulzer’in Allgemeine Theorie [Tür. Genel Teori] isimli yayınında yer alan Vortrag (Musik) [Tür. Ders (Müzik)] isimli makaleye göre becerikli bir şarkıcı ya da keman sanatçısının sadece tek bir notayı tutarak, ton ayarlamaları ile bizi gözyaşlarına boğabilmesi gerekmektedir.

Quantz’a göre güzel bir Adagio icrası için müzisyenin sakin ve melankolik bir duygudurumunda olması, böylelikle bestecinin ruh halini kavrayarak çalması gerekmektedir.

Bestecilerin ve müzisyenlerin müzik içerisindeki duyguları fiziksel olarak yaşamaları, müziğin, rasyonel veya gösteriş niyetinden uzak doğal bir insan faaliyeti olduğu düşüncesini benimsemiş 18. yüzyıl Alman inanışına da uygundur. Bu anlayış, 18. yüzyılda Alman topraklarında müzik icrasının sadece duyguları taklitten ibaret olmadığını, aslında öncelikli olarak duyguları uyandırmayı hedeflediğini de destekler.

C. P. E. Bach’s Empfindungen

Şüphesiz C. P. E. Bach’ın hiçbir eseri bu bestesi kadar şaşırtıcı olmamıştır. Türkçeye ‘Bach’ın Hisleri’ olarak çevirebileceğimiz bu eser besteci hayattayken yayınlanmamıştır. Eser, ismiyle dinamikleri hakkında ipucu veriyor gibi görünse de notalarda ya da pasajlarda herhangi bir belirtme yapılmamıştır.

İcracının karşısında aşması gereken iki engel bulunmaktadır. İlki, eserin doğaçlama yapısı ikincisi de ruhen kavranılması gereken duygusal derinlik ve içerik.

Keman eşlikli edisyonu ele alırsak, yine Bach’ın ikazı aklımıza gelmeli: “Eşlikçi aynı zamanda dikkatli bir dinleyici de olmalıdır”. Bu harika eser, 18. yüzyılın sonunda değişim gösteren müzikal algıyıda bizlere göstermektedir.

Modern Piyano Okulu

Czerny’nin öğrencisi ünlü pedagog Theodor Leschetizky’nin öğrencisi Malwine Bree tarafından kaleme alınan, basımından önce hocasının da onayladığı Leschetizky Metodu her piyanistin kütüphanesinde olması gereken bir yayındır. Bu kitabın ilk bölümü “Piyano Başında Tavır” (Eng. Attitude at the Piano) başlığını taşır. Tekniklere geçmeden önce Leschetizky’nin piyanistlere önemli ikazları olacaktır:

Piyano başında fiyakalı pozlar kabul edilemez. Pozcuların alışılageldik metodu ilhamlı bir şekilde geriye yaslanmak, başlarını havalı şekilde sallamak ve kendinden geçmiş gözlerle büyülü şekilde yukarı bakmaktır. Hemen sonra küçümsercesine bir poz alırlar ya da başlarını tuşlara gömerler. Piyano icrasında duygusal aktarım pozlarla olmaz. İcracı sanatını yüzüyle değil parmaklarıyla gösterir. Eğer içinde gerçekten bu duygular oluşmuşsa, onlar da kendilerini doğal şekilde dışa vuracaktır

Theodor Leschetizky


Kaynaklar:

Oleskiewicz, Mary. “The Flutes of Quantz: Their Construction and Performing Practice.” The Galpin Society Journal, vol. 53, 2000, pp. 201–220.

Maria Bania, Tilman Skowroneck, Affective practices in mid-18th-century German music-making: reflections on C. P. E. Bach’s advice to performers, Early Music, Volume 48, Issue 2

The Leschetizky Method: A Guide To Fine And Correct Piano Playing (dover Books On Music) Malwine Bree, Dover Publications, 1997

CEBALLOS, SARA GROSS. “Sympathizing with C. P. E. Bachs Empfindungen.” The Journal of Musicology, vol. 34, no. 1, 2017, pp. 1–31.

YORUM YAP

Your email address will not be published.